Bir süreden beri ilk defa kendime bir sinema keyfi yapmaya karar verdim(Tabi, Sacred 2 oynamaktan neye vakit kalıyor ki? – Öhöm).
Sanıyorum ki uzun süreden beri görsel efekt içermeyen, Hollywood’un kabak tadını vermeyen, kurgusunun kalitesi son saniyeye kadar süren bir film izlememiştim. Akılda kalıcı diyebileceğim en son izlediğim film Shutter Island(Zindan Adası) olmuştu.(Evet, daha Inception’ı izlemedim!)
Avrupa sinemasının kalitesini “La vita è bella(Hayat Güzeldir), Le fabuleux destin d’Amélie Poulain(Amélie), Låt den rätte komma in(Gir Kanıma), Léon, Lola Rennt(Koş Lola Koş), Good Bye Lenin!”…(saymakla bitmeyecek bunlar) gibi filmlerden zaten biliyor olmakla birlikte Loft’u Belçika sinemasının en çok izlenen filmi olması ile seçerek izledim.

Konsol eksklusiv olduğu için muhtemelen hiç oynayamayacağım Dante’s Inferno, Dead Space’in geliştiricileri tarafından yapılmış olan ve EA’nın son bombası olma şerefine erişen bir oyun. Dead Space
Bu filmi buraya taşıyıp taşımakla alâkalı biraz ikilem yaşamadım diyemem; ama son dönem Amerikan sinemasının artık kendini tekrar bile edemediği günlerde ezber bozduran bir film olması gözüme girmesini sağladı.
Bu adamın finalleri yok mu? Oyun oynayıp film mi izliyor? Gibi soruları kendi kendime sormaktayım. Tabi çalıştığım “push push pop pop” gibi konular “görmemiş, programlama öğrenmiş…” gibi tepkiler alabileceğinden pek fazla seçim şansım yok.






