Kirli Çizmeler

Bugüne kadar ne işçi ölümleri, ne şehit haberleri, ne de vefat eden çocuklar için bir şey yazdım.
Hiçbiri için benim kelimelerim yeterli olamazdı. Halen de değil zaten.
Bir hata gördüğünüzde, onu elinizle düzeltin.
Elinizle düzeltemiyorsanız, dilinizle düzeltin.
Dilinizle düzeltemiyorsanız, kalbinizde buğz edin.
Zaten bu da imanın en düşük seviyesidir.

Meğer ki biz imansız olmaya doğru gidiyormuşuz neredeyse.
Ben inşaatta da, demir doğramada da, çok çeşitli fabrikalarda da çalışma şartlarını gördüm. Hatta bu saydıklarımın bir kısmında, kısa süreliğine de olsa bizzat çalıştım.
Eli boyalı olan bir ayakkabı boyacısı, benden sigara rica ettiğinde boya bana bulaşmasın diye ucundan tuttuğunda elinden yakalayıp, “usta, biz de çalıştık, çekinme” diyebildiğim için kendimle gurur duydum. Şimdiyse iğreniyorum. Çalışan eller kirlenmez ki. Belki, ben de çalıştığım için benim de ellerim temiz kaldı. Bilemiyorum.
Ama, çizmelerimi çıkarayım mı, sedye kirlenmesin diyen ustaya, ne diyebilirim ki?

Hatırlıyorum, atölyeden çıktıktan sonra üstünü değiştirmeye vakti olmayan insanların, bizim arabaya binerken koltuğa gazete koyup “döşeme kirlenmesin” diyerek oturduğu zamanları. O zaman yaşça küçük olduğumdan, “ne düşünceli insanlar” diyebilmiştim ancak.

Şimdi ise hiçbir şey düşünemiyorum. Bir tarafta olur böyle şeyler diyenler, bir tarafta suçlu arayanlar, bir tarafta fanatikler, bir tarafta karşı kesime çamur atmaya çalışanlar.
Biz, hepimiz, bir araya gelsek o çizmedeki kir bile olamayız, bunu anlamayı reddedenler yani.

İnsanlığımdan utandım. Bu adamın naifliğini ne aklıma, ne kalbime alamadım.
Ama mutluyum. Anavatanıma, Anadoluya, bu insanın yetiştiği toprağa döndüğüm için mutluyum. Belki bu topraklar beni de temizler. Belki bu insanlar, kalbinde zerre aydınlık kalmamış insanları bile temizler.


Bugün Benim Doğum Günüm – 5

Aslında pek yazacak bir şey olmadığı için böyle bir yazı yazıp yazmama konusunda biraz düşünmem gerekti. Sonra baktım ki son dört yılda hiç aksatmadan yazmışım, yani geleneksel hale gelmiş bir açıdan. Bir insanı da ayakta tutan şey alışkanlıkları ve monotonluklarıdır aslında. Bunları kaybedene kadar insan ne kadar önemli olduklarını anlamıyor.

Öncesinde ve gün içerisinde nadiren doğum günüm olacağı aklıma geldiği için pek de değişik bir gün olmadı benim için. Hafta başından beri mevsim değişikliğine yenik düşmüş bir şekilde hasta olduğumdan etrafımdaki insanlara “aşık oldum yataklara düştüm” diyerek tepkilerini ölçmek istedim.

Hiç kimse inanmadı.

Eh, sanırım bu da 14 Şubat’ın doğum günüm olması dışında hiçbir anlamı olmayan bir gün olduğu tezimi destekleyen bir durum oldu. Benim için özel günler farklı değişkenlere bağlı uzun süredir.

Bir ara 14 Şubat’ta doğmuş mağdur arkadaşlar ile “14 Şubat’ta Doğup Mağdur Olanlar Derneği” kursam mı diye bir fikir geçti aklımdan. Sonra bana ne yahu dedim. Benim derdim değil ki.

Ha tabi yine ofiste bir doğum günü kutlaması yapıldı; ama bu defa eğlenceliden ziyade ürpertici oldu benim için. Farklı olan her şey güzel olmuyormuş.

Kısa günün kârı olarak Para Avcısı’nı izlemeye gittim. Tavsiye ederim; ama aileyle izlenecek bir film değil aklınızda bulunsun.

Geç Gelen Güncelleme: Ev arkadaşım ve sevgilisi bana Miyazaki’den Mononoke-hime ve Tenkū no Shiro Rapyuta filmlerinin orjinal DVD’lerini hediye ettiler. Ne kısa günü beee*, ayın kârı oldu bu. Hakikaten mutlu oldum günü kapatmadan evvel.


İş Arama Motoru – CareerJet

2010, 2011 civarında bir sürü kariyer sitesinde part time iş aramış, ilanlara başvurmuş; ama elim boş dönmüştüm. 2011 sonunda zaten iyi bir iş bulup White Night’ı da çıkarmıştım. Şimdiyse zaten CIO olarak çalıştığım için iş aramıyorum.
Ama iş arayan arkadaşlarım oluyor.

Bu konuda çok fazla yabancı kaynak var; ama yerli olanların sistematiği firmalara özel çalışıyor. Bu kabul edilebilir; ama iş arayan kimselere de kolaylık sağlaması açısından pek seçenek yok. Her siteye uygun CV ve özgeçmiş hazırlamak, ilanları arayıp her ilanı teker teker okuyarak değerlendirmek gibi meselelere harcanacak vakit, uygun işi bulup ona başvurmaya hazırlanmak ile değişse güzel olmaz mı?

Devamı…


1 2 3 11