Meteor Hikâyeleri – Girizgâh

Eh, en sonunda şu hikâyelerime geri dönebildim. Uzun süredir aklımda olan bir girizgâh yazma düşüncemi sonunda hayata geçirdim ve hikâyenin ilerleyen bölümlerindeki olaylara yabancı olan kişiler için az da olsa açıklayıcı olabilecek bir hikâyeyi yayına soktum. En son yazdığım Ara Bölüm: Eminönü’nde Yaşamak bölümünden sonra, böyle bir geriye dönüş ilginç oldu benim için de; ama ilerleyen bölümler için kafamda çok şey oluştu.

Şu anda kafamda genel hikâyeyi ve olayları oturttum sayılır. Eğer sistematik ilerlersem, bir kitap çıkacak kadar uzun ve sürükleyici bir hikâye olacak inşallah. Lafı uzatmayayım. Buyurun okuyun: Girizgâh


Ara Bölüm: Eminönü’nde Yaşamak

Aylin yatağına uzanmadan önce her şeyi aklından kontrol etti: Pencerelerin parmaklıkları sağlamdı, kapının çelik bantlarını yerleştirmişti, İnat Kıran’ı başının ucundaydı ve son olarak yatağın kenarındaki gizli bölmeye baktı. Gerekirse kaçış için orayı kullanacaktı.

Eminönü’nde yaşamak… Acaba eskiden de böyle miydi? Çocuklar rahat mıydı sokaklarda? Anneler bir şey olacak korkusuyla sürekli pencerelerde nöbet tutarlar mıydı? Meteor felâketinden önce nasıldı dünya? Devamı…


Okunmuyorsa Yazlımamalı mı?

Hikaye?Okunmuyorsa yazılmamalı mı? Bu soru bir çok yazar için hayatî önem arz etmekte. Yazmak sanattır, dolayısıyla ilk önce sanatın ne için olduğu tartışılmalı. Ben her zaman “sanat halk içindir” görüşünü savunmuşumdur. Dolayısıyla kitap veya yazı, birilerinin okunması için yazılıyor/yazılmalılar. Peki okuyan yoksa? İkilem burda başlıyor işte. Yazmak, insanın aklındakileri, kalbindekileri dökme isteğinin sonucudur. Yoksa bu istek, zaten ortaya bir sanat çıkmaz. Dolayısıyla yazmanın ilk adımı yazarın kendini tatmin etmesidir. İkinci kısımda ise okuru tatmin etmelidir. Peki bunların benle alâkası ne? 🙂 Tabi ki ben de bir yazarım. Bu yazıyı yazıyorum ya, eleştiri mahiyetinde olduğundan -az veya çok- sanatsal değer taşımaktadır (Şu aralar ülkemizdeki sanat görüşü üzerinde hiç durmayacağım, burası benim mekânım, dolayısıyla benim borum öter). Bahsettiğim Devamı…


1 2