Hakkımda
Tanshaydar
Madem buraya kadar gelip, kim olduğumu merak ettiniz, kırmayıp anlatayım.
Adım Tansel Altınel. Sıradışı zevklere sahip olan sıradan bir bireyim.
Şu anda:
Bilkent Üniversitesinde Bilgisayar Mühendisliği okuyorum.
Kukla Interactive‘de senarist olarak çalışıyorum.
ETGi Grup‘ta yarı zamanlı sistem uzmanı olarak çalışıyorum.
Tansel unisex bir isimdir. Anlamı da aydınlığa ilişkin, sabahla ilgili demektir. Tanshaydar ise Tansel ve Haydar isimlerinin birleşiminden oluşmuştur. Haydar, Arapça’da savaşçı anlamına gelmektedir ve benim gerçek adım değildir. Lisede olduğum dönemde bir deneme sınavında aklıma geldi. Yıllardan beri kullanıyorum.
Bir delinin ‘akıl’ defteri mi?
Uzun hikâye. Zaten anlatsam da bu tanımın ilk defa karşıma çıktığı dönemde yaşadıklarımı, hayatıma kattıklarını bilmeden anlayamazsınız. O yüzden bu tanım, hayatıma en büyük yönü veren Muzaffer isimli bir öğretmen ve bir dost olan kişiye ve o dönem boyunca etrafımda olan insanlara anlamlı gelecektir. Hatta o insanlar için söyleyeyim: Burası T-Rex’in manevî devamıdır.
İş, Güç, Alâka…
Bilgisayar Mühendisliği okuyorum ve yazılım mühendisi-oyun tasarımcısı arasında biriyim.
Programlama
Java, C/C++, PHP, C#, JSP, Verilog, Lex, Yacc, HTML, CSS, ucundan Perl ve Python gibi programlama dilleri biliyorum; ama özellikle ilk üçünde tecrübe sabihiyim. Sıralamayı en iyi bildiklerimden en az tecrübe edindiklerime göre yaptım. Lisede bilgisayar olimpiyatçısıydım. Tübitak Bilim Olimpiyatları*‘nda ilk aşamayı geçtim, yaz kampına katıldım; ama madalya alamadım, millî takıma da çağırılmadım. Yine de yazılım mühendisliğini seviyorum, çalışıyorum. Planlama, tasarlama, kodlama aşamaları her defasında benim için yeni bir heyecandır. Object Oriented ve Event-Driven programming, yaşam tarzımdır.
Tüm kodunu kendim yazdığım ve Java’nın GUI kütüphanelerine oldukça hakim olduğum Bomberman ve Pang oyunları mevcuttur.
Staj yaptığım Bor Yazılım’da MYK(Mesleki Yeterlilik Kurumu) projesinde PHP ve Joomla Framework’ü ile çalıştım. Joomla Framework yapısı üzerinde oldukça büyük tecrübem var. (1.0.2 versiyonundan beri Joomla ile çalışıyorum.)
Amnesia: The Dark Descent için geliştirdiğim ödüllü White Night modunda da yine tek başıma AngelScript ile çalıştım.
İngilizce
Bilkent Üniversitesi’nde hazırlık okudum ve o zamandan beri İngilizce bilgimi geliştirmek için oldukça çalıştım. Silent Hill ve Penumbra serisi, Amnesia: The Dark Descent gibi oyunlara Türkçe yamalar yaptım. Ayrıca Dear Esther için sözleşmeli Türkçe çevirmen olarak çalıştım.
Oyun Dizaynı
Amnesia: The Dark Descent’in üzerine kurulu olduğu HPL2 moturunu kullanarak yaptığım total conversion modu olan White Night ödül aldığı gibi yabancı medyada da büyük ilgi topladı.
Farklı oyun çalışmalarımı ilgili menüden bulabilirsiniz.
Şu anda Kukla Interactive ile birlikte senarist olarak çalışıyorum. İki oyun için yazdığım senaryolar mevcut. Ayrıca The Story of the Curse isimli oyun üzerinde çalışıyoruz.
Yazarlık
İlkokul zamanından beri çeşitli komposizyon ve şiir yarışmalarında derecelerim oldu. En önemlilerinden biri Yalova 3.lüğü ve İstanbul Kıyamet Vakti isimli Türk oyunu için yazdığım fan-fiction olan Meteor Hikâyeleri ile birinciliğim. Ayrıca lise döneminde katıldığım kitap okuma yarışmasında İstanbul derecem mevcut.
Çeşitli
Çeşitli matematik olimpiyatları ve yarışmalarında derecelerim var. Tübitak Proje yarışmasında biyoloji dalında finalist oldum, tabi derece gelmedi.
Bütün bunları bir staj başvurusunda “sitenizde CV’nizi bulamadık” diyen bir hanımefendinin ricası üzerine yazdım; ama bunlar CV formatında değil, örnek almayın.
Genel itibari ile öğrencilik ve yazılım mühendisi olma uğraşı dışında ben bir oyun tasarımcısıyım. İngilizcesi game designer* diye geçer. Özellikle senaryo ağırlıklı oyunlar tasarlıyorum. Çalışmalarım kısmında görebilirsiniz. Aynı zamanda senaristim. Oyunların bir hikâye anlatmaktan ziyade, o hikâyeyi insanlara yaşatmak için kitaplardan daha kötü; ama filmlerden daha iyi araçlar olduklarına inanıyorum. Eğer ki inanmıyorsanız, Dear Esther’i ve Dan Pinchbeck*‘i bir araştırın. Sims oyunlarının yaratıcısı Will Wright ile tamamen zıt görüşteyim.
Okur yazarım. Çok yazarım, yazdığımdan daha çok okurum. Sevdiğim yazarları yazsam hakkımda formatından çıkar burası. Ben Lovecraft diyeyim, siz gerisini anlayın. Okuduğum kitabı kütüphaneme koymayı severim. Geniş bir kütüphanem var, daha da genişliyor.
Sonuçta…
Ben bir yabancıyım ve muhtemelen sizinle hiç karşılaşmayacağız. O yüzden buraya kadar okumuş olmanız beni şaşırttı. Sokakta görürseniz tanımayacaksınız. Yine de burada dünyamın bir parçasını açtım ve misafir oldunuz. Umarım iyi bir ev sahibi olabilmişimdir.
Onun dışında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyorsanız, zaten bu blogtaki yazılarımdan tanıyabilirsiniz beni.
Karakter analizi yapmak isteyenler istihareye yatabilir..
This post is also available in: English








