The Last Door

theLastDoor

En son bir mektupla başlayan oyun oynadığımda, Penumbra serisini keşfetmiştim; ve hikâyenin dönüp dolaşıp o mektuba gelmesi beni mest etmişti. Sonra Onur isimli arkadaşımın tavsiyesi (Lovecraft temalı browser oyunu) ile The Last Door‘a bir şans vereyim demiştim.

İyi ki de demişim.

The Last Door, 8-bit retro grafiklerin izinden giden bir point&click oyunu. Tarayıcıda oynayabileceğiniz kadar hafif, tadı damağınızda kalacak kadar muhteşem. Penny Arcade’in dediği gibi, “Lovecraft için yazılan bir aşk mektubu.”

The Last Door (Son Kapı), Kickstarter’da fund edilmiş ilk sezonu 4 bölümlük bir oyun. Ateş etmece, kovalamaca, hoplamaca zıplamaca yok. “Oyun” kelimesi grafikten ibaret bir kalıp ise sizin için, zaten bu blogu okumayı çoktan bırakmış olmanız gerekiyor. Ama Son Kapı; atmosfer ve hikâye isteyenler için yapılmış, arananı fazlasıyla vermiş bir oyun. Muhteşem bir açılış sahnesi ile tüm kontrolleri elinize bırakan oyun, harika müzikleri ile sizi atmosferin içine iyice çekerek hem retro tarzı, hem point&click oynanışı, hem de Victoria dönemi Lovecraft temalı bir hikâyeyi sevdiriyor.

The Game Kitchen tarafından her bölümde oyuncular tarafından bağış yapılarak geliştiriliyor. İlk sezonu Steam’de The Last Door – Collector Edition adıyla da satışa sunulan oyun, ikinci sezonda tamamen Unity ile geliştirilecek.

Grafikler ve Oynanış tarzında yabancılık çekebilirsiniz; ama çabuk ısınmanız muhtemel.

Grafikler ve Oynanış tarzında yabancılık çekebilirsiniz; ama çabuk ısınmanız muhtemel.

İlk bölümünde Anthony isimli eski bir dostumuzdan aldığımız mektupla yola çıktığımız oyunda, Jeremiah Dewitt isimli 1981 Londra’sından bir karakteri canlandırıyoruz. İpuçları bizi ikinci bölümde, liseyi okuduğumuz yatılı okula götürüyor. Üçüncü bölümde işler iyice çığrından çıkıyor ve kendimizi bambaşka yerlerde bulup sezon sonu olan dördüncü bölümde antik bir varlık ve bunun peşinde olan bir tarikat ile karşılaşıyoruz. Cinayetten intihara, ihmalden kendini cezalandırmaya kadar sert ve karanlık temalar, retro grafikler ve harika müziklerle birleşince muhteşem bir atmosfer sunuyor.

“Göz bizi her zaman görüyordu…”
“Unutmuş olmak bir şeyi değiştirmedi…”
“Ama artık ona doğrudan bakmanın vakit geldi…”
“Artık hazırım.”

memories

Genelde akılcı ve tatlı bulmacaları olan oyunda, ipuçları ve akış öyle güzel işlenmiş ki ne kendinizi aptal gibi hissetmenize sebep olan yönergeler / göstergeler var; ne de saç baş yolduracak zorluğa sebebiyet veren belirsizlik. Tek belirsizlik, hikâyenin sonraki adımda nereye gideceği.

Güzel haber ise, çevirilerin topluluk tarafından yapılmış olması. Yani hemen şimdi TheLastDoor.com adresine gidip ilk bölümden başlayabilir, Türkçe olarak oynayabilirsiniz. Daha da güzeli, Carlos Viola’nın bestelediği harika müzikleri bandcamp adresi üzerinde dinleyebilirsiniz.

Tabi ilk sezonu bitirdiğinizde arada kalacak birkaç bilgiyi ancak Steam versiyonunu alarak Minisode’larda görebilirsiniz. 4 adet minisode’ta otopsi, hastane ve cenaze ziyaretleri gibi hikâyeye daha çok anlam katan ve “Hayır! Sen de o yola girme sakın!” dedirtecek ve hatta “O mektubu en başta niye görmedik!?!” hayret nidasını bastıran olaylar oluyor.

Lovecraftvarî hikâyelere merağınız varsa zaten çoktan oynamaya başlamış olmanız gerekiyor. Merağınız yoksa bile, ya point&click’ten nefret ediyor olmanız ya da retro grafiklerden nefret ediyor olmanız gerek denememek için.

Buyrun My Last Regrets (Son Pişmanlıklarım) isimli parçayı bir dinleyin


1 Responses

Bir yorum yazın


  • Onur Çelik on

    Lovecraft’tan, Edgar Allan Poe’dan esinlenmeler, muhteşem atmosfer ve bu atmosfere mükemmel bir şekilde uyan müzikler. Pek çok AAA oyuna ders verebilecek cinsten.


Leave a Reply