Çılgınlığın ÖtesiÇılgınlığın Ötesi, Stephen King‘in son kitabı. Orjinal ismi Rose Madder olan kitap Türkçe ismi neden Çılgınığın Ötesi olmuş bilmiyorum. Bana John Carpenter’ın Çılgınlığın Ötesinde (In the Mouth of Madness) filmini hatırlattı açıkçası. Stephen King son kitaplarında gözle görülür bir performans kaybı yaşıyordu diyemeyeceğim, çünkü Kara Kule – Kule‘den sonra okuduğum Cep (Cell) de inanılmaz derecede güzeldi. Ama sonrasında okuduğum Oyun (Gerald’s Game) tam bir fiyaskoydu. Stephen King’in tarzından hiçbir şey taşımamakla birlikte cinselliğin tavan yaptığı bir kitaptı. Adamı kötü hatırlamamak ve zihnimde kalan kötü Stephen King tadından kurtulma ümidiyle Dost Kitabevinden yanında sağlam bir kazık ile bu kitabı almıştım…

Kitabın konusundan kısaca bahsetmek gerekirse eğer; Rosie McClendon isimli bir kadının (aslında kitabın başında ismi Rose Daniels) polis olan kocasından çektiği eziyete bir gün ansızın dayanamayıp evinden çıkıp gitmesiyle başlıyor. Kocasının zaten sallantıda olan akıl sağlığı iyice bozularak karısını aramaya çıkıyor. Rosie’nin kocası Norman, bir polis olduğu için ve polis içgüdülerine fazlasıyla sahip olduğu için bu konuda o kadar da zorlanmıyor gibi.

Halbuki Rosie, kocasından kaçtıkan sonra geçen sürede yeni bir yaşama başlamıştı bile. Hem Norman’ın, hem de Rosie’nin akıl sağlığından bol bol şüphe edeceğiniz kitapta olanları şizofrenik halisülasyonlar olarak da tanımlayamıyorsunuz, gerçek olarak da. Ve itiraf etmek gerekir ki, Stephen King ikisinin arasındaki dengeyi çok iyi sağlamış.

Kitapta sıkılarak okuduğum 20 sayfa dışında genellikle tatlı bir heyecan ile gündelik bir yaşamdan çıkan sürükleyici bir senaryo var. Tamam, “gündelik yaşam” biraz abartı oldu; ama kocasından eziyet çeken bir kadın pek de öyle sürükleyici bir roman olmaz sanırım (aha dayak geliyor | bkz. kocasından eziyet gören hacker kadın). Özellikle de mest olduğum yanı, sonlara doğru bir Kara Kule havasının işlenmiş olması. Kitabın bu yanı, zihnimdeki o kötü tadı silip süpürmekle kalmadı, tadı damağımda (ya da zihnimde, her neyse işte) kaldı. Ve en önemli kısma geliyorum ki, bu adam son yazmasını öğrenmeye başlamış! Bir ara dedim, tamam bu kitabın da güzelce içine edecek; ama sonradan toparladı. Demek ki bazı şeyler olgunlukla oluyormuş :P Eğer ki Stephen King hayranıysanız, kesinlikle okuyun derim; ama Stephen King hayranı değilseniz bence Kara Kule – Silahşör ile başlayın :)