Baskın (Film)

Baskın filmini ilk önce Reddit’teki bir gönderide görmüştüm.
Trailer’ı izlediğimde donup kaldım.

Uzun dönem bir Silent Hill hayranı olarak, ilk Silent Hill filminin oyunun özünden koparak bir cadı hikâyesine dönmesi beni rahatsız etmişti, ikinci film olan Revelations ise özüne döndüğünde pek de olumlu yorumlar almamıştı. Ama bu fragmanı izlediğimde düşüncelerim garip bir devinime girdi.

Bir arama patlattığımda, Murat Tolga Şen abimizin Öteki Sinema sitesinde ilgili yazıyı yazdığını ve üzerine Twitter’dan bir paylaşımda bulunduğunu gördüm:

Türkiye’de sinema eleştirisinde bir Murat abi, bir de Oktay Ege Kozak benim için duayendir, ikisinin yazılarını ve eleştirilerini yakından takip ederim. Zaten kendi blogumda sinema eleştirisi yapmayı bırakalı çok oldu, çünkü bu iki eleştirmen bana yazım tarzı dışında ekleyecek bir şey bırakmıyor.

Gelgelelim, fragmandaki Silent Hill hissiyatı beni öyle etkiledi ki, Murat abiye bir tweet atmadan geçemedim:

Açıkçası buna ne cevap gelir, ya da gelir miydi bilmiyorum. Murat abi ile yıllar önce yaptığımız Kaptan Grant’ın Çocukları muhabbetinden sonra tevazu ile samimiyet içerikli cevaplar yazdığını biliyordum, ve kendisinden de cevap gecikmedi. Ne olsa eğenirsiniz, adam filmi görmüş ya la!

Şimdi, Murat abinin bu cevabına bakarak, Can Evrenol’un ilk uzun metrajlı filmi olmasını da hesaba katarak, Türkiye’de korku filmleri ve korku türündeki ürünlerde yeni bir çağın açılmak üzere olduğu sonucuna varmak zor değil.

Açıkçası Hasan Karacadağ’ı ilk filmden beri destekledim; hatta Dabbe: Bir Cin Vakası benim gözümde çok başarılıydı. Ne var ki 7 filmdir aynı hikâye üzerinden gitmek yerine farklı tarzları deneyebilir gibime geliyordu hep.

Bakalım Can Evrenol ne yapmış:

Hikaye 5 polis arkadaşın bir gece gizemli bir kabus ağının içine düşmesini anlatıyor. Gece devriyesi esnasında gelen yardım çağrısı üzerine destek için gittikleri yerde, kendilerini dış dünyayla iletişimleri kesilmiş bir şekilde eski bir Osmanlı karakolu harabesinin karşısında buluyorlar.

Türkiye’de geçiyor.
Türk köyünde geçiyor.
Osmanlı karakolu olayın başlangıç noktası oluyor.
Fragmanda duyulan “Uykuya dalar gibi ölür, uykudan uyanır gibi dirilirsiniz” doğrudan Kur’an’dan ve hadislerden gelen bir ifade.

Yani cin muhabbeti yapmadan da gayet yöremize ve kültürümüze özgü bir sunum yapılabiliyormuş.

Film Kasım ayında gösterime girecek. Jurassic World’e yaptığım gibi birden fazla defa gitme macerasına girişebilirim. Bu arada Holywood’tan neyimiz eksik abi diyenlere de kapak olsun. Adamın ilk uzun metrajlı filmi, şu anda yurtdışındaki tartışma platformlarında bile çok büyük merak konusu. Yazıyı bitirirken de Toronto Midnight Madness’ın ana programcısı Colin Geddes’ın dediklerini aktarayım:

Özellikle Türkiye’den gelen bu filmden bahsetmek istiyorum; Baskın. Bizde ne zaman bir ülkeden ilk defa bir film gösterime seçilse bu çok özel bir durumdur, ama bu kez durum daha de farklı. Bu gerçekten cehenneme doğru adım adım kayan sert bir film. Seyirci nasıl gerilir, nasıl yavaşça korkunç bir atmosfere doğru ustaca taşınır diye ders almak istiyorsanız bu filmin son 10 dakikasına bekleriz.

Not: Silent Hill’in ilk oyununda Harry’nin sürdüğü arabayla Alessa’ya çarparak kaza yaptıktan sonra Silent Hill’in sisli dünyasına girmesini unutmamış biri olarak fragmandaki çarpışma sahnesi hoş bir nostalji yaşattı.


3 Responses

Bir yorum yazın



  • kurt on

    Tansel Bey Stasis oyununu oynadınız mı? Dead Space seven birisi olduğunuz için size oynamanızı tavsiye ederim. Eğer oynadıysanız bir yazı gelir mi Stasis ile ilgili?


  • freeman1930 on

    Lan arkadaş o kadar sinemalar.com da geziyorum ama filmin fragmanını bile ilk defa görüyorum. Gerçi bunda daha çok yıllardır çekilen cin temalı korku komedi karışımı yerli filmlerin suçu da var.
    Bu arada bu aralar oynayacak oyun yok ve canım acayip derecede silent hill çekti. Ve yeri gelmişken sana binlerce defa teşekkür ederim kardeşim sh tr yamaların için 🙂


Leave a Reply