Katre-i Matem – İskender Pala

katreBir dostumun tavsiyesi üzerine aldığım Katre-i Matem hakkında almadan önce hiçbir fikrim yoktu. İskender Pala‘nın bildik divan edebiyatı ürünlerinden biri olacağını düşünmüştüm. Kitabı Ankara Otogarında eve dönüş için bilet aldığım sırada görüp aldım. Yurda dönerken serviste okumaya başladım ve çok şaşırdım…

Kalemimi hokkaya bandırdığım şu anda –ki Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’yı canından; Sultan III. Ahmet’i de tahtından eden cehennemden nişan Eylül İhtilali’nin üzerinden henüz iki hafta geçti- şahit olduğum olayları yazıp yazmamakta kararsız sayılırım.

Bilemiyorum. Yazmak gerektiğini düşündüğüm şeyler bir bakıma devlete ait sırları ifşa etmek gibi bir ihanetin ağırlığını da vicdanıma yükleyecek. Öte yandan Şark’ın kutsal çiçeği laleye dair yorumlarda bulunacak ve belki şükufeciyan esnafını gücendirmiş de olacağım.

Ama birisi çıkıp yiğit Şehzade Ahmet’i, aşağılık isyancıların yaptıklarını, cennete benzeyen İstanbul’u ve Sadabat’ın laleye kattığı zarafeti anlatmazsa bu dahi tarihe ve şehre haksızlık sayılır.


Kitap, İskender Pala’nın kendi yazdığı değil, bir müzayede sırasında bulduğu bir el yazmasından dilini yalınlaştırdığı bir yayım. Kitabın sonunda bu el yazmasının içerisinde geçen olayların Osmanlı arşivlerindeki bilgilerle de örtüşüyor olması son derece ilginç.

Peki ne bu kitap? İskender Pala sadece yalınlaştırdıysa kim yazdı? “Kalemimi hokkaya batırdım…” Kim batırdı kalemini hokkaya?
Sıkı durun…

Bilmiyoruz!

Ama bildiğim bir şey var. Osmanlı döneminde yazılmış olan bir hikâye, ister tamamiyle gerçek olsun, ister kısmen gerçek, kısmen hayalî olsun mükemmel bir polisiyeymiş.

Vahşi bir cinayet… Gerçek suçluları aramaya yemin etmiş bir sanık… Akıl hastanesinde deli rolü yapan bir aşık… Bilinmeyen bir şehzade… Lale devri… Sarayın içlerine kadar girmiş olan bir ihtilal planı… Bir ajan… Onlarca cevapsız soru ve şaşırtıcı cevaplar…

Kitap, öylesine sürükleyici ve öylesine gerçekçi ki; okurken Osmanlı’nın o döneminde gerçekten ne entrikalar dönmüş, ne aşklar yaşanmış gördükçe; o devir hakkında çok şey bildiğimi zannederken hiçbir şey bilmediğimi anladım. Meğer tarihçiler atıp tutuyormuş. Herneyse, bu benim üzerime vazife değil.

Kitabın entrika örgüsünü karşılaştırabileceğim yegâne yazar Dan Brown’la (okuduklarım arasında) bile yarışabilecek derecedeydi.

Kitabı Osmanlı’da yaşayışı merak edenlere, polisiye sevenlere, tarih meraklılarına, aşk romanı kumkumalarına ve daha birçok kişiye tavsiye ederim.

Peki Katre-i Matem ne demek mi?

Hüzün Damlası


7 Responses

Bir yorum yazın


  • LEKA on

    Birazını okumaya başladım 😀 değişik ruh haletine sokarak, hormon dengemi alt üst ediyor. Ben de tavsiye ederim.


  • Tanshaydar on

    Daha dur, ileride okudukça halet-i ruhiyen öyle hallere girecek ki “allak bullak” kelimesi az kalacak 😀

    Kaç defa “ohaaa” diye bağırdığımda oda arkadaşım “ne var lan” diye dönüp baktı 😛


  • LEKA on

    Bu arada SHTR günlüğünde, Katre-i Matem’i alırken başıma gelenleri bir oku


  • Tanshaydar on

    Gözümden kaçmış, üst üste mesajlar atılınca :\
    Şimdi okudum da, halen gülüyorum 😀 Çok eğlenceli olmuş. SH Origins PC üzerine bir blog girdisi yapacağım 😀


  • asLııı on

    spr bi ktp yaaa


  • Tanshaydar on

    Bence de spr*

    (*spr = süper’in tikicesi.)


  • Blueminds on

    Beni gerçekten adamakıllı etkileyen tek kitap diyebilirim!
    Kitabı okuduktan sonra Lale Devri’ni araştırmaya başladığımı biliyorum. 😀
    Tarihi kitaplara meraklıyımdır zaten.. Osmanlı Devleti de hep ilgimi çekmiştir. O dönemin entrikaları zaten başka bir olay..
    Kitaptaki her kelimeden büyük bir haz duydum! Herkese tavsiye ederim! Teşekkürler. (:


Leave a Reply