Gaming in/out Home

Most enjoyable gaming experience is usually with friends. That’s something most of us would agree, regardless of the game. I beat first Silent Hill game first time in my friend’s house, with him, playing every Saturday night from 00:00 am to 02:15 am. It was after we clean the house, do the dishes and everyone else goes to bed. Two of us with dictionaries open (we didn’t know much English back then), and on a 15.4″ laptop screen, we enjoyed ourselves.
However, once you part your ways with your friends in terms of living place, it’s nearly impossible to play same games with them. Or with other people.

(more…)

Son Yazılar

Hep Kahır – Cem Karaca

Tarih: 07. Kas, 2009 by in Genel

Flash required


Dur! bırak kaynasın kahvenin suyu,
Bana İstanbul’u anlat nasıldı?
Bana boğazı anlat nasıldı?
Haziran titreyişlerle kaçak yağmurlar ardı
Yıkanmış, kurunurmuydu yine o yedi tepe
Ana şefkati gibi sıcak bir güneşle

İnsanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste,
Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle.
Hep kahır, hep kahır, hep kahır
Bıktım be…

Dur! bırak, kalsın, açma televizyonu
Bana istanbulu anlat nasıldı?
Şehirlerin şehrini anlat nasıldı?
Beyoğlu sırtlarından yasak gözlerimle bakıp
Köprüler, sarayburnu, minareler ve halice öv
Diyiverdin mi bir merhaba, gizlice

İnsanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste
Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle.
Hep kahır, hep kahır, hep kahır
Bıktım be…

Dur! bırak, kımıldama, kal biraz öylece n’olur
Kokun istanbul gibidir, gözlerin istanbul gecesi
Şimdi gel sarıl, sarıl bana kınalım
Gökkubbenin altında ordada beraber
Çok şükür diyerek yeniden başlamanın hayali
Hasretinin çölünde sanki bir pınar gibi

İnsanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste
Yalanda olsa hoşuma gidiyor, söyle.
Hep kahır, hep kahır, hep kahır
Bıktım be…

Metal Fırtına 2-3-4 Cep Boy (Orkun Uçar)

Tarih: 04. Kas, 2009 by in Kitap

metal_firtina_2_3_4Parantez içinde Orkun Uçar yazdım, çünkü iki ayrı Metal Fırtına serisi var, biri Orkun Uçar’ın, diğeri Burak Turna’nın. Bunun sebebi ise ilk kitap olan Metal Fırtına’yı ikisinin birlikte yazmış olması.

İlk kitabı, lise 2′deyken, lise 1 olan bir arkadaştan ödünç alıp okumuştum. Açıkçası çok beğenmiştim o zamanlar. Kitabın kendisini değil, ayrıntılarını, kenar karakterlerini… Sonra bir arkadaşım çıkıp sormuştu “Okudun da ne oldu? Ne kazandın?” diye. Bu bana “Harry Potter okuyanlar maldır” lafzını hatırlattı… Her neyse.

2. kitap çıktı, ardından 3, 4… Ben devam etmedim. Galiba beni ayıplayan arkadaşın etkisinde kalıp bilinçaltında Metal Fırtına’nın okunmaması gereken bir kitap olduğu gibi bir dogma oluşturdum. Asi’nin ikinci kitabı Sarı İstila’yı bekliyorum ve Orkun Uçar’ın ilgili konuda yazdığı yeni bir şey var mı diye derzulya.com‘u takip ederim. Orada 3 kitabın tek kitapta birleştirilip cep boyutunda 12.90 TL fiyatıyla satıldığını görünce kitapyurdu’na abandım anında. Kitabı aldım, bitirdim, ve üzerine bir şeyler yazmam gerektiğini düşündüm…

(daha fazla…)

Bloguma Çoklu Dil Seçeneği…

Tarih: 26. Eki, 2009 by in Genel

Boş bakkal taşak tartar derler ya… Aynı o hesap benimki de.
Oturdum (normal sandalyeye), düşündüm (derin derin), taşındım (mesela yani), dedim ne yapsam diye?…
Sonunda bu blogu Türkçe-İngilizce yapmaya karar verdim. Çok dehşetengiz manyak ötesi derecedeki İngilizcemi sizler paylaşmayı düşündüğümü zennediyorsanız yanıldınız. Yabancılar okusun diye de yazmıyorum.

E peki manyak mı bu adam niye böyle bir şey yapıyor?
Yapıyor işte, yapıyorsa vardır bir bildiği.

Şimdilik bazı sayfaları çeviriyorum. Sonra eski girdileri de çevirmeye başlayacağım. Bundan sonraki girdilerimi de her iki dilde de yayınlayacağım. Hatta bu girdinin de İngilizce’si var!

Uçurtma Avcısı – The Kite Runner

Tarih: 22. Eki, 2009 by in Beyazperde

Ucurtma-AvcisiBir ders için izleyip üzerine bir eleştiri yazısı yazmam gereken Uçurtma Avcısı, bence eleştiriden fazlasını hakediyor. Zaten aslında bir romandan beyazperdeye aktarılmış olan film, Güneşi Gördüm‘ün daha iyi oyunculuklar ve daha oturaklı haliyle çekilmiş versiyonu gibi görülebilir (mi?) desem pek doğru olmaz, ama teşbihde mübalâ yoktur derler. Her neyse…

Birçok insanın hayali olan “kendi yazdığı kitabı basılı olarak görmeyi” yaşadıktan sonra eski bir aile dostundan gelen telefon ile tüm eski anılar Emir(Âmir)’in zaten hiç terketmedikleri zihnine akın eder. Marc Forster gibi tanınmış ve kendini kanıtlamış bir yönetmenin filmi olan The Kite Runner (Uçurtma Avcısı), aslında bir romandan beyazperdeye aktarılmış. (daha fazla…)

Sayfa 48 / 74« İlk...102030...4647484950...6070...Son »