
Sınav sırasında kendini kaybeden öğrencinin dramı. E tabi ben daha bu kadar sıyırmadım; ama yakındır herhalde

Sınav sırasında kendini kaybeden öğrencinin dramı. E tabi ben daha bu kadar sıyırmadım; ama yakındır herhalde
Naruto Shippuuden izleyenler bu çok tatlı açılışı müziğini hatırlayacaktır. Özellikle de nakarat kısmını aoi aoi, ano sora olan kısmı. Biraz uğraştıktan sonra müziği, yani sadece müziği animenin girişinden riplenmiş olarak buldum. Eh, fena değil kalitesi, ayrıca bir soundtrack parçası olmadığından (şimdilik), paylaşmak yasadışı bir şey sayılmaz. Yani en azından ben öyle düşünüyırum.
Anime izleyen birisi değilimdir, nedeni ise başlayınca kurtulamıyorsunuz. Mesela şimdi ben her cuma Naruto Shippuuden’in yeni bölümünün çıkmasını bekliyorum. Tabi Japonca bilmediğim için İngilizce altyazılı olanının çıkmasını bekliyorum mecburen. Vesileyle İngilizcem de gelişiyor (bahaneye bak).
İlk sezonunun bölümlerini bilgisayara indirip, bir gün içerisinde 30 bölüm izledikten sonra ne kadar tehlikeli bir şey olduğunu anladım. Animelerden uzak durun, ben de bu arada Naruto Shippuuden’in ikinci filmi Bonds‘un altazılı versiyonunu bekleyedurayım.
Ne diyorduk, ha şu şarkı. Bir de bu şarkının sözleri var, haddim olmayarak ingilizce olan altyazıdan çevirdim.
:: Müziği indirmek için buraya tıklayın. Dinlerken, aşağıdaki sözlere bakarak söylemeye çalışabilirsiniz, ben başlarda zorlanıyordum; ama sonra alıştım. Rahat rahat Japonca şarkı söylüyorum ![]()
Yazının devamı mevcut, haberin olsun »
Ağu 28
Temel bir gün dünya turuna çıkmış. Olacak iş ya, yamyamların eline düşmüş. Atmışlar kazana pişirmeye başlamışlar. Temel pişerken, aşçı sürekli kepçe ile kafasına vuruyormuş. Kabilenin reisi, “evlâdım, zaten adamı pişiriyoruz, daha niye kafasına vuruyorsun” demiş (reis mi demiş evladım diye?). “Hocam pişiriyoruz; ama adam patatesleri yiyor” demiş.
Bu aralar pek sabit değiliim, bir Yalova, bir İstanbul geziyorum. O yüzden aklımdaki büyük şeylere ne başlayabiliyor, ne de devam edebiliyorum. Bu fıkra da, İstanbul’da bri akşam yemeği sırasında duyduğum, ardından helen “bu Temel de hiç uz durmamış” (uz durmak=yerinde oturmak) yorumu ile beni gülmekten çatlatmış bir fıkra. Paylaşayım dedim
Tabi gördüğünüz üzere, hem kendi sitemi, hem Silent Hill TR‘yi güncelleştiriyorum. Ayrıca Silent Hill 2‘nin Türkçe yamasını da elden geçirmeye devam ediyorum, boş durmuyorum yani. Bunun yanında birkaç grafik çalışmam ile bir-iki de konsept çizimim var. Ayrıca Çağan Irmak‘ın Kabuslar Evi serisini de izliyorum. Yani birkaç gün içinde yeni bir eleştiri ile yine karşınızda olacağım.
Bu arada, beni kırmayan Murat Çileli beye teşekkürlerimi iletirim.