Kitap

Dead Space: Martyr (Şehit)

Posted on 27. Mar, 2011 by in Kitap

Geleceği gördük. Ölümden sonraki yaşamla lanetlenmiş bir evren. Hepsi, bizi yeni bir çağa götürüp, kökenimiz ve kaderimizle yüz yüze getiren arkeolojik bir keşfin yapıldığı Yucatán yarımadasının derinliklerinde başladı. Michael Altman kimsenin duymayacağı bir teoriye sahip. Gelmek için asırlar boyunca dünyamızı lanetledi. Bu, sonunda, onun hikâyesidir.

<!--:tr-->dead space martyr<!--:-->

Dead Space Martyr


Geleceği gördük.
Ölümden sonraki yaşamla lanetlenmiş bir evren.

Hepsi, bizi yeni bir çağa götürüp, kökenimiz ve kaderimizle yüz yüze getiren arkeolojik bir keşfin yapıldığı Yucatán yarımadasının derinliklerinde başladı.

Michael Altman kimsenin duymayacağı bir teoriye sahip.

Gelmek için asırlar boyunca dünyamızı lanetledi.

Bu, sonunda, onun hikâyesidir.

(daha fazla…)

Metro 2033 [Kitap]

Posted on 25. Kas, 2010 by in Kitap

Video oyunu ile birlikte büyük çıkış yakalayan Metro 2033, aslında bir kitap. Oyun dünyasını az çok takip edenlerdenseniz, zaten oyunu duymuşsunuzdur. Oyunu duyduysanız, kitapçılarda bulunan kitabı da görmüşsünüzdür. Eğer benim gibi bir kıyamet ve kıyamet sonrası kurguları hayranıysanız ilginizi çekmiştir. Metro 2033, Dmitry Glukhovsky’nin 2002 yılında kendi websitesinden ücretsiz olarak yayınladığı bir roman. Ne garip [...]

<!--:tr-->Metro-2033-book-cover<!--:-->

Video oyunu ile birlikte büyük çıkış yakalayan Metro 2033, aslında bir kitap. Oyun dünyasını az çok takip edenlerdenseniz, zaten oyunu duymuşsunuzdur. Oyunu duyduysanız, kitapçılarda bulunan kitabı da görmüşsünüzdür. Eğer benim gibi bir kıyamet ve kıyamet sonrası kurguları hayranıysanız ilginizi çekmiştir.

Metro 2033, Dmitry Glukhovsky’nin 2002 yılında kendi websitesinden ücretsiz olarak yayınladığı bir roman. Ne garip değil mi? (Ben de burada bir iki hikâye yayınlıyorum :) ) Ama sanırım üne kavuşması oyun olarak ele alındığı zaman olmuş. Oyununun hayvani sistem gereksinimleri yüzünden deneme imkânım olmadı. Yakın zamanda da olacağını zannetmiyorum; ama kitabını bitirdim.

(daha fazla…)

Dan Brown – Kayıp Sembol

Posted on 18. Oca, 2010 by in Kitap

Aylar önce, Kayıp Sembol’ün Lost Solomon kod adıyla Eylül’de orjinal dilinde çıkacağını şuradaki blog girdim ile duyurmuş, hatta İngilizcesini okurum diye de hava atmış(t)ım. İngilizcesinin PDF formatı uzun süre önce elime geçti, okumaya başladım; ama eski kafalı olduğumdan elimde kâğıt hissetmeden olmayacağını anlayarak kitabı almaya karar verdim. Madem kitabı alacağım, almışken Türkçesini alayım da indirim [...]

<!--:tr-->kayipsembol<!--:-->

kayipsembolAylar önce, Kayıp Sembol’ün Lost Solomon kod adıyla Eylül’de orjinal dilinde çıkacağını şuradaki blog girdim ile duyurmuş, hatta İngilizcesini okurum diye de hava atmış(t)ım.

İngilizcesinin PDF formatı uzun süre önce elime geçti, okumaya başladım; ama eski kafalı olduğumdan elimde kâğıt hissetmeden olmayacağını anlayarak kitabı almaya karar verdim. Madem kitabı alacağım, almışken Türkçesini alayım da indirim olur, ucuza denk getiririm dedim. Yaparız, hallederizler birbirini izledi. Kitap yalan oldu. Sonunda, 2010′un ilk günlerinde bir dostum bana kitabın kendisini hediye etti; ve kitap hem 2010′un ilk hediyesi, hem de ilk kitabı oldu. Finallerim bitmeden biraz okumaya başladığım kitabı evde olduğum süre zarfında bitirdim. Gördüm ki, aylar önce bir tek “Solomon” kelimesinden yola çıkarak yürüttüğüm tahminler doğru çıktı. İster inanın, ister inanmayın, buna üzüldüm…

(daha fazla…)

idefix Online Kitap Fuarı ve Fuarlar Üzerine…

Posted on 15. Kas, 2009 by in Kitap

Liseyi İstanbul’da okuduğum yıllarda, elime geçen az bir parayı çarçur eder, sağda solda (genellikle de internet kafelerde) yerdim. Ne zaman ki lise son oldum (ki bizim zamanımızda lise 3′e tekabül ediyordu), biraz kafam çalışmaya başladı ve paramı sinemaya, boğaza nazır kafelerde çay-simit partilerine yatırmaya başladım… Üniversite’yi kazanıp Ankara’ya geldiğimde, özellikle ilk sene sağdan soldan aldığım [...]

Liseyi İstanbul’da okuduğum yıllarda, elime geçen az bir parayı çarçur eder, sağda solda (genellikle de internet kafelerde) yerdim. Ne zaman ki lise son oldum (ki bizim zamanımızda lise 3′e tekabül ediyordu), biraz kafam çalışmaya başladı ve paramı sinemaya, boğaza nazır kafelerde çay-simit partilerine yatırmaya başladım…

Üniversite’yi kazanıp Ankara’ya geldiğimde, özellikle ilk sene sağdan soldan aldığım bursları bana sağlam bir kazık sokan HP dizüstüne yatırdıktan sonra, yavaş yavaş yerine gelmeye başlayan aklım, elimdeki parayı kitaba yatırmam gerektiğine ikna olmaya başladı. Ama gel gör ki, insanın aklı başına geldikçe eline geçen gelir miktarı da azalıyormuş… ve kitap fuarlarının önemini ilk defa Kocatepe Kitap Fuarı’nda idrak ettim. (50 liraya 150 liralık kitap alınca herkesin aklı çalışmaya başlıyor bence)

Tabi, İstanbul’daki o “her ay bir başka yerde açılan kitap fuarlarıyla dolu” güzel günlerden sonra Ankara’da yılda bir-iki defa kitap fuarlarına denk gelmek, özellikle de “aklı başına geldikten sonra” böyle bir muameleye tabi kalmak insanın canını sıkıyor. Şu aralar asgari ücret ile ev geçindirenlerin derdini anlayan üniversite öğrencisi ben, paramı şu anki finansal planımla harcamaya devam edersem 30 yıl sonra Türkiye’nin sayılı zenginlerinden biri olabilirim.

Olabilirdim…

Ta ki…

(daha fazla…)

Sayfa 1 / 41234