Sinemaya, en son oyundan beyazperdeye geçen bir film olan Max Payne için gitmiştim. Beyazperde için yazılmamış, sonradan onun için yorumlanmış olan filmlerin akıbeti beni genellikle üzer. Ama bazen de güzel sonlarla karşılaşabiliyoruz, mesela, kaliteli bir oyun serisini beyazperdede rezil eden filmlerinden sonra çıkan bir animasyon film gibi.
Resident Evil, neredeyse on yıl önce tanıştığım bir fenomen. İkinci oyunu ile tanıştığım oyun serisi, 3. oyundaki baş karakter Jill Valentine‘a tutulmam ile bir fan daha kazanmış, PC’ye çıkan tüm oyunlarını oynamıştım. Tabi bu kaliteli oyun serisinden daha fazla kâr etmek isteyenlerin beyazperde yorumları ile de karşılaştım. İlk film kötü olsa da, ikinci film olan Resident Evil: Apocalypse ile yavuklum Jill Valentine’ı Sienna Guillory nezdinde perdeye yansıtmaları (evet, Sienna hayranlığım buradan geliyor) filmi sevmeme vesile olmuş, ama yine geçen yıl çıkan Resident Evil: Extinction ile serinin filmlerine karşı olan bütün sevgi ve saygımı yitirmiştim.
Derken, Resident Evil’in dördüncü filmi söylentilerini duymuş, sorup soruşturunca da bir animasyon film yapıldığını öğrenmiştim. Tabi beni de heyecanlı bir bekleyiş sarmıştı. Geçenlerde DVDrip’ini kaçak yollardan elde ederek izledim, ve buraya taşıyacak kadar beğendim.

Resident Evil: Degeneration her ne kadar bir animasyon film olsa da, Beowulf gibi ciddi bir animasyon olduğundan normal bir film gibi izlenebiliteye sahip. Ayrıca animasyon olmanın getirdiği “karakterler üzerinde sınırsız kontrol” ile eski RE filmlerinden çok daha başarılı (Gerçeğe çok yakın modellemelerden bahsetmiyorum bile). Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, o eski saçma sapan Resident Evil filmlerini tamamen unutun. Degeneration, size Resident Evil 4 ve filmler ile kaybettiğiniz o eski RE havasını öyle ustalıkla geri getiriyor ki, bitmesini hiç istemiyorsunuz. RE2 ve RE:Code Veronica X‘ten tanıdığımız Claire Redfield ve yine RE2 ile RE4′ten tanıdığımız Leon S. Kennedy‘nin başrollerini paylaştığı film, RE1′nin mükemmel RE havası ile RE4′ün çok başarılı aksiyonunu bir araya getirmiş ve bu ikisini öyle harmanlamış ki, diyecek bir şey bulamıyorsunuz (Animasyon da olsa “film böyle yapılır işte!” diyebiliriz belki)

Film, Resident Evil 2′den 7 yıl sonrasını, Resident Evil 4′ten ise tam 1 yıl sonrasını konu alıyor. Durum böyle olunca Code Veronica X’ten beri görmediğimiz Claire’i yeniden görmek bazı fanları heyecanlandırabilir. Ki haklılar da, çünkü karşımıza hem fiziksel, hem de karakter olarak olgunlaşmış bir Claire Redfield çıkıyor. Leon ise zaten 1 yıl önce bize unutulmaz bir aksiyon keyfi yaşattığı için karizmasını koruyarak geri geliyor, biraz daha kazanarak gidiyor. Filmin RE2 ve 3′ten 7 yıl sonrasını konu alıyor olması, bize yepyeni bir senaryo sunduğu anlamına geliyor; hem de RE: Extinction gibi fiyasko bir senaryo değil, bildiğiniz kaliteli oyun gibi yeni bir senaryo sunuyor.

Filmin başlangıcında bir havaalanındayız, ilk olarak Claire ile karşılaşıyoruz ve havaalanında ilginç bir şekilde bir zombi(ler) ile karşılaştıktan sonra tüm insanlar kaçarken bir uçağın gelip havaalanına çarparak iniş yapması ilk bölümü tamamlıyor, uçaktan inen zombiler karşısında Claire’in ifadesini tahmin edin artık. Buraya kadar arada gösterilen videolardan da anladığımız gibi insanlara söylenen Raccoon City yalanı pek de tutmamış, birçok kişi şehrin zombi ordusuna dönüştükten sonra yokedildiğine inanıyor. İnsanların biyolojik deneylerde denek olarak kullanılması gibi bir skandal da Hindistan’da baş göstermiş, ortalığı biyolojik terör korkusu sarmış. Anlayacağınız zemin yeni bir RE hikâyesi için daha uygun olamaz!

Leon’un da hikâyeye katılması ile birlikte baştan sonra kusursuz bir aksiyon ve unutulmaz bir hikâye sunan animasyonda, 4. oyundan hatırladığımız (nasıl unutabiliriz ki!) Hunnigan‘ı birazcık daha yakından görme imkânı da buluyoruz. Arada Chris’ten de dem vuran Leon; Ada ve Ashley’den sonra bir kişinin daha kalbini çalıyor(ne ballı herif lan!). T-Virüsü‘nün yanında, animasyonun sonunda “Boss Savaşı” niteliğinde sahneler izleyip mest olmamıza sebep olacak G-Virüsü de var. Ve asıl bombalardan biri olan Claire ile Leon’un arada bir Raccoon City sokaklarında yaşadıkları unutulmaz hayatta kalış öyküsünün karelerini flashback şeklinde hatırlamaları, animasyona son ihtiyacı olan baharatı da katmış, yepyeni bir hikâyenin sunduğu inanılmaz RE deneyimi tamamlanmış.

Tam bir RE bitişi ile biten filmden geriye de güzel vakit geçirmiş olmanın tadının yanında, anforgetıbıllarımın arasında katabileceğim yeni bir karakter, Angela Miller kalıyor: