‘ Kitap ’ Kategorisi için Yazılar

kayipsembolAylar önce, Kayıp Sembol’ün Lost Solomon kod adıyla Eylül’de orjinal dilinde çıkacağını şuradaki blog girdim ile duyurmuş, hatta İngilizcesini okurum diye de hava atmış(t)ım.

İngilizcesinin PDF formatı uzun süre önce elime geçti, okumaya başladım; ama eski kafalı olduğumdan elimde kâğıt hissetmeden olmayacağını anlayarak kitabı almaya karar verdim. Madem kitabı alacağım, almışken Türkçesini alayım da indirim olur, ucuza denk getiririm dedim. Yaparız, hallederizler birbirini izledi. Kitap yalan oldu. Sonunda, 2010′un ilk günlerinde bir dostum bana kitabın kendisini hediye etti; ve kitap hem 2010′un ilk hediyesi, hem de ilk kitabı oldu. Finallerim bitmeden biraz okumaya başladığım kitabı evde olduğum süre zarfında bitirdim. Gördüm ki, aylar önce bir tek “Solomon” kelimesinden yola çıkarak yürüttüğüm tahminler doğru çıktı. İster inanın, ister inanmayın, buna üzüldüm…

Yazının devamı mevcut, haberin olsun »

Share on Facebook

Liseyi İstanbul’da okuduğum yıllarda, elime geçen az bir parayı çarçur eder, sağda solda (genellikle de internet kafelerde) yerdim. Ne zaman ki lise son oldum (ki bizim zamanımızda lise 3′e tekabül ediyordu), biraz kafam çalışmaya başladı ve paramı sinemaya, boğaza nazır kafelerde çay-simit partilerine yatırmaya başladım…

Üniversite’yi kazanıp Ankara’ya geldiğimde, özellikle ilk sene sağdan soldan aldığım bursları bana sağlam bir kazık sokan HP dizüstüne yatırdıktan sonra, yavaş yavaş yerine gelmeye başlayan aklım, elimdeki parayı kitaba yatırmam gerektiğine ikna olmaya başladı. Ama gel gör ki, insanın aklı başına geldikçe eline geçen gelir miktarı da azalıyormuş… ve kitap fuarlarının önemini ilk defa Kocatepe Kitap Fuarı’nda idrak ettim. (50 liraya 150 liralık kitap alınca herkesin aklı çalışmaya başlıyor bence)

Tabi, İstanbul’daki o “her ay bir başka yerde açılan kitap fuarlarıyla dolu” güzel günlerden sonra Ankara’da yılda bir-iki defa kitap fuarlarına denk gelmek, özellikle de “aklı başına geldikten sonra” böyle bir muameleye tabi kalmak insanın canını sıkıyor. Şu aralar asgari ücret ile ev geçindirenlerin derdini anlayan üniversite öğrencisi ben, paramı şu anki finansal planımla harcamaya devam edersem 30 yıl sonra Türkiye’nin sayılı zenginlerinden biri olabilirim.

Olabilirdim…

Ta ki…

Yazının devamı mevcut, haberin olsun »

Share on Facebook

kapaksonsKayıp Kromozom, son dönem Türk yazarların meylettiği politik-fantastik-kurgu türünün örneklerinden biri. Metruk gibi, standart dışı boyutlarıyla dikkat çekiyor. Nisan 2009 yılında çıkmış olmasına rağmen ancak geçenlerde edinebildim. Geç olsun da güç olmasın :)

Buraya sadece bahsetmeye değer bulduğum kitapları (klasik eserler dışında tabi) yazdığımı da belirtme gereği duyarak biraz konudan bahsedeyim. Kitapta, ölümsüzlük peşindeki insanoğlunun bilimin son imkânlarını kullanarak yaptığı araştırmalar, bunların devletler muvazenesindeki yeri, gizli örgütler, kötü güçler ve pek tabi iyi olanı oldurmaya çalışanlar var. Eskiden büyü ve simya ile gerçekleşen ölümsüzlük arayışı, artık bilimin ilerlemesiyle çeşitli alanlara yayılır. Kayıp Kromozomsa, insanı ölümsüzlüğe götürecek, hastalık, acıkma, yaralanma gibi her türlü aciziyetten kurtaracak anahtardır. Yalnız, bu güç, herkes tarafından iyiye yorulmamakta, bazı güçler kaos ortamını yöneterek bundan rant sağlama peşindedir. Dar bir karakter çevresinde, dinler arası diyalog, ölümsüzlük, kültürler veya ‘medeniyet çatışması’, eğitim, erdemler ve ahlakî değerler sorgulanırken; karakterler de hayatta kalma veya doğru olanın peşinden koşma çabasındalar. Biraz dinler tarihi, biraz medeniyetler çatışması, biraz politika, biraz da komplo teorisi…

Yazının devamı mevcut, haberin olsun »

Share on Facebook