Güzel Müzik Eklemişsin…

Önceki iki yazımda [1][2] bahsettiğim proje üzerinde ilerlemeye devam ederken, e-posta trafiği yaşıyoruz.

Son gelen sprite sheet‘leri işleyip yerleştirdiğimde bazı animasyon geçişlerini “Birader bak böyle görünüyor, doğru mu, ona göre devam edeceğim” tarzında bir e-posta ile göndermek istemiştim. Ekran kayıtlarım için fraps kullanıyorum ve oldukça memnunum.

Sonuç, videoyu kaydettim, boyutunu küçülttüm, e-postaya ekledim ve gönderdim. Cevap olarak gelen e-postada bir cümle dikkatimi çekti…
Devamı…


Sadece Entellektüellerin Anlayacağı 22 Şaka

Aslında bu sayı 15 ile 30 arasında değişiyor ve yabancı dili olan arkadaşlar muhtemelen bunları defalarca görmüştür. 18 numara gibi Twitter ve benzeri sosyal platformlarda suyu çıkana kadar paylaşılan versiyonları da var.
Aldığım kaynakta 30 tane vardı; ama 8 tanesinin espriyi koruyarak çevrilmesi imkânsızdı. Mesela ‘change’ kelimesi hem değişim hem para üstü anlamına geliyor, veya İngilizce gramerinde iyelik eklerinin kullanımı Türkçe’ye göre çok farklı.
Sanıyorum ki geri kalanlarının çevirisi ve esprisi korundu.
Belki daha önce görmediğiniz bir tane vardır. Pavlov ile ilgili olanında kahkaha attım.

Ha, son bir hatırlatma. Entellektüellerin anlayacağı şakalar deniyor; ama ben hepsini anladım ve öyle pek de entel bir insan değilim. Başlığa aldırmayın yani.

Devamı…


Alf

Alf Hatırlayan var mıdır diye sormayacağım.

Zaten asıl muhabbetin başlangıcı şöyle: Akşam işten gelmişim, ev arkadaşım da işten gelmiş. Benim odadayız, bir yanda akvaryumdaki balıkları izliyoruz, sigaramızı yakmışız, bilgisayardan da ‘Tüm Müziklerim’ listesinden rastgele geliyor parçalar. Yorgunuz, önümüz bulanık; ama keyfimiz yerinde. Bir anda listeden şu parça çıktı. Bir anda birbirimize bakıp kahkahalara boğulduk.

Hemen youtube’tan bir arama patlatıp Türkçe dublaj bölümlere ulaştım. Ne var ki, 90’larda Kanal D’de yayınlanan bölümlere telif hakkı ödememek için Retromax TV yeniden dublaj yapmış ve rahmetli Müşfik Kenter’in seslendirmesi yokolup gitmiş. Bunu kendimize yediremedik tabi, ben aramaya devam edip şuraya ulaştım. İlk birkaç bölüm yine Retromax’tan; ama sonraki bölümler eski Kanal D kayıtları, ve Alf’in sesi yine Müşfik Kenter’den.

İlk sezondan birkaç bölüm izlerken attığım kahkahalara kızan komşuları sakinleştirdikten sonra arkadaşımla hatırladıklarımız karşılaştırdık. Sonra farkettik ki, çocukluğumuzda böyle iz bırakan harika dizilerden çok az varmış. Çok çizgi film vardı, evet; ama dizi olarak Süper Baba gibi efsane Türk yapımlarının yanında yabancı dizilerin ortalığı kasıp kavurduğu dönemde bizi vuran Cosby Ailesi ve Alf imiş meğer.

Nostaljinin ne kadar güçlü ve tatlı bir duygu olduğunu bir kez daha vurguladım izlerken. Bilgisayarımız, cep telefonumuz yoktu o dönemlerde. Televizyonlarımız da Full HD Plazma ekranlar değil, aksine en büyüğü 70 ekran olan tüplü, standart çözünürlüğü bile kaliteli olduğunda anca verebilen televizyonlardı. Yine de o eğlence bir şeye değiştirilmiyor. 90’larda çocuk olmak hakikaten bambaşkaymış.

Her şeyin yeni çekiminin piyasayı mahvettiği bu günlerde, nostalji adına, hatırlayanlarınız varsa eski Kanal D yayınlarından bir açıp bakın derim. Rahmetli Müşfik Kenter’in sesiyle izleyin. Eşek kadar adam olduk; ama halen gülüyoruz. Halen güzel.

Zaten bir şey 15 yıl sonra bile halen güzelse, o zaman güzelmiş denilebilir.


1 2 3 13