Metro 2035 [Kitap]

Metro serisinin benim için yeri ayrıdır, hem kitapları, hem de oyunları. Kitapları okumayan, veya okuyamayanlar için elbetteki asıl seri bir anlam ifade etmese de, seriye ilk kitap (2033) ile girip, ikinci kitap (2034) ile devam etmemden dolayı, kitaplar benim için oyunlardan biraz daha önemliydi. Hâliyle, Metro 2035’in kitabının yazıldığı haberi benim için oldukça sevindiriciydi.

Bakmayın önceki kitapları eleştirmiş olmama, insan sevdiğiyle uğraşıyor hep böyle 🙂 Mutluydum yeni bir kitabın geleceğini bildiğim için yani.

Ne var ki, Metro: Last Light oyunu ile birlikte çıkacağı ve Last Light’ın hikâyesinin kitap versiyonu olacağı söylenen kitap, Last Light’tın çıkışından çok sonra bile çıkmamıştı. Sonra, kitabın aslında çıktığını öğrendik; ama İngilizce çevirisi yoktu. İngilizce çeviri 2016’nın Aralık ayında bitti ve yabancı ülkelerdeki insanların bile pek haberi olmadı (Metro fanlarından bahsediyorum, sokaktaki adamın neyden haberi var ki?). Benim de aklımdan çıkmıştı zaten.

İlk olarak bir facebook gönderisinde etiketlenmemle Türkçe çevirisinin de yolda olduğunu öğrenmiş, önsiparişini vermiştim. Kitap elime ulaşır ulaşmaz okumaya başlayamadım, çünkü o ara başka bir kitabı okuyordum ve artık eskisi kadar bölemiyorum kafamı.

Yine de, başladım ve bitirdim.
Ve diyebilirim ki, Metro serisinin son kitabı olan 2035, önceki iki kitabı üst üste koyuyor ve onları geçiyor. Gerçekten de seriyi taçlandıran bir son olmuş.

Bu yazıyı yazmadan önce 2033 ve 2034 için yazdığım yazılara baktım. Önceki kitaplarda eleştirdiğim ne varsa, yazar ya cevap vermiş, ya da yüzüme tükürmüş. Metro 2035, o kadar sert ve o kadar karanlık ki, bir an için kitap okumanın verdiği keyfin yerini olaylardan kaynaklanan gerginlik aldı.

Metro: Last Light’ın Hikâyesi Değil

Evet, en başta bunu belirtmem gerek. Bir röportajda Dimitri’nin kendisi de kitabın aslında Last Light’ın hikâyesini anlatacağını söylediğini düşünürsek, ne noktada böyle sert bir dönüş yaşaması gerekti bilmiyorum; ama bence yerinde bir karar olmuş.

Metro 2035, Metro: Last Light’tan bir yıl sonrasında geçiyor. Yani aslında Last Light 2034’te geçti, ve Metro 2034 kitabında biz Hunter ile Homer’in hikâyesini ve yolculuğunu okurken, Artyom Teşkilat’ta (Order of Rangers / Sparta) görev alıyormuş.

Yani zaman çizelgesinde şunu oturtalım:
2033 Kitap / Oyun
Hunter, Artyom’a Polis’e gitme görevini verir.
Artyom kara derilileri füzelerle bombalayarak yok eder.
Kitap ile oyun hemen hemen aynı.

Metro 2034 / Last Light
Oyunda: Artyom Teşkilat üyesi olarak hayatına devam etmekte, Sparta ile görevlere çıkmakta.
Kitapta: Hunter ile Homer, Metro’yu tehdit eden bir hastalığın kaynağının peşine düşüp, tüm metroya yayılmadan hastalığı durdurmaya çalışmakta.

Metro 2035
Artyom teşkilattan ayrılmış, VDNKh istasyonunda yaşamaya devam ediyor.

Burada hemen şunu eklemek gerekir ki, Last Light’in redux versiyonuna eklenen achievement’larda (başarımlar), Spartan 2034 gibi bir achievement var. Hâliyle, oyun da bunu doğruluyor. Last Light 2034’te geçiyor.

Metro: Last Light Canon Değil

Evet, beni şaşırtan bu oldu.
Metro: Last Light’ı çok sevmiştim. Hikâyesi inanılmazdı, karakter gelişimi harikaydı, oynanış eğlenceliydi, grafikler şahaneydi, sahneler efsaneydi.
Ama beni en derinden etkileyen ise, 2033 sonunda (hem kitapta, hem oyunda) kara derilileri yok ettikten sonra yaşadığımız pişmanlığı bir nebze olsun hafifletmenin, yaptığımız kötülüğü geri almanın bir yolu olmasıydı.
Metro: Last Light’ı iki defa bitirdim, ve ikincisinde de biraz zorlayarak iyi sonu almaya çalıştım.

İşte kitap da iyi sonun değişik versiyonundan devam ediyor.

Canon: Hikâye serisine resmî olarak dâhil edilmiş, yazar tarafından asıl hikâye olarak gösterilmiş hikâye parçası.

Kara Derililer Kitapta Yok

En önemli kısım sanırım bu.
Metro: Last Light’ın hikâyesi olan “hayatta kalmış son kara deriliyi bulmak ve korumak”, Metro 2035’te yok. Kitapta bu kısım tamamen atlanmış. Metro 2035, Metro 2033’ün sonunun üzerine hiçbir şey eklememiş, kara derili meselesini orada bırakmış.

Hâliyle, Last Light’ın ana hikâyesini unutmak gerekiyor önce.

Bu kısım benim kafamı çok karıştırdı; çünkü Last Light’taki kara derili muhabbetini yok saymasına rağmen, geri kalan her şeyi olduğu gibi almış ve Metro 2035 doğrudan Last Light’ın devam kitabı olmuş.

Nasıl mı?

Şöyle:

  • Artyom 2034 yılını Teşkilat’ta geçiriyor.
  • Artyom Teşkilat’a katıldığında, eğitimli bir sniper olan Anna ile tanışıyor. Anna, Melnik’in kızı.
  • Artyom ile Anna yakınlaşıyorlar. (2035’in başında evliler)
  • D6 sığınağını Kızıl Hat’a karşı koruma savaşı dillerden düşmüyor.
  • Melnik (Miller), efsanevi D6 savaşında iki bacağını ve bir kolunu kaybediyor.
  • D6 savaşında Ulman ölüyor.
  • D6 savaşında ştalker ve ranger’ların birçoğu ölüyor. Teşkilat, askerlerinin yarısını kaybediyor.
  • Hunter’dan hâlen haber yok.
  • Kızılların biyolojik silah kullanma girişimi tüm metroda konuşuluyor.
  • Artyom yüzeyde çok zaman geçirdiği için tepkilerle karşılaşıyor.
  • Teşkilat, kendisine ihanet eden asker yüzünden (Lesnitsky ihaneti) biraz paranoyak takılıyor.

Şimdi, bu listeye baktığımızda, hakikaten de karaderiliyi oyundan çıkardığımızda, Last Light doğrudan 2034 senesinde geçen hikâyenin Artyom tarafını anlatıyor, ve Metro 2035 kitabı da buradan devam ediyor.

Bunu kafada oturttuysak, devam edelim.

Metro 2035 Ne Anlatıyor?

Kitaba başladığımız anda huzursuz, huysuz, bıkkın bir Artyom ile karşılaşıyoruz.
Anna ile evlenip VDNKh istasyonuna geri dönen Artyom, istasyon tarafından bir kahraman olarak biliniyor ve belli başlı işlerden muaf tutuluyor. Ne var ki, Artyom’un bir takıntısı oluşmuş. 2033 sonunda, Teşkilat ile haberleştiği telsizden Moskova dışından gelen bir yayın duyduğuna inanıyor ve her gün Ostankino kulesine çıkarak, telsizini kuruyor ve dış dünya ile iletişime geçmeye çalışıyor.
Artyom, insanlığın bir gün yeryüzüne geri döneceğine, ve bu savaştan başka yerlerde de sağ çıkmış birileri olduğuna inanıyor.

Ne var ki, bu inanışı ve inadı yüzünden tüm istasyon Artyom’un kafayı yediğine inanıyor. Ve Artyom’un da bu dedikoduları ve bakışları kale almayıp her gün yılmadan, usanmadan yüzeye çıkıp sinyal beklemesi işleri daha kötüye götürüyor.
Artyom’un Anna ile arası kötü ve radyasyondan ötürü saçları dökülmeye başlıyor. Anna, çocuklarının sakat, veya mutasyonlu doğacağına inanıyor. Artyom çocuk istemiyor, daha doğrusu metroda yaşayan solucanlara bir yenisini eklemek istemiyor.

Yani kısacası, Artyom kapana kısılmış bir hayat yaşıyor. Tek amacı yeryüzüne geri dönebileceklerine dair bir ümit ışığı, başkalarının da hayatta kaldığına dair bir işaret bulabilmek.
Tüm bunlar, bir gün Homer’in çıkıp da VDNKh istasyonuna gelmesi ile değişiyor. İşte tam bu noktada, Metro 2034 kitabı ile Metro: Last Light oyunu birleşiyor. Homer, Hunter ile ilgili kitabını bitirmiş, artık ondan ve Polis’te duyduklarından ötürü Artyom hakkında bir kitap yazmak istiyor. Ne de olsa Artyom bir kahraman, değil mi? Ama Artyom al işte kahramanın dercesine içinde biriktirdiği tüm öfkeyi kusuyor.

Homer, telsizci bir tanıdığının dışarıdan sinyal aldığını söylüyor. İşte orada Artyom ya öfkeyle Homer’in boğazına yapışacak, ya da bunun gerçekliğini doğrulamak, dışarıdan sinyal duyanın ve dışarıda insanların olduğuna inananın bir tek kendisi olmadığını görmek için yola çıkacak.

Ve tüm Metro hikâyelerinde olduğu gibi, yolculuk böyle başlıyor.

Şu noktadan sonra yazacağım her şey spoiler olacağı için, pek anlatmak istemiyorum. Zaten Metro serisinin takipçisiyseniz, ya kitabı çoktan okumuşsunuzdur, ya da ilk fırsatta okuyacaksınızdır. Ama en azından ne beklemeniz gerektiğini biraz söylemiş olayım.

Metro 2035, tüm serideki (oyunlar ve kitaplar) en karanlık ve şiddetli hikâye. Öfke, nefret, ölüm, açlık, seks, yalan, iktidar, kuklalar, ve daha büyük yalanlarla karman çorman olmuş bir hikâye. Bazen diyaloglar o kadar karışıyor ki, bir David Lynch hikâyesine dönüşüyor sanki. Her sayfada bildiğimiz her şeyin koca bir yalandan ibaret olduğunu görüyoruz. Umutlandığımız her sayfanın ardında, tüm ümitler daha büyük bir şiddetle parçalanıyor. Ohaaaa diye nara attığınız yerin üç sayfa sonrasında yine yüzünüze tükürülüyor. Nasıl ya gerçekten böyle miymiş?! diyorsunuz, ve yine kandırılmışsınız (Kandırılmaya alışığız sorun yok).

Bu arada, bu defa mutantlarla savaş filan yok. Yeryüzüne çıkılan birkaç sahnede, ne bir Demon, ne bir Watchman mevcut. Tüm ölümler, tüm yalanlar, tüm o şiddet ve karanlık, hep insan yapımı. Dolayısıyla, metronun dışında ne tür bir insan yaşamı olup olmadığını, kimlerin nelerle satılıp alındığını, ve hem Metro 2034’ten hem de Last Light’tan birkaç sürpriz karakteri görmek istiyorsanız kitap tüm sorularınızı cevaplayacak. Ama bunu yaparken de sizi karanlığa çekecek.

Kitap bittiğinde, ki öyle muallak bir sonla bitti ki, küfür mü etsem yoksa övsem mi bilemedim. Görünmez Bekçiler muhabbetinin bu şekilde sonuçlandırılması ve tanıdığımız bildiğimiz herkesin bize ihanet etmesi çıldırtıcı bir olay. Birkaç defa kitabı duvara fırlatasım geldi okurken; ama her defasında belki iyi bir şeyler olur diye devam ettim.

Metro 2035 iyi bir şey anlatmıyor. İyi diye nitelendirebileceğimiz hiçbir olay yok. Bir nebze sevinebileceğiniz tek olay da yüzünüze tükürmek için kullanılıyor.

Biraz biraz ilk kitabın tekrarı, biraz biraz cevaplar, çokça ihanet ve yalan. Metro 2035 bunlardan ibaret.

Diğer Kitaplar?

Diğer kitaplar, evet. Metro serisine dâhil olan bir sürü farklı kitap var. Hatta şöyle söyleyeyim: 2033, 2034, ve 2035 dışında toplamda 60 (yazıyla altmış) adet Metro kitabı mevcut. Bunları elbette ki Dimitri yazmadı, çeşitli yazarlar tarafından Metro evreninde geçen hikâyeler. Bu kitapların hepsi de Metro 2033 logosu altında çıkarılmış ve 2009’da çıkan ilk kitabın başarısından nemalanmış. Söylentiye göre kitapların bazıları gerçekten çok güzel ve Metro 2035’de bahsi geçen bazı olayları da baz alıyormuş. Ne var ki, kitapların hiçbiri İngilizce’ye çevrilmemiş ve ne benim Rusça seviyem ne de bu kitapların yurtdışından satın alınabilme ihtimali elde etmem için yeterli değil. Bazı kitapları okumuş bir iki arkadaşımdan öğrendiğim kadarıyla da bazı kitaplar kendi içlerinde oldukça tutarlı ve kaliteli hikâyeler sunuyormuş. Ödünç aldıkları tek şey Metro evreninin genel hatlarıymış.

Onların yalancısıyım, bilemiyorum. Kendim de okumam zannediyorum.

Son Oyun?

Dimitri 2035 kitabından sonra, olayların bittiği yerden devam edecek yeni bir Metro oyununun olacağını söylüyor. Metro: Last Light efsanevi bir oyun olmakla beraber, hikâyesel olarak canon değildi ve bir sonraki oyunun ne tür bir yaklaşım sergileyeceğini (hele ki artık yeryüzünde mutantlar yokken) tahmin etmek güç.

Yine de, Dead Space gibi çok sevdiğim bir evrenin körü körüne yok olmayacağını ve belki sadece tek bir ürünle bile olsa devam edecek olduğunu bilmek yeterince güzel.

Bilim Kurgu, Fantastik Kurgu, ve özellikle de post-apokaliptik (kıyamet sonrası) hikâyelere merağınız varsa, Metro serisine başlayın. Pişman olmazsınız.
Ben de bu arada Roadside Picnic’i tekrar okuyup, Tarkovsky’den STALKER filmini tekrar izleyeyim.


2 Responses

Bir yorum yazın


  • Alp on

    İyi günler.
    Bu gerçekten Çok sevindirici bir olay Kitaplarını pek okuyamadık fakat Oyunları Hikaye bakımından hep bizi derinden etkilemiştir.
    Dediğiniz gibi böyle güzel bir senaryonun körü körüne yok edilmemesi gerçekten güzel. Umarız Oyunu da kısa sürede çıkar ve o evrenin içinde yine yolumuzu bulmaya çalışırız 🙂

    Dipnot: arka fonu okumaya daha elverişli olan saman kağıdı rengi veya grimsi bir renk veya (daha uygun ne varsa) yapamaz mısınız? gerçekten yazıları okurken gözlerimiz senkzonize olmakta zorlanıyor sanki yukarıdan aşağıya senkron çizgilerini görüyoruz. Bu konu üzerinde durabilirseniz seviniriz. İyi çalışmalar.


    • Tanshaydar on

      Selamlar Alp,

      Ben seriye zaten kitaplar ile başladığım için oyunlar benim için ikinci planda kaldı. Sözgelimi bir Dead Space gibi değildi yani. Hâliyle yeni bir oyundan ziyade yeni bir kitap benim tercihim olur; ama planalan şey oyun belli ki.

      Sitenin teması için bir şeyler var kafamda; ama yeterli vakti bulamıyorum. Yazmaya bile çok vakit ayıramadığım göz önüne alınınca, yakın zamanda bir değişiklik yapmam zor 🙂


Leave a Reply