Tanshaydar'ın Mekânı
SOSYAL:
Kategori: Eleştiri, Oyun Geliştirme

Türkiye’de Oyun Sektörü (2)

Not: Yazıyı okumaya başlamadan önce şunu aklınızda bulundurun. Ülkemizde son yıllarda bilgisayar oyunları oynayanlarının sayısının 10 milyonu geçtiği tahmin ediliyor.[1]

Feragatname: İşbu yazı dizisi tamamen benim kişisel görüşlerim olmakla beraber, bu endüstri içerisinde bulunduğum süre boyunca edindiğim tecrübeleri de içermektedir. Herhangi bir resmî kurum/kişi ve/veya kuruluş ile bağlantı ve fayda veya zarar sağlama amacı yoktur. Bu yazı dizisi tesbitinde mutabık olunmuş bir problemin irdelenmesi ve muhtemel çözümlerin sunulmasını amaçlamaktadır, “sana mı kaldı lan mk?” tarzında yaklaşım sergileyecek kişilere karşı sessizliğimi korumayacağım.

Bir önceki yazımda, sektörün durumunu ele almış ve ilerleyememesinin sebeplerini irdelemeye çalışmıştım. İlk sebep olarak ele almak istediğim konu, Türkiye’de oyun kavramına ve endüstrisine bakış.

Türkiye’de Oyun Kavramı

Türkiye’de oyun deyince, akla ilk gelen muhtemelen saklambaç ve o dönemin tarz oyunlarıdır. Küçük çocuklar arasında oldukça popüler olan bu tür oyunlar, maalesef “oyun” kelimesinin üzerine monopolisini kurmuştur. Her ne kadar futbol da bir oyun olsa ve içinde milyonlarca dolar dönse de, oyun kelimesi futbolu kapsamaz, çocuk işi olarak kalır.

İşte sorun burada. “Oyun çocuk işidir” algısı.

Sadece bu değil, çoğumuzun çocukluğunda eve giren atariler de genellikle küçük çocukları meşgul etmek için kullanılan araçlar olduklarından, “video oyunu” olgusu, hem içindeki oyun algısından, hem de atarilerden dolayı çocuk işi olarak kaldı.

Halbuki atari salonlarında sürterken 18-25 yaş arası abilerimizin çektiği kombolara ağzımız açık olarak bakardık. O zaman oyun çocuk işi değildi de, şimdi mi oldu?

Peki nasıl oldu da, Call of Duty’nin yaratıcısı 30 milyon dolar alacağı olduğu için yayıncı firmadan ayrılırken (aldıklarını saymıyoruz, alacağı o kadar!) Türkiye içerisinde video oyunu algısı “çocuk işi” olarak kaldı ve bir sektör olarak kabul görmedi?

Dar görüşlülük ve iki yüzlülük

Futbol maçlarını 10 yaşından 80 yaşına kadar hemen herkes izliyor. Futbolun bir oyun olduğu (kimse gelip bana spor demesin şimdi!) aşikâr. Peki, oyun çocuk işidir algısı neden burada işlemiyor? Satranç da bir oyun, hem de alâsından, ona neden kimse çocuk işi demiyor? Demek ki burada çok büyük bir iki yüzlülük dönmekte.

Kimse üzerine alınmasın, bu iki yüzlülük tamamiyle dar görüşlülükten kaynaklanmakta ve kimsenin bilerek yaptığı bir şey değil. Sorun tamamen Türkiye’nin teknoloji cahili olmasından kaynaklanıyor.

Çünkü, elle tutulur, gözle görülür, gerçek dünyada geçen her “oyun”, oyun olduğu halde her zaman çocuk işi olmazken, sanal dünyada olduğunda doğrudan çocuk işi oluyor.

Peki PES veya FIFA oynayan iki kişiyi izlemek ile televizyonda bir futbol maçı izlemek arasında teorik olarak ne fark var?

Önyargılar

Video oyunlarının artık neredeyse kitaplar kadar iyi hikâye anlattığını, satranç oynamaktan için gerekenden daha fazla zekâ gerektirdiğini bilmeyenimiz yoktur (Black Ops’çular hariç, onlar önlerine çıkanı öldürmekten başkas bir şey bilmezler). Ben hiçbir satranç turnuvasında Silent Hill 3’ün zor bulmaca zorluğundaki bulmacalara patlattığım kadar kafa patlatmadım.

Ama gelin görün ki, ben bunu oyuna çocuk işidir diyen hiçkimseye anlatamam. Önyargılı olunmasını geçtim, bunu anlattırmazlar bile. Bunu kabullenmemek için içten içe bir inat vardır. Ve ben bu cehaleti anlamış olsam da, bu inadı hiçbir zaman anlayamadım.

Uygulama?

Video oyunları üzerinde birçok insan çok fazla vakit geçirir. Özellikle öğrencilerin çok vakit geçirmesi derslerinde başarısızlığa sebebiyet verebilmektedir. Dolayısıyla ailelerin ergenliğe giren çocukları “halen bebek gibi oyun oynuyorsun” diyerek rencide etmeye çalışması, “ben büyüdüm artık” havalarına girmiş çocuklara “bebek gibi” diyerek ters psikoloji oluşturmaya çalışması pekâla da bunun böyle olmasında etkili olabilir.

Endüstriyel Kavram

Birine işini sorduğunuz zaman size “oyun yapmak” dese, ne düşünürsünüz?
Peki ‘oyun çocuk işidir’ diyenler ne düşünür?
Bilgisayar Mühendisliğinin bile ne olduğu bilinmeyen bir ülkede, yazılım sektörünün bir alt parçası olan oyun programlama/geliştirme sizce nasıl algılanıyor?

Ben söyleyeyim. Yazılım sektörü Türkiye’de en büyük paraların döndüğü sektörlerden biri olduğu halde, halen insanlar tarafından kabul görmüyor, bilenler dışında iş tanımı olarak bile iplenmiyor. ‘Yazılım firması’ olgusu bürokratik olarak birkaç yıl önce tanınır oldu. Durum böyle olunca, size işyeri açmak istediğiniz zaman yaptığınız iş olarak “video oyunu” diye bir tanım veremeyeceğinizi de belirtmem, sizi şaşırtmayacaktır sanırım. Tanıma en yakın olarak, yazılım firması olarak tanınıyorsunuz. (bkz. TaleWorlds firması İkiSoft Yazılım olarak geçiyor.)

Kısaca, Türkiye’de Oyun Endüstrisi, endüstri olarak tanınmıyor! Çok şükür www.oyungelistirici.org bu konuda iyi çalışıyor. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde oyun yapımcılığı resmî olarak tanınacaktır. Ama halk tarafından tanınması ne kadar uzun sürer, onu hiç bilemiyorum.

Hal böyle olunca, halk tarafından tanınmayan bir sektörün ne kadar gelişmesini bekleyebilirsiniz?

Türkiye içinde mi? Küresel mi?

Yazılım sektörünün yerelliğinden bahsetmek oldukça abes olur. Microsoft sadece Amerika içinde çalışmadığı gibi, Pardus da sadece Türkiye içinde çalışmıyor. Darkness Within yazımda yapılan yorumlardan biri şuydu:

Türk firması bir oyun yapacak üstelik üssü Türkiyede olacak ama yurt dışında satacak.Çok saçma ve akıl sınırları dışında bi öküzlük resmi olur bu durum.

Bu da bu yazı dizisinin ilkine gelen bir yorum:

Artık konsol ve pc oyunları sadece büyük yabancı firmaların işi. Bu zamandan sonra bence Türkiye’de oyun sektörü diye bir şey olamaz.

Kukla Interactive’in KonserVE: Gitar ve Bağlama’yı çıkarırken yaptığı hata, sadece Türkiye içinde satış yapmak oldu. Dünya genelinde bir satış olsaydı, durum çok daha farklı olabilirdi. Peki ben soruyorum, Türk firması bir oyun yaptı üstelik üssü Türkiye’de ve yurt içinde sattı. E sattı da ne oldu?

Her defasında Mount & Blade’in dünya standartlarında çok başarılı bir oyun olmuş olduğunu belirtmek zorunda kalmak da acı verici.

Kendi içinde sektör olarak tanınmayan bir endüstri, oyuncuları tarafından ümit kesilmiş bir çalışma alanı… Ne durumda olmasını bekliyorsunuz ki?

11 comments
  1. Tanrı galiba. 😀

    Serhat Çok Zorlu on Ağustos 8 | Cevapla
  2. Yazının sonunda değindiğiniz şeyler zaten asıl sorun, ihtiyacımız olan daha iyi yazılımlar-donanımlar yada para değil azim ve yaratıcılık… angry birds, limbo, magicka ihtiyacımız olan

    trafalgar law on Ağustos 8 | Cevapla
  3. trafalgar katılıyorum donanımız ve paramız yok gibi bahaneler artık eskide kaldı, limbo ve terraria gibi basit ama özgün oyunlar yüzbinlerce satabiliyor bizim de ihtiyacımız olan bu işini seven, orijinal bir şeyler ortaya koyabilecek bir grup hayalperest ondan sonra gerisi gelir zaten

    yusuf uğur on Ağustos 11 | Cevapla
  4. “donanımız ve paramız yok gibi bahaneler artık eskide kaldı”
    Daha o kısma gelmedim, o yüzden bu kadar peşin hükümlü olmayın. Hayatınızda kaç defa oyun yapma girişiminde bulundunuz da bu kadar emin olabiliyorsunuz?

    Angry Birds’in 140.000 dolara mâl olduğunu biliyor muydunuz? Limbo ve Terraria gibi basit ama özgün oyunlardan kaç tane var, ama siz sadece Limbo ve Terraria’yı biliyorsunuz.

    Ondan sonra gerisi gelmiyor güzel kardeşim, ben bu yazıları boşuna yazmıyorum, Cem Yılmaz’ın dediği gibi, “insanlar oluyor sanıyor, öyle oluyor sanıyorlar yahu!”

    Tanshaydar on Ağustos 11 | Cevapla
  5. Tanshaydar arkadaşım güzel bir yazı yazmışsın biz de kendimizce yorumluyoruz herkes senin gibi düşünecek değil, bir de bu ben her şeyi bilirim havalarıyla azarlar tarzda mesajlarını bıraksan diyorum. Bana göre her şey para değil özgün fikirler de kendine her daim belli edebilir, benim asıl parmak basmak istediğim nokta biz de özellikle eğitim sistemimizden, hayata bakış açımızdan kaynaklı vizyon eksikliği var ve bu da ürettiklerimize yansıyor. “Hayatınızda kaç defa oyun yapma girişiminde bulundunuz da bu kadar emin olabiliyorsunuz?” bir söz vardır yumurtanın iyisinden anlamak için tavuk olmaya gerek yoktur diye belki duymuşsundur. Yakında nasıl benim gibi düşünmezsiniz diyerek küfürlerle blogundan kovacaksın herhalde gidiş o yönde biraz sakin 🙂

    Kukla Interactive’in KonserVE: Gitar ve Bağlama dünya çapında satışa çıksa ne olur çıkmasa ne olur biraz da objektifliğe davet ediyorum. Bu oyunu MOunt & Blade ile kıyaslamak pek gerçekçi gelmedi

    yusuf uğur on Ağustos 11 | Cevapla
  6. Sanırım bir yanlış anlaşılma oldu.
    Oyun yapabilmek için bir sermayeye gerek vardır. Angry Birds yapamıyoruz/yapmalıyız diyen arkadaşlarımız var; ama Angry Birds gibi bir oyun bile $140.000 sermaye ile yapıldı. Her şey para değil elbette; ama sermaye olmadan hiçbir fikir meyve vermez. Ben sizin bunun tersini iddia ettiğinizi düşünmüştüm; o yüzden o şekilde bir tepki verdim. Kusura bakmayın.

    KonserVE ve Mount&Blade’i karşılaştırmadım ayrıca, ikisi çok farlı türde oyunlar ve hitap ettikleri kesimler çok çok farklı. Sadece yazıda yorumunu yazdığım arkadaşın yorumunun yansıttığı mantaliteye bir cevap niteliğindeydi. Tüm bunları sonraki yazılarda teker teker ve geniş çapta ele almayı planlıyorum.

    Tanshaydar on Ağustos 11 | Cevapla
  7. Angry Birds 50 milyon dolardan fazla para kazandırmış 140 bin dolara mal edilmiş burda satılan fikir değilde nedir? Crysis midir? Elbette parasız değirmen dönmüyor herkezin farkında olduğu şeyler bunlar fakat dediğiniz gibi 10 milyon oyun oynayanı olan bir yerde son 15 yılda ne olmuş… Rusların çok mu parası var son 10 yılına bakın rusların iğrenç ötesi oyunlar yapıyorlar (kendi piyasalarına, kime satıyorlar bilmiyorum) sonra küçük bir studyodan stalker çıkıyor birde kendi başlarına oyun yapan, porno oyunları yapan azimli japonlar var işte öle olunca oyun bir milletin kültürünü etkiliyor .Yazıda değindiğiniz gibi bakış açısı meselesi birazda, belkide gelecek 15 yılda bizde birşeyler çıkartıcağız/çıkartmaya başlayacağız.

    Oyun yapmamamın, oyun yapmaya çalışmamamın kendini “oyuncu” diye nitelendiren biri olarak fikrimi söylememe engel teşkil etmediğini düşünüyorum aksi halde fikir edineceğimiz yukarıda ki yazılar gibi yazıları neden okuyoruz ki!
    Neyse farklı bir şey söylemiyoruz aslında bazen iten azim olur, bazen götüren para olur… Ortaya iyi birşeyler çıksında oynayalım.

    trafalgar law on Ağustos 12 | Cevapla
  8. Stalker Ukrayna stüdyosundan çıktı, Rusya ile alâkası nedir? Amnesia da 5 kişilik, ofisi bile olmayan bir firma tarafından çıkarıldı? Yani?
    Olayın Rusya’nın zenginliği ile bağlantısı konusunda kıvılcım bile çakmadı, kusura bakma. Biraz alâkalı olsun yorumlar, lütfen.

    Ayrıca 140 bin dolar olmasaydı Angry Birds’in A’sı bile olmazdı. 140 bin dolar sakız parası değil. Ayrıca Angry Birds yapılırken hiç kimse çıkıp da “bu oyun bize 50 milyondan fazla kazandıracak!” diyememiştir, diyemez çünkü. Fikir fikir diyorsunuz; ama bir fikrin tutacağının garantisini hiç kimse hiçbir şekilde veremez. Black Ops boktan bir fikirdi, gelmiş geçmiş en çok satan oyun oldu; Hammerfight iyi bir fikirdi, adını duyan yok.

    Davulun sesi uzaktan hoş gelir.

    Ayrıca ben bir kişiye cevap verdiğimde herkese cevap vermiş olmuyorum, söylenilen ve/veya belirtilen bir fikre ben de kendi fikrimi söylüyor/belirtiyorum. Bu kadar alınganlığa gerek yok.
    Burada yorum yazma yeri açıksa, fikir belirtmek serbest demektir. Fikir varsa belirtilir, bu da karşı fikrin beyan edilmesine hak doğurur. Anti tez varsa sürülür, o kadar. Ne uzatmanın âlemi var ne de konuyu saptırmanın. Tamam sakinim.

    Tanshaydar on Ağustos 12 | Cevapla
  9. Stalkerin Rusya yada Ukrayna meşeli olduğuyla ilgili bir fikrim yoktu zaten ben küçük,fakir bir studyonunda güzel bir oyun yapabildiğine örnek olarak demiştim yazdığınız gibi de bir anlam çıkıyor ama haklısın.
    Rusya ise zaten zengin değil ki ama habire birşeyler üretebiliyorlar biz hiçbir şey üretemiyoruz nasıl alakasız olabilir ki! Tartıştığımız şey Parasız da birşeyler yapılabileceği değil mi?
    Angry Birds 50 m satılacagının bilinmemesi fikrin iyi olmasını değiştirmeski Hükümran Senfoni içinde yarım milyon harcadıklarını okumustum sonunda web tarayıcısı oynu çıkardılar çok para harcanıp pek tutulmayan oyunlarda var tabi.
    Ben anlayamıyorum sizi açıkçası ben sizin dediklerinizi kabul ediyorum yani paranında çok önemli olduğunu söylediğim sadece bir şeyler denememizde gerektiği yazılarınıza ve yoruma baktığımda farklı kişilermiş gibi yazılar güzel yazdıklarımla bence paralel yorum kısmındaysa bana davulun sesi uzaktanda olsa geliyorda yorum yapan kişiye ise hiç gelmiyormuş gibi.

    trafalgar law on Ağustos 13 | Cevapla
  10. Aynı şeyi farklı dillerle anlatıyor olabilir miyiz acaba?

    Tanshaydar on Ağustos 13 | Cevapla
  11. Tansel kardeşimin yazı dizisini okudum. Yapılan yorumlara da kulak misafiri oldum. Açıkçası yaklaşık 7 yılın yaklaşık 4 yılını Türkiye’deki oyun sektörü ile geçirdim. Geri kalan kısmında ise tüm incelemeler sonucu artık yapımında yer alıyorum ve bilgisi olan/olmayan bile kendi yorumunu ekliyorsa ben de buraya kendi yorumumu uygun uslupta ekleyebilirim. Öncelikle lütfen aşağıda yazacaklarımı siyasete bağlamayın. Ben siyaset ile ilgili konuşmadım. Sadece gerçekleri yazdım.

    Türkiye’deki oyun sektörüne pek deyinmeyeceğim. Resmî olarak ve halkın büyük bir kesimi tarafından böyle bir sektör kabul görmediğinden bu varolmayan sektör hakkında yorum yapmak sadece bir kaç firma hakkında fikirlerimi sunmaktan ibaret olacaktır.

    Türkiye’de oyun yapım firmalarının bir çoğu kendi özel gelir kaynakları ile oyunlarını yapmaktadırlar (özel derken aklınıza yasadışı işler gelmesin! Tamamiyle yasal bir konu ancak bunu burada açıklamam doğru olmaz.). Kimi firmalar başarı göstermiştir, kimi firmalar ise başladığı gibi bitirmiştir bu işi. Kabul etmek gerekirse en büyük başarıyı da TaleWorlds firması Mount & Blade serisi ile yakalamıştır. Sanırım bu var olmayan sektör ile ilgili bu kadar konuşma bu mesajım için yeterli.

    Tabii ki kaynak olmadan bir projenin hayata geçmesi olanaksızdır. Fikir de bir kaynaktır, proje bütçesi de bir kaynaktır, çalışanlar da birer kaynaktır. Basit bir şekilde tanımlamak gerekirse bir proje bir araba veya bisiklet gibidir. Az önce bahsettiklerim olmazsa tekerleği eksik bir araca dönüşür ki ilerlemesi de yıllar alır (oyunu tek kişi olarak uzun bir süre yapmak gibi). Geçenlerde Avrupalı bir kişinin Yann Tiersen’in şarkısı hakkında yaptığı yorum bir çok şeyi açıklayacak nitelikteydi: Amerikalılar eğlenecek şeyler, Avrupalılar ise sanat yapar. Bunda doğruluk payı çok yüksek. Call of Duty: Black Ops genellikle Amerikalı çalışanların ağırlıkta bulunduğu bir firma tarafından yapıldığından hikâyeye dair pek bir şey bulunması mümkün değil ki bunun gibi bir çok oyun, film örneği de görmek mümkün (şimdi bunları buraya sıralamanın anlamı yok). Crytek ise her ne kadar Avrupa menşei bir firma olsa da uluslararası bir personel topluluğuna sahip. Crysis de hikâye bakımından berbat olarak görülebilecek oyunların başında geliyor (bir not: Crysis 2007 yılında yaklaşık 35-40 milyon EURO ile devasa bir bütçe ile yapıldı).

    Oyunun sanat olduğunu gösteren en güzel örnekler ise;
    * Fahrenheit, Heavy Rain (Fransa)
    * Max Payne, Max Payne 2: The Fall of Max Payne, Alan Wake, Trine, Angry Birds (Finlandiya)
    * Hitman serisi, LIMBO (Danimarka)
    * Mirror’s Edge (İsveç)
    * Metro 2033 (Ukrayna)
    * Tomb Raider serisi -1996’dan 2003’e kadar- (İngiltere)

    Ve daha ismini unuttuğum oyunlar var. Şu anda Amerika o kadar çok Avrupalı ile çalışıyor ki, artık Amerikan firmalar da sanat üzerine yoğunlaşmak istiyor. Çünkü oyun bir sanattır. Bir eserdir. Bir ekip işidir (çok klişe bir söz bu ama doğru) ve bütçe olmadan bir şeylerin oluşması da pek mümkün değildir.

    Mount & Blade için belirli bir bütçeleri olduğu için ve güzel bir fikir de olduğu için başarıyı yakaladı ve neredeyse her sene yeni bir oyun çıkartarak seriyi devam ettirdi. Peki KonserVE: Gitar ve Bağlama neden bu başarıyı yakalayamadı. Oyunu oynayan çoğunluk “İyi ama zor” derken oynamayan kesim “Hiç güzel değil!”, “Berbat” gibi yorum yapanlar oldu. Ancak yurt dışında bu oyunu görenler gayet eğlenceli buluyorlar. Neden mi? Çünkü yurt dışındaki oyun kültürü genellikle eğlenceye dayalı.

    Sonuç olarak; bir oyunun yapılması için üniversitelerdeki eğitim, oyuncu kültürü, halkın bu sektöre bakış açısını değiştirmesi önemli bir etkendir.

    MaximumLife on Ağustos 17 | Cevapla

Söz uçar yazı kalır