Beyazperde

Don’t Be Afraid of the Dark

Posted on 23. Ara, 2011 by in Beyazperde

Geçtiğimiz aylar boyunca gerilimini hissedebildiğim yeni çıkan korku/gerilim filmlerinden birkaç tane sayacak olsam sadece Insidious’ı sayabilirdim. O da, korkudan ziyade başarılı bulduğum gerilim atmosferi ve birkaç ‘jump scare’ dediğimiz ani korku sahnesi ile topluyordu. Onun dışında yeni yapımlarda korku adına bir şeyler bulabilmek imkânsız. Kaldı ki içerisinde sözde aşk hikâyelerinden, boş aksiyondan veya çıplaklıktan ibaret [...]

Don’t Be Afraid of the Dark


Geçtiğimiz aylar boyunca gerilimini hissedebildiğim yeni çıkan korku/gerilim filmlerinden birkaç tane sayacak olsam sadece Insidious'ı sayabilirdim. O da, korkudan ziyade başarılı bulduğum gerilim atmosferi ve birkaç 'jump scare' dediğimiz ani korku sahnesi ile topluyordu. Onun dışında yeni yapımlarda korku adına bir şeyler bulabilmek imkânsız. Kaldı ki içerisinde sözde aşk hikâyelerinden, boş aksiyondan veya çıplaklıktan ibaret olmayan film bulabilmek imkânsızlaşıyor ya, o da ayrı konu.

(daha fazla...)

Bag of Bones – Kemik Torbası

Posted on 18. Ara, 2011 by in Beyazperde

Stephen King hayranı olduğumu belirtmeme gerek yok. Zaten yukarıdaki logoda Poe’nun sağındaki Kara Kule çiziminden anlarsınız. Lise yıllarında bir arkadaşımdan ödünç alarak okumuştum Kemik Torbası kitabını. Stephen King’in en iyi romanlarından biri oldu benim için yıllar boyunca (Kara Kule’den sonra tabi ki). Bu el değmemiş eserin filminin çekileceğini geçen ay duydum, e bir Stephen King [...]

Bag of Bones

Stephen King hayranı olduğumu belirtmeme gerek yok. Zaten yukarıdaki logoda Poe'nun sağındaki Kara Kule çiziminden anlarsınız.

Lise yıllarında bir arkadaşımdan ödünç alarak okumuştum Kemik Torbası kitabını. Stephen King'in en iyi romanlarından biri oldu benim için yıllar boyunca (Kara Kule'den sonra tabi ki). Bu el değmemiş eserin filminin çekileceğini geçen ay duydum, e bir Stephen King hayranı olarak da heyecanlandım doğal olarak. Gel zaman git zaman, film çıktı, 720p olarak benim bilgisayarındaki yerini aldı; ama bir türlü izleme imkânı bulamadım. Tabi bu uzun sürmedi ve sonunda iki bölümden oluşan bir TV filmi olarak çekilen Bag of Bones'u izledim. Ne yalan söyleyeyim, artık çocukluğumun geçtiği dönemde kalmış olan o TV filmleri samimiyetini görmek beni hem sevindirdi, hem de bana nostalji yaşattı...

Filminin kitabından daha iyi olduğu tek bir ürün var benim için. Dolayısıyla filmi 'elbetteki değişiklikler yapılmış, bazı bölümler atılmış, bazı yerler de hızlıca geçilmiştir' diyerek izledim, ve bunun karşılığını da fazlasıyla aldım.

(daha fazla...)

Found-Footage Olayı

Posted on 13. Kas, 2011 by in Beyazperde

Found-Footage (buluntu film) terimine denk gelmemiş olanınız yoktur sanırım. Hiç yoktan Blair Cadısını izlememiş, ya da en azından duymamış olanınız yoktur. Bu arada White Night’taki Dr. Patrick Parr karakteri, Blair Witch’teki Rustin Parr karakterine göndermedir. Diptnot Buluntu Film formulünün işleyişi oldukça basit. Birileri çıkıp bir fragman yayınlar, öncesinde birisi “bir gurup kişi ortadan kayboldu, bu [...]

blair
kara-dedeler-full
Apollo 18 Movie

Found-Footage (buluntu film) terimine denk gelmemiş olanınız yoktur sanırım. Hiç yoktan Blair Cadısını izlememiş, ya da en azından duymamış olanınız yoktur. Bu arada White Night'taki Dr. Patrick Parr karakteri, Blair Witch'teki Rustin Parr karakterine göndermedir. Diptnot :D
Buluntu Film formulünün işleyişi oldukça basit. Birileri çıkıp bir fragman yayınlar, öncesinde birisi "bir gurup kişi ortadan kayboldu, bu kasedi bulduk, kasetteki kayıtlar tamamen orjinaldir ve üzerinde hiçbir oynama yapılmamıştır, bla bla bla..." diye ortaya atıp ardından hikâyeyi verirler. En nefret ettiğim şey ise "gerçek bir hikâye üzerine kuruludur" diyerek izleyicide "gerçekten de bulunmuş" hissiyatı yaratmak için verilen acınası çabadır. Uzun yıllar boyunca Blair Cadısı olayının aslını araştıran, hatta varlığına inanan insanlar ile muhabbet edip, "orta çağda mı yaşıyorsunuz, oldu olacak bir de engezisyon kuralım anasını satayım" deyişim de işin başarısını gösteriyor.

(daha fazla...)

The Thing (2011)

Posted on 20. Eki, 2011 by in Beyazperde

Büyük bir John Carpenter hayranı olarak, 1982 yapımı olan The Thing’in aslında bir remake olduğunu biliyorum. Harika bir film olan 82 yapımı The Thing’in öncesinde olanları her zaman merak etmişimdir (tıpkı Ailen filminin öncesinde olanları merak ettiğim gibi, hayret, ona da bir prequel geliyor). Yapımcılar da benimle aynı şekilde düşünmüş olmalılar ki, zaten bir remake [...]

The Thing
the thing

Büyük bir John Carpenter hayranı olarak, 1982 yapımı olan The Thing'in aslında bir remake olduğunu biliyorum. Harika bir film olan 82 yapımı The Thing'in öncesinde olanları her zaman merak etmişimdir (tıpkı Ailen filminin öncesinde olanları merak ettiğim gibi, hayret, ona da bir prequel geliyor). Yapımcılar da benimle aynı şekilde düşünmüş olmalılar ki, zaten bir remake olan muhteşem 82 yapımı filmin remake'i yerine ona bir prequel, yani öncesini anlatan bir film çekelim demişler. Murat Tolga Şen'in Twitter hesabında yazdığı 'şey' ile zaten meyilli olduğum filme gitmeye karar verdim. Ayrıca uzun süredir sinemaya gitmiyor olmamın sebeplerini artık arkamda bırakmam gerektiğini düşünerek iş dönüşü bir sinema atalım dedik. İyi ki de demişiz!

(daha fazla...)

Sayfa 1 / 912345...Son »