Eleştiri

Siz Kimsiniz?

Posted on 24. Eyl, 2009 by in Eleştiri

Siz kimsiniz? Bu soruya verilmesi gereken cevabı verecek kişi misiniz? Aslına bakılırsa, hayatınızın bir çok yerinde bu sorunun cevabını verme hakkına sahip değilsiniz. Sizin yerinize başkaları bu soruyu cevaplandıracak, ve size kim olduğunuzu söyleyecek. Yani siz, aslında siz değil de, başkalarının size olduğunuzu söylediği kişisiniz… Bir bankaya göre siz, cebinizdeki parasınız… Bir üniversiteye göre siz, [...]

Siz kimsiniz?

Bu soruya verilmesi gereken cevabı verecek kişi misiniz?

Aslına bakılırsa, hayatınızın bir çok yerinde bu sorunun cevabını verme hakkına sahip değilsiniz.
Sizin yerinize başkaları bu soruyu cevaplandıracak, ve size kim olduğunuzu söyleyecek.
Yani siz, aslında siz değil de, başkalarının size olduğunuzu söylediği kişisiniz…

Bir bankaya göre siz, cebinizdeki parasınız…
Bir üniversiteye göre siz, aldığınız notlarsınız…
Siz, bindiğiniz arabasınız…
Siz, cebinizde taşıdığınız telefon markasısınız…
Siz, aldığınız +repsiniz(!)…
Siz, giydiğiniz ayakkabısınız…
Siz, oturduğunuz ev, yaşadığınız semtsiniz…

Siz, gerçekten siz misiniz? Yoksa size dayatılanlar mısınız? Veyahut da, sahip olmaya çalıştıklarınız mısınız?

Siz… Kimsiniz?

Başarısızlığın Getirdiği İnanılmaz Hafiflik

Posted on 15. Tem, 2009 by in Eleştiri

Farketing blog‘unu gezerken karşılaştığım şu yazı ilgimi çekti… Amazon.com’un kurucusu, Jeff Bezos’la yapılmış bir röportajdan: “Bir sürü hata yaptık. İnsanlar iş hatalarına çok fazla odaklanmış durumdalar. Firmalar, başarısızlığın çok pahalı olacağını vurguluyorlar. Başarısız olmak bu kadar maliyetli değil. Bir çok firma için asıl maliyetli olanı fark etmek çok kolay değil: Bir şey yapmayı ihmal etme [...]

<!--:tr-->failure<!--:-->

failure

Farketing blog‘unu gezerken karşılaştığım şu yazı ilgimi çekti…

Amazon.com’un kurucusu, Jeff Bezos’la yapılmış bir röportajdan:

Bir sürü hata yaptık. İnsanlar iş hatalarına çok fazla odaklanmış durumdalar. Firmalar, başarısızlığın çok pahalı olacağını vurguluyorlar. Başarısız olmak bu kadar maliyetli değil. Bir çok firma için asıl maliyetli olanı fark etmek çok kolay değil: Bir şey yapmayı ihmal etme hataları.

[Farketing notu]: Başarısızlık başaramamakla hiç alakalı değil.

* Firmalar para kazanmayı düşünür, hizmet etmeyi değil. O yüzden müşteri hizmetlerine bağlanırken sizin bir embesil olduğunuzu ve hatanın kesinlikle sizden kaynaklandığını imâ eden bir temsilci ile karşılaştığınızda şaşırmayın.
(daha fazla…)

Yazılı Basın Ölüyor mu?

Posted on 02. Mar, 2009 by in Eleştiri

Geçenlerde sabah 08:40 dersinden çıktığımda bir arkadaşımla karşılaştım. Hem biraz muhabbet etmek, hem de yapmamış olduğumuz kahvaltımızı yapmak için Kıraç‘a giderken, hemen altında olan meteksan‘dan o ayın Bilim Teknik dergisini alayım dedim. Arkadaşımın bana “internette var olm, ne diye alıyorsun?” diye sorması ile kafama dank eden bu olayı kaleme alma ihtiyacını nedense haftalar sonra duyuyorum… [...]

Geçenlerde sabah 08:40 dersinden çıktığımda bir arkadaşımla karşılaştım. Hem biraz muhabbet etmek, hem de yapmamış olduğumuz kahvaltımızı yapmak için Kıraç‘a giderken, hemen altında olan meteksan‘dan o ayın Bilim Teknik dergisini alayım dedim. Arkadaşımın bana “internette var olm, ne diye alıyorsun?” diye sorması ile kafama dank eden bu olayı kaleme alma ihtiyacını nedense haftalar sonra duyuyorum…

Gazetelerin kendi internet siteleri var ve haberleri anı anına güncelleniyorlar. Televizyon desen, zaten yazılı basının bir numaralı düşmanlarından. Kitapların ise filmleri ve dizileri var. Yüzüklerin Efendisi veya Harry Potter dediğinizde çoğu kişi filmini izlemiştir; ama kitaplarını okuyan çok az kişi vardır. Gerçi Yaprak Dökümü gibi dizilerin kitap satışlarında önemli bir artış sağladığı da önemli bir gerçek olsa da, dengelemiyor.

Günümüzde yazılı medyaya ilgi duyan, elinde kâğıt hissetmekten hoşlanan kaç kişi kaldı? Artık kitaplar bile PDF formatında. Geçenlerde bir ders kitabı lazım oldu. Arkadaşa MSN üzerinden söyledim bu ihtiyacımı, bana “dur sana kitabı göndereyim” dedi. “Zahmet etme ben gelip alırım, hem görüşmüş oluruz, bir çayını içerim” dedim. Birkaç saniye sonra “falanca kişi sizinle bir dosya paylaşmak istiyor” uyarısı gelince dumur oldum. Yuh be, ders kitapları da artık kitap değil. Hoş, geçen dönem matematik dersime sırf bilgisayar üzerinden çalıştım. Hem kitap, hem çözümler PDF şeklindeydi. Lovecraft‘ın bile bazı kitaparını PDF olarak okudum…

Eskiden gazete alma alışkanlığım vardı; ama artık haber sitelerine istediğim zaman girip takip etmek daha rahat hale geldi. Hem de ücretsiz, “internette var” yani.

Bilim Teknik’in Ocak sayısındaki bir haber de doğrulayıcı nitelikte. “E-Kâğıt Yaşamımızda” isimli haber, çok canımı sıktı. Amazon Kindle gibi aletlerin kullanışlılığına sözüm yok; ama 500 sayfalık bir kitabın elimdeki ağırlığını, sonuna yaklaştıkça incelmesini bir daha hissedemeyecekmiş gibi bir acı duymadım da değil.

Hâsıl-ı Kelam, bazı bilgisayar ve oyun dergilerinin de yazın hayatından çekilmesi ile, gerçek anlamda bir “ölüm” sürecinin başlamış olduğunun dank etmesi çok zor değil. “Son” gelmeden önce, kitapyurdu’ndan bol bol sömüreyim bari…

Matrix’in Sanal Gerçekliği Windows’ta çalışsa ne olur?

Posted on 13. Kas, 2008 by in Eleştiri

Son günlerde uluslararası korsancılığa büyük yardım ve yataklık yaparken, geçenlerde gördüğüm ve gülmekten yarıla yarıla defalarca izlediğim bir videoyu paylaşmak istiyorum. Şimdiye kadar bilgisayar dünyası, yapay zekâ gibi kıyamet senaryoları yazılmış alanların Terminatör‘ün SkyNet‘i ve Matrix‘in sanal gerçekliği, pek çoklarınızın mâlumu olmakla birlikte Windows bilgisayarlarda üretilmemişlerdir. Peki Matrix, windows üzerinde üretilmiş olsaydı, sizce ne olurdu? [...]

Son günlerde uluslararası korsancılığa büyük yardım ve yataklık yaparken, geçenlerde gördüğüm ve gülmekten yarıla yarıla defalarca izlediğim bir videoyu paylaşmak istiyorum. Şimdiye kadar bilgisayar dünyası, yapay zekâ gibi kıyamet senaryoları yazılmış alanların Terminatör‘ün SkyNet‘i ve Matrix‘in sanal gerçekliği, pek çoklarınızın mâlumu olmakla birlikte Windows bilgisayarlarda üretilmemişlerdir. Peki Matrix, windows üzerinde üretilmiş olsaydı, sizce ne olurdu? Buyurun izleyin:

İngilizce bilmeye gerek yok sanırım. İzlemeden önce burayı okuduysanız eğlenceyi biraz bozmuş olabilirsiniz. Sizin için bazı kilit noktaları Türkçe veriyorum.

  • - “Matrix’e hoşgeldin Neo, windows ortamında geliştirilmiş en iyi program”. – “Ne!? Bekle, Windows mu?” -”Evet, Windows XP” (Vista olsaydı ne olurdu acaba :P )
  • - “Matrix iyi çalışır, ama zamanla yavaşlar. Torrent’ler, filmler filan gelir”
  • Ajan Smith donduktan sonra tekrar düzelmez, program kilitlenmiştir :D – “Bu zaman zaman olur, bensiz devam et. Hey, CTRL + ALT + DEL’i dene!”
  • - “Evet Neo, hepimiz er ya da geç bir hata raporu alacağız. Ama önemli olan şu: ‘Hata Raporu Gönder’mek, ya da ‘Hata Raporu Gönderme’mek. Ama asıl soru, ikisinin arasında fark var mı?”
  • - “Kungfu öğrenmem lazım, şimdi!” – “Kungfunun deneme süresi bitti”
  • Özellikle şu Microsoft Office ile tanıştığımız ataç sahnelerine bayıldım.

Şu anda halen gülmekte olduğumdan, videoyu izleyin diyorum.

Sayfa 5 / 6« İlk...23456