Yazılı Basın Ölüyor mu?

Geçenlerde sabah 08:40 dersinden çıktığımda bir arkadaşımla karşılaştım. Hem biraz muhabbet etmek, hem de yapmamış olduğumuz kahvaltımızı yapmak için Kıraç‘a giderken, hemen altında olan meteksan‘dan o ayın Bilim Teknik dergisini alayım dedim. Arkadaşımın bana “internette var olm, ne diye alıyorsun?” diye sorması ile kafama dank eden bu olayı kaleme alma ihtiyacını nedense haftalar sonra duyuyorum…

Gazetelerin kendi internet siteleri var ve haberleri anı anına güncelleniyorlar. Televizyon desen, zaten yazılı basının bir numaralı düşmanlarından. Kitapların ise filmleri ve dizileri var. Yüzüklerin Efendisi veya Harry Potter dediğinizde çoğu kişi filmini izlemiştir; ama kitaplarını okuyan çok az kişi vardır. Gerçi Yaprak Dökümü gibi dizilerin kitap satışlarında önemli bir artış sağladığı da önemli bir gerçek olsa da, dengelemiyor.

Günümüzde yazılı medyaya ilgi duyan, elinde kâğıt hissetmekten hoşlanan kaç kişi kaldı? Artık kitaplar bile PDF formatında. Geçenlerde bir ders kitabı lazım oldu. Arkadaşa MSN üzerinden söyledim bu ihtiyacımı, bana “dur sana kitabı göndereyim” dedi. “Zahmet etme ben gelip alırım, hem görüşmüş oluruz, bir çayını içerim” dedim. Birkaç saniye sonra “falanca kişi sizinle bir dosya paylaşmak istiyor” uyarısı gelince dumur oldum. Yuh be, ders kitapları da artık kitap değil. Hoş, geçen dönem matematik dersime sırf bilgisayar üzerinden çalıştım. Hem kitap, hem çözümler PDF şeklindeydi. Lovecraft‘ın bile bazı kitaparını PDF olarak okudum…

Eskiden gazete alma alışkanlığım vardı; ama artık haber sitelerine istediğim zaman girip takip etmek daha rahat hale geldi. Hem de ücretsiz, “internette var” yani.

Bilim Teknik’in Ocak sayısındaki bir haber de doğrulayıcı nitelikte. “E-Kâğıt Yaşamımızda” isimli haber, çok canımı sıktı. Amazon Kindle gibi aletlerin kullanışlılığına sözüm yok; ama 500 sayfalık bir kitabın elimdeki ağırlığını, sonuna yaklaştıkça incelmesini bir daha hissedemeyecekmiş gibi bir acı duymadım da değil.

Hâsıl-ı Kelam, bazı bilgisayar ve oyun dergilerinin de yazın hayatından çekilmesi ile, gerçek anlamda bir “ölüm” sürecinin başlamış olduğunun dank etmesi çok zor değil. “Son” gelmeden önce, kitapyurdu’ndan bol bol sömüreyim bari…


Yorum yok

Bir yorum yazın


Henüz kimse fikrini belirtmemiş.

Leave a Reply