Tanshaydar'ın Mekânı
SOSYAL:
Kategori: Eleştiri

Başarısızlığın Getirdiği İnanılmaz Hafiflik 2

Image1
Artık yazı dizisine dönüşen bu konuda, ilk yazımda belirttiğim başarısızlık terimine bir tanım getirmeye çalışmış, fakat muvaffak olamamıştım. Yine fikrin ilk çıkış yeri olarak kabul edebileceğim farketing blogunda gezerken başarısızlığın tanımı isimli bir yazı görmem bir tesadüf olmasa gerek…

Ne kadar çok boş laf eden var. Bir şey yapmadan konuşan.

Tabii ki her şey hakkında fikrimiz olabilir. Finansal piyasalar hakkında yorum yapmak için bankacı olmak gerekmiyor. Bir ürünün kötü pazarlandığını söylemek için pazarlamacı olmaya da gerek yok.

Fakat bir şey söylemiş olmak için söylemiş olmak. Muhalif olmayı marifet sanmak. Anlamaya çalışmadan, düşünmeden, dinlemeden yorum yapmak…

Ve hepsinden önemlisi ÖĞRENMEYE ÇALIŞMAMAK. İşte başarısızlığın tanımı bu olmalı.

İlk cümle… Ne kadar da doğru bir söz! Ama neden? Neden bu kadar doğru.
Yıllar önce bir reklam vardı televizyonda: “Ağzı olan konuşuyor!” sloganlı bir reklam vardı. Bu konuya hiç değinmeyeceğim, üzerine apayrı bir yazı yazılması gereken bir konu bu.

Gelelim asıl konuya, başarısızlığın tanımına.
Sizce başarısızlık nedir? Birine başarısız diyebilmek için başkasıyla mı karşılaştırıyorsunuz? Öyleyse herkes başarısızdır, ya da hiç kimse başarısız değildir.

Ama eşit şartlar…” diyenleri duyar gibiyim.
Hangi eşit şartlardan bahsediyorsunuz? Her iki öğrenciye de iki saat verdiğinizde ikisi de eşit şartlar altında mı yarışmış oluyor?

Eşit olunan tek yer mezardır… Başka hiçbir yerde eşit olamazsınız.

Eşitlik ile denklik karıştırılan kavramlardır. Üç elme ile üç armut eşit değildir; ama denktir.

Peki denklik iki insanı karşılaştırmaya yeterli midir?
Bana elma ile armudu karşılaştırın bakalım…

Dolayısıyla, başarısızlığın birincil tanımı kökten çürüyor, bir insanı başkalarıyla eşit şartlar altında karşılaştırmanın imkânı olmadığından dolayı, “kime göre-neye göre” durumu da herkese göre değişeceğinden, başarısızlık için bir karşılaştırmadır diyemeyiz.

Peki? O zaman nedir başarısızlık?
Ve hepsinden önemlisi ÖĞRENMEYE ÇALIŞMAMAK. İşte başarısızlığın tanımı bu olmalı.

Eh, bu görüşe de çok katılamayacağım. Pratikte doğru olsa da, teorik olarak mümkün olmayan bir durumdur. Çünkü, herkesin kendi dünya bakışı, görüşü belli temeller üzerine kurulur. Bu temeller ilk çevresi, ilk okulu, arkadaşları ile şekillenir. Eğer yeterince inşa edebilirse bu temellerin üzerindeki yapıyı, kendi temellerini sorgulayabilecek, ve gerekirse sağlamlaştırıp, gerekirse değiştirecek kadar “adam” olursa Öğrenmeye Çalışır (ileride bir gün “adam olmak” deyimine de değineceğim.). Aksi taktirde, öğrenilmiş çaresizlik misali, yanlış olduğunu bilse de bilmese de kendi temellerini savunmaya çalışır.

İnsanlar öğrenir, ama öğrenmeye çalışanlar çok azdır. Dolayısıyla çok az bir kısım başarılı sayılabilir. Sayılabilir diyorum, çünkü öğrenmeye çalışmak başarılı olmanın veya olmamanın tam bir tanımı değildir.

Ama belki de, ilk adımı sayılabilir. Ne de olsa öğrenmeye çalışan adam, sürekli ilerleme kaydedecektir. Ve başkaları tarafından başarısız sayılsa bile, o başkalarının bile başarısız diyemeyeceği bir noktaya erişecektir.

Söz uçar yazı kalır