Bir Trailer İncelemesi

Geçen gün yeni oyunumuz için bir Trailer senaryosu yazarken, trailer’ın orjinal içeriği, kullanıcıya verilecek detaylar, süre ve içerik gibi özellikleri göz önünde bulundurmanın ne kadar zor olduğunu farkettim. Kullanılacak sahnelerin başlangıç ve bitişleri, gösteriliş sırası, müziğin temposu, giriş sahnesi, kapanış sahnesi, gösterilecek oynanış özellikleri, oyunun heyecanını öldürmeden gerekli ve yeterli bir ön heyecan inşası, hikâyeye dair merak uyandırma… Kısacası, bir Trailer senaryosu yazmak da bir oyun senaryosu yazmak kadar zor. Ve özellikle çok kısa zamanda heyecan ve merak uyandırmak tamamen bir bilmece!

Şans eseri, aynı gün Wii için duyurulan Night of the Sacrifice isimli bir korku oyunun trailer’ına denk geldim. Wii sahibi olmamama rağmen merak ederek trailer’ı izledim. Tam bir case study olarak ele alınabilecek trailer olmuş. İyi ve kötü yönleriyle ele alarak bir trailer’ın nasıl olması gerektiği ve zorlukları üzerinden biraz görüşlerimi paylaşmak istedim.

Zamanlamayı baz alarak trailer’ın iyi ve kötü yanlarını ele almaya çalışacağım.

  • Başlangıç: Aslen fena bir başlangıcı yok trailer’ın. Yankılanan ayak sesleri, etraftaki sessizliği ve en önemlisi tek başınalığı vurguluyor. İnsanı hafiften bir tedirgin ediyor. Güzel bir başlangıç.
  • 0:04: Açılan kapı. Arkasından kimse gelmiyor. Kendi kendine açılan kapı klişe haline gelmedi mi? Gıcırtı sesi yok, evet bu iyi; ama insanın içinden o kapıyı kontrol etme isteği geliyor, halbuki ardında ne olduğundan korkmamız gerekirdi. Olmamış.
  • 0:05: Müzik başlıyor. Korkutucu ve ürkütücü bir müzik yerine hafif tonlarda bir müzik seçilmiş. Biraz kasaba müziği havası olsa da, yine başlangıç için merak uyandırmada başarılı. Güzel.
  • 0:11: Hacı bu gösterilen dolunay nedir? Eski bir resim karesi olarak gösterilmekten ziyade oyun firmasının simgesi gibi duruyor, belirsiz. Olmamış.
  • 0:12: Demir parmaklıklar ve mekân tasrımı oldukça iyi. Ama o parmaklıkların arkasındaki kız… Uzun saçlı ve gri tenli… Klişelerin klişesi haline gelmiş bu figürü kullanmanın ne âlemi var? İnsanlar artık korkmuyor bile.
  • 0:17: Ani zoom ve yüzü saçlarının altında belli olmayan kızı yakından gösterme. Çok ucuz ve klişe bir numara, kaliteyi düşürmekten başka işe yaramıyor. Kötü.
  • 0:30’a kadar: Müzik temposunu değiştirmedi. Videodan ziyade resimlerden yapılmış bir slayt gibi gözüküyor. Oynanışa veya hikâyeye dair hiçbir fikir verilmedi. Şimdiye kadar trailer’dan 30 saniye geçti ve hiçbir tempo artmadı, güzel giriş yapan trailer klişeler ve video yerine resimlerle ilgi çekiciliğini kaybetti. Bir çok oyuncu bu noktada “peh” deyip kapadı.
  • 0:33: Bir anda bir cam kırılma sesi ve trailer’ın atmosferi değişti. Sabırlı oyuncular için beklenmedik ve şaşırtıcı bir durum. Güzel; ama on saniye kadar gecikti.
  • 0:34: Oynanışa dair ilk görüntü. Dark Fall 3 benzeri bir sahne: kukla ve cep telefonu. Oyunun FPS olması muhtemel.
  • 0:35: Oyun içi görüntülerden oluşan bir sahne. Sağdaki karakter animelerden fırlamış gibi dururken mekân tasarımı, renkleri ve tarzı ile hiçbir alâkası yok. Resmen başka bir yerden gelmiş gibi. Uyumsuzluk ve kalitesizlik okunuyor. Kötü.
  • 0:36: Testere ile açılmaya çalışılan bir kapı. Biz gözükmüyoruz, açan kişi veya şey gözükmüyor. Neden açmaya çalıştığı bilinmiyor. Mekân belirsiz. Müzik temposunu arttırdı. Heyecan artıyor. Mükemmel.
  • 0:37: El feneri ile etrafa bakan bir karakter. Biz miyiz? Oyun FPS değil o zaman. Karakterin tasarım tarzı mekân ile uyumsuz. Ama 0:35’teki sahne ile birleştirildiğinde oyunun genel havasının böyle olacağı anlaşılabiliyor. Ama karakterin içinden geçen hayaletimsi şey ne? Gereksiz, boş, sade. İyi ve kötü bir arada.
  • 0:38: Yine küçük kız; ama bu defa normal. Normal bir küçük kızın müzik ile uyumsuzluğu bariz. Olmamış.
  • 0:40: Sallanarak yürüyen bir karakter. Yaratık, ruh, biz? Kim olduğu belli değil, ve uzaklaşıyor. Uzaklaşıyor olması ilginç, çünkü bize saldırmıyor demek bu. Dolayısıyla merak uyandırıcı, güzel.
  • 0:41: Ani bir sahne. Her tarafı kan içinde olsa da normal bir insan olduğu bariz olan bir karakter, histerik bir şekilde elindeki sandalyeyi savuruyor. Hem de kameraya doğru! İşin içinde bir iş var. İlgi çekici, heyecan uyandırıcı. Çok iyi.
  • 0:42: Normal kız ve ürkütücü küçük kızın büyük versiyonu. Karşı karşıya, sessiz, dolunay, uçurum… Final sahnesi? Böyle bir sahnenin trailer’da ne işi var? Spoiler niteliğinde olmamış mı?
  • 0:47: Epic Fail*. Korkutmak istiyorsan ne olduğunu asla tam olarak gösterme. Gözleri yok, ağzı açık. Yüzünde üç tane delik var o kadar. Kameraya bu kadar yaklaşınca çok mu korkacağız?
  • 0:48: Epic Win*. Kapı açılıyor; ama içinden neyin geldiğini tam olarak göremiyoruz, bilemiyoruz. Bir şey geliyor, ve insan olmadığı belli. Bu sahneden sonra ne oluyor sorusu oldukça başarılı bir özellik. Harika.
  • 0:49: Bu şekilde yavaşça kalkan bir şey ya zombidir ya hayaletimsi bir şey. Dolayısıyla klişe. Ama trailer’a eklenmesi gerekir. Ne iyi ne kötü.
  • 0:50: Müziğin iyice rahatsız edici hale bürünmesiyle birlikte tempodaki artış sahnelere de yansıyor. Devasa bir şey odaya giriyor, sadece dizlerine kadar görünüyor. Merak uyandırıcı.
  • 0:51: Az önce piyano çalan küçük kız hayaletleşiyor, ve az önce yaptığımız yorumu yerle bir ederek bizi ters köşeye yatırıyor. Müziğin gittikçe rahatsız edici hale(iyi anlamda) gelen temposu ile mükemmel bir uyum içeriyor. Epic Win.
  • 0:52: Belli ki bizi yerimizden sıçratmak için eklenmiş sahne de fırlayan şeyin ne olduğu çok açık bir şekilde gözüküyor. Öfke yüzünden okunan varlığın bir boss olma durumu mevcut. Dolayısıyla spoiler niteliğinde; ama trailer’a konulacak bir sahne. Yalnız şu var ki, bu tür sahnelerin çokluğu “acaba hepsini trailer’da kullandılar da oyunda göreceğimiz yenilik kalmadı mı?” sorusunu akıllara getirerek kendine çelmeyi takıyor.
  • 0:54 ve sonrası: Tempo artıyor, ne olduğu belli olmayan bir şey gösteriliyor, yazılar hızlanıyor… Tempo kendisini buldu, güzel.
  • 0:55: Arkamızdan bir şey geliyor, merak uyandırıcı, ürkütücü. Güzel.
  • 0:57: Az önceki devasa şeyin daha fazlası gösteriliyor. Yalnız trailer’da belinden üstünün olmadığı veriliyor, bu ayrıntı verilmeseydi çok iyi olabilirdi. Ama bu ayrıntının verilmesi etkiyi düşürüyor.
  • 0:58: Ucuz bir korkutma numarası. Gereksiz, yersiz. Kurukafanın öyle üstümüze gelmesi artık kimi korkutur veya meraklandırır ki? Olmamış.
  • 0:59: Oyun içinden bir sahne, sinematik değil. Güzel. Tam yerinde.
  • 0:59 devam: Küçük kız parmaklıkların diğer tarafından bizim oynamadığımız bir karakteri çekiştiriyor. Endişeli görünüyor. İki karakterle mi oynuyoruz? Eskiden olmuş olan bir olayın flashback’i mi? Yoksa biz başka bir yerdeyken o anda olan bir olay mı? Belirsizlik can sıkıcı.
  • 1:00: Duvara bağlı bir hayalet? İlgi çekici! Kanlı ve öfkeli karakterimiz? Ardından silahla gelen kişi? Çok iyi. Kırmızı odadaki hayalet? Bu defa bu hayalet oynanışın içinden güzel durmuş, yerinde ve iyi. Arka arkaya üç güzel sahne. Uyumlu.
  • 1:02: Hayalet kızı öpüyor mu? Heyecansız bir sahne. Bu heyecana uymamış. Kötü.
  • 1:02 devam: Oturan bir kukla? Condemned veya Dark Fall 3’ten çakma gibi duruyor. Ama sonra parmaklıkla arasındaki hareketli şeylerin bir anda görünmesi insanı titretiyor. Orada bir dehşet olduğu kesin. Güzel!
  • 1:03 Testereye karşı savaş, az önce testere ile odaya girmeye çalışan varlıkla mı karşı karşıyayız? Ya da belki de tek bir karşılaşmadan ibaret değildir.
  • 1:03 devam Az önce öfkeli olan şimdi acıyla bağırıyor mu? Olmamış. Güzel durmamış. Sonrasında merdivenden çıkış yaptığımız sahne ise oradaki hayalet ile bozuluyor. Orada hiçbir şey olmamalıydı ya da olan şey çok az gösterilmeliydi.
  • 1:04 Kapı açarken mi FPS olacak? Oyun FPS; ama sinematikler TPS mi? Anlaşılmıyor. Kapıyı açınca içerisinin kanlı çıkması… Eh işte.
  • 1:06: Müzik durdu! Çok önemli bir olay bekliyor insan. Çok büyük bir sahne. Bizi “oha falan” yapacak. Bekliyoruuuuuzz! Ve… Kendini uçurumun kenarından bırakan bir kız mı? Bu mu şimdi? Tamam, oyunun adı Night of the Sacrifice (Kurban Etmenin/Fedâkarlıkta Bulunmanın Gecesi); ama oyuna adını veren sahnenin böyle mi olması gerekirdi?
  • 1:10: WTF!?! Az önce öfkeli görünüyor dedik, acı çekiyor dedik dalga geçtik; ama şu anda gözüken şey hiç de beklediğimiz gibi değil. Ters köşe, güzel!
  • 1:15’e kadar: Durmuş olan müziğin sessizliği iyice gerginlik yaratırken bu küçük kızın rahatlığı nedir? Bir de gülümsüyor mu? Ne oluyor burada? Nasıl bir dehşet kol geziyor? Oldukça güzel bir sahne.
  • 1:16: Yavaşça aydınlanmaya başlıyor bir şeyler. Müzik yeniden başladı; ama düşük tempoyla. Merakta bıraktı bizi ve kapanışa doğru ilerliyor.
  • 1:23: Oyunun adı ve çıkış tarihi imiş açığa çıkan şey. Biraz daha sanatsal bir çalışma yapılabilirdi, mesela duvardaki kan şekil değiştirebilirdi; ya da birisi kana doğru yürür ve onun kandaki yansıması çıkış tarihine dönebilirdi. Amatör kalmış.
  • 1:25: Vokal girdi. Müziğe vokalin giriş zamanlaması mükemmel. Vokalin tonu, duygusallığı çok iyi.
  • 1:32: Bir başka WTF sanhesi. Bir anda ekrana giren deforme olmuş el insanı yerinden sıçratıyor. Ardından durmuyor ve bu defa deforme olmuş küçük bir erkek çocuğunu kameraya sokuyor. Tam olarak çığlık atmıyor olması, bozuk bir ses çıkması çok iyi. Klişeden kaçınılmış. Sonrasında ekranın bozulması daha da iyi, zaten tamamiyle gösterilmiş bir şey göze sokulmuyor, geçip gidiyor hemen. Epic Win.
  • 1:34: Sinyal kesilme sesi. Trailer bitti sanmıştık; ama asıl şimdi bitmiş. Uzatmaya gerek yoktu; ama sinyal üç defa tekrarlanmış, telefondaki hat kesilme sesi gibi. Fena değil, ama uzatılmasa daha iyidi. Ve son bir yazı gösterilebilirdi, mesela oyunun sloganı verilebilirdi. Eksik kalmış.

Bir buçuk dakikalık bir trailer’ın kısaca incelenmesi bu kadar sürdü. Daha ayrıntılı bir inceleme ile daha derin bakılabilirdi.
Bir trailer hazırlamanın zorluğu burada ortaya çıkıyor. Satmayan ürün ne kadar kaliteli olursa olsun bir işe yaramıyor maalesef. Ambalajı iyi hazırlamak gerekiyor.

Siz de trailer ile ilgili görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim. Bakalım yeni oyunumuz için trailer’ımızı yayınladığımızda beğenecek misiniz 🙂


6 Responses

Bir yorum yazın


Leave a Reply