Kurtuluş Günü tadında “Amerika’nın dünyayı uzaylılardan kurtarması” temalı filmlerden bıkmış, artık ucuz senaryolu Holywood filmlerinden gına gelmiş bir insan olarak District 9‘u gösterime girmeden önce ilk duyduğumda osuruktan bir film olacağını düşünmüştüm; ama sonrasında trailer’ını izlemiş ve sorgu odasında “Sadece eve gitmek istiyoruz” diyen bir uzaylı görünce kıvılcımlar çakmıştı…
Sonunda filmi izleme imkânı buldum. İçler acısı bir film. Hani Güneşi Gördüm‘deki gibi dram doluydu. Hikâyesine kısaca değinmek gerekirse, 28 yıl önce Günye Afrika’da bir şehrin üzerine (Amerika’da değil!) bir uzay gemisi gelir, iniş yapmaz; ama iniş yapmadığı gibi hiçbir hareket de göstermez. Uzun ve meraklı bir bekleyişin sonunda ilk teması insanlar yapmaya karar verir ve geminin içine zorla girdiklerinde karşılaştıkları manzara içler acısıdır. Uzun süredir geminin içinde kısılı kalmış karides benzeri uzaylılar açlık ve sefalet içindedirler. İnsanlar hemen sağlık kuruluşları vb. aracılığıyla insani yardım başlatırlar ev uzaylılar bulundukları şehrin kenar mahallesinde District 9 isimli bir bölgeye yerleştirilirler. Tam bir varoş olan bu bölgede yaşamaya başlayan uzaylılar, aradan geçen zamanla birlikte insanların (özellikle de uzaylı silahlarının peşindekilerin) açgözlülüğüyle karşılaşmaya başlarlar.
Yazının devamı mevcut, haberin olsun »



