The Walking Dead Game Episode 2

Aslında Episode 1’i bitirdiğimde yazmak istediğim bu yazıyı geciktirmiş olmamın hayrını şimdi gördüm, çünkü Episode 1 hakkında zerre kadar bir şey yazmak istemiyorum, ve muhtemelen geri kalan Episode’lar için de bir şey yazmak istemeyeceğim, çünkü son zamanlarda oynadığım en harika oyun oldu The Walking Dead Episode 2.

Şimdi baştan belirteyim, The Walking Dead’i en başta dizi olarak gördüm, ikinci sezonu yarıladıktan sonra da çizgi romanına başladım ve dizinin ne kadar tırt olduğunu gördüm. Çizgi romandaki derinlik, akıcılık ve gerilim maalesef dizide yok. Hal böyle olunca, TWD ile alâkalı piyasaya çıkacak her şeyi takip ederken, çizgi romana bağlı kalınmasını istedim, ve TellTale Games beni kırmadı. En son Jurassic Park ile ağzıma bir parmak bal çalan firma, bu defa beni benden aldı.


En son NeverWinter Night 2’de Mask of Betrayer için söylenilmiş söz olan “seçimlerin altında ezilme” beni uzun yıllar sonra ilk defa bu kadar etkiledi. Daha ilk açılış sahnesinde karşılaştığımız seçimler, bu defa o kadar ağır olmuş ki, ne yaparsanız yapın içinize sinmiyor. Yaptığınız seçimin ağırlığı sizi darıyor, geriyor, “acaba?” diyerek geri dönüp başka seçimler yapmayı düşünüyorsunuz; ama yapacağınız hiçbir seçim sizi tam anlamıyla mutlu edemiyor, sürekli bir şeyleri bir şeylere üstün koymak zorunda kalıyorsunuz.

Bunların üzerine bir de ilk oyundan yaptığınız seçimlerin sonuçları binip, yeni yaptığınız seçimlerin nispeten daha ağır sonuçları ile birleşince, The Walking Dead çizgi romanlarının bile üstüne çıkan bir yapıt oluyor Episode 2.

Gerilimi çok iyi yaşatan oyun, az ama öz zombi sahneleri ile bu defa ‘gore’ kan ve diğer gösterimlerden zerre kadar kaçınmayan, hatta ve hatta bunu göze sokmaktan ziyade bunu ‘foretold’ yöntemiyle çıtlatıp aşama aşama bizi o sahneye hazırlayan ve en sondaki vurucu sahneye bizi getirene kadar o gerilimi yaşatıp, sonunda zirve yaptıran olaylar silsilesi, hangi senaristin aklından çıktıysa, harika olmuş.

Episode 2, ilkine göre çok daha dar alanda ve daha kısıtlı etkileşim sunarak geriye bir adım olmuş gibi göründü en başta bana. Açıkçası, çizgi romanları da okuduğum için senaryoyu az çok tahmin ettim; ama bildiğim şeyi bana gösterirken bile o duyguyu yaşatmayı becerdilerse, olay orjinal içerikte değil, orjinal sunumda yatıyormuş demek ki.

Bu defa seçimlerimizin, hatta ilk oyundaki seçimlerimizin, sonuçlarını çok ağır şekilde gördüğümüz oyunda, verdiğim tepkiler etrafımdaki arkadaşların da tepkisini çekti, ve oyunun sonuna doğru koltuk çeken üç kişi ile birlikte bir duygu patlaması yaşadık.
Nefret, pişmanlık, eziklik, boşluk gibi duygular karışıp vardığımız noktada farkettim ki, TWD çizgi romanlarında sürekli sorgulanan ‘insanlığın kaybı’ noktasındaydık. Öldüren Sis filminin en sevdiğim repliği “Makineler çalıştığı ve 911’i arayabildiğin sürece. Ama insanların ellerinden bunu al ve onları karanlığa at, ödlerini patlat – kural mural kalmaz” aynen yaşatıldı. Extreme şartlar altında ahlak motivleri değerini kaybediyor.

Uzun yıllardan beri bir şeyleri bana bu kadar sorgulatıp, duygularımı bu kadar manipüle edebilen bir oyun oynamamıştım. Teşekkürler TellTale, yine beni benden aldın.


4 Responses

Bir yorum yazın


  • OrtamkaoS on

    Walking dead diziyi izleyip ve çizgi romanı okumuş olsamda, nedense şu oyuna giresim yok ya, bilmiyorum sorun bende sanırım. BTTF’de olduğu gibi bütün episode’lar çıktıktan sonra hepsini tek solukta bitireceğim muhtemel.


    • Tanshaydar on

      3 de en az 2 kadar güzel bir episode oldu, bence ufak ufak başlayabilirsin.


  • G6khan on

    Diğer bölümler ile ilgili fikrin değişti mi ? 🙂


    • Tanshaydar on

      Her hatırladığımda gözlerim yaşarmaycak olsa yazacağım ama…


Leave a Reply