Rain Town (2011) – Yağmur Şehri

Rain TownKapağa bakarak anime kalitesini tahmin ettiğim (ve bir ikisi hariç elliden fazlasını tutturduğum) bir akşam, listede bu kapağı gördüm ve direk işte 10 üzerinden 10 dedim kendi içimden. Minimalist bir yaklaşımla ya kısa ya da tek bölümlük bir film formatında olan sanatsal bir yapım olduğunu tahmin ettim ve hemen o an açıp izlemeye başladım.

Rain Town, Hiroyasu Ishida tarafından çekilen 9 dakikalık bir anime filmi. Kyoto Seika Üniversitesindeki mezuniyet projesinin bir parçası olarak üzerinde iki yıl çalışmış. Yağmurun asla dinmediği bir kasabada, küçük bir kız bir robotla arkadaşlık kurar; ve bu kız da robota çok eskiden tanıdığı başka bir kızı hatırlatır. Limbo gibi hiç konuşmanın geçmediği anime, yine Limbo ve Inside gibi minimalist bir yaklaşım sergiliyor. Yine de PlayDead’ten ziyade Amanita’dan Machinarium tarzında bir oyun bekleyesim var. Zira renk paleti ve çizim tarzı öyle güzel bir atmosfer yakalıyor ki, kasabayı sokak sokak gezmek istiyor insan.

Açılışta yazan yazılar Japonca elbette, ve çok da önemli bir şey demiyor olsa da, atmosfere giriş için önemli sayılabilecek bir girizgâh:

Bu kasabada, kim bilir ne zamandan beri, yağmur hiç dinmedi.
Yerliler ‘Yağmur Kasabası’nın etrafındaki tepelere ve varoşlara taşındılar.

Artık insanların anıları sular altında kalmıştır.

Ama bazen, bu unutulmuş yağmur kasabasında, birisi gezintiye çıkar.

Devamı…


Parasyte: The Maxim / Kiseijuu: Sei no Kakuritsu

Parasyte The MaximGeçtiğimiz haftalarda bronşit geçirdiğim için işe gidemediğim birkaç gün içerisinde diğer projelerim üzerinde çalışma azmim %30 kapasiteyle çalışan beynim yüzünden hezimetle sonuçlanmıştı. Haliyle fazla zihin gücü gerektirmeyen görsel odaklı bir aktivite ile vaktimi geçirmeye karar verdim, ve “yahu ben bayadır anime izlemiyorum” şeklinde soru önermesi içermeyen ve sebebi belli düşünceme, “şöyle psikolojik veya korku odaklı bir anime bulup izlesem fena olmaz” düşüncesi eklendi. Sık sık duyduğum (nerden duyduğum?) Parazit diye bir adı olan animeye başlayayım dedim ben de.

Dedim demesine de, bulmak biraz zor oldu. Çünkü ben 2006-9 civarında yayınlanmış ve bitmiş sanıyordum bu animeyi, meğer sezon animesiymiş. Parazit’in İngilizcesi Parasite diye yazılır, bu meret Parasyte diye yazılıyor. 24 bölüm olması planlanıyormuş, ben bulduğumda 14 bölüm yayınlanmış. Birkaç istisna dışında bir animeyi sezonluk takip etmem, bittiği zaman izlerim. En son Suisei no Gargantia isimli şaheseri sezon boyunca izlemiştim. Orada da 9. bölüme gelene kadar insanlar Urobuchi Gen’in sağlam iş çıkaracağını tekrar tekrar hatırlatmak zorunda kalmıştım ya, artık insanlara bir şey anlatmak veya tartışmak çok yersiz geliyor bana. Her neyse.

Devamı…


Naruto – Road to Ninja

Naruto_the_Movie-_Road_to_Ninja's_main_posterEcnebilerin bir lafı vardır, “quality over quantity” diye. Bunun tersi de makbuldür duruma göre. Anlamı da, “kalite miktardan makbuldür” şeklinde olmaktadır, tersi de, yani “quantity over quality” de “miktar kaliteden makbuldür” şeklindedir.

Tahmin edebileceğiniz üzere genelde kullanılan, ve gerçekte de makbul olan miktar değil, kalitedir.

Ne var ki, yıllar önce oda arkadaşımın aklına uyup animesini izlemeye başladığım, sonrasında sıkılıp mangasına (çizgi romanına) geçtiğim, ve son iki yıldır da “başladığım işi bitireyim” mantığıyla takip ettiğim Naruto isimli anime/manga tamamiyle miktar kaliteden makbuldür mantığıyla işliyor. 15 yılı aşkın süredir yayında olması bir yana, altı buçuk yıldır takip ettiğim bu zamazingo, karakterleri ve hikâyeyi geçen zaman içerisinde çok iyi şekilde oturtmayı başardı. Diğer bir deyişle, harika bir zemin oluşturdu, bu zemine zamanla (yıllar boyu!) alıştırdı, karakterlere hayat verdi ve sonrasında senaryoyu yavaş yavaş bindirmeye başladı.

Yalan yok, Naruto’nun hikâyesini ve karakterlerini severim. Zaman zaman derin sorgulamalar ve karşılaştırmalar yaparak benim gözümde Seinen seviyesine de erişmişliği vardır. Ne var ki yazar kendi kitlesinin kim olduğunu bildiği için mecburen onlara çalışmakta. Bu da beni çileden çıkarmaktadır.

Lâkin, testiyi denize daldır, aldığı kadarını alır, gerisi kalır sözü burada da kendini göstermekte, Naruto evreni bir deniz olmasa da, küçük bir gölet olarak yine herkesin testisine kadar hitap edebilmektedir. Tahmin edebileceğiniz üzere ben komple göleti içmiş durumdayım.

Devamı…


1 2 3 9