Türkiye’de Oyun Sektörü (1)

Bir süredir yazmayı planladığım yazı dizime artık başlamış bulunmaktayım.

Feragatname: İşbu yazı dizisi tamamen benim kişisel görüşlerim olmakla beraber, bu endüstri içerisinde bulunduğum süre boyunca edindiğim tecrübeleri de içermektedir. Herhangi bir resmî kurum/kişi ve/veya kuruluş ile bağlantı ve fayda veya zarar sağlama amacı yoktur. Bu yazı dizisi tesbitinde mutabık olunmuş bir problemin irdelenmesi ve muhtemel çözümlerin sunulmasını amaçlamaktadır, “sana mı kaldı lan mk?” tarzında yaklaşım sergileyecek kişilere karşı sessizliğimi korumayacağım.

Türkiye’de Oyun Sektörü?

Bir sektörün gelişmişliğini ne ile ölçebiliriz, o konuda profesyonel bilgiye sahip değilim. Ama Türkiye’de hatırı sayılır derecede oyun firması var. En bilinenleri Sobee ve TaleWorlds (İkisoft Yazılım) firmaları. Geçtiğimiz Nisan ayında da Kukla Interactive KonserVE: Gitar ve Bağlama oyunuyla firma olarak Türk oyun sektöründe yerini aldı. Kukla Interactive’in başında yer alan İdris Çelik’in bu sektörde Mevlüt Dinç kadar eski olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Zoetrope Interactive de biriki yazımda ele aldığım bir firma zaten.

E dolayısıyla, Türkiye’de oyun sektörüne katkıda bulunabilecek firmalar mevcut.

Ama uzun süreden beri herkesin ağzına sakız olmuş bir söylem mevcut: “Ne olacak bu Türk oyun sektörünün hali?”. Birilerine göre Türk oyun sektörü çok kötü durumda. Bazılarına göre gelişmekte. Crysis’i bir Türk oyunu zannedenler için Türk oyun sektörü ne durumdadır bilemiyorum.

Ayrıca sektörün ele alacağım kısmı bildiğimiz PC ve konsollar için geliştirilen 3 boyutlu oyunlar olacaktır. Facebook oyunları ve diğer mobil oyunlar (iOS, Android vs) konunun dışında kalacaktır, zira sektörün bu kısmı çok hızlı değişim göstermekte ve dün iyiyken bugün kötü veya tam tersi olabilmektedir.


Sorun?

Şikâyet edilen şey, Türkiye’nin neden dünya oyun endüstrisi pazarında söz sahibi olmadığı, Türkiye’den neden dünya standartlarında oyun çıkmadığıdır. Tabi Mount&Blade ve Darkness Within serilerini dünya standartlarında saymıyorsanız o sizin bileceğiniz iş.
Benim şikâyet ettiğim şey ise farklı, Türkiye’de oyun geliştiricisi olmanın zorluğu ve ülkemizin bu konuda geri kalmışlığı.

Bu soruna sebep olan alt sorunları ise şu şekilde belirledim ve yazı dizisinde bu sorunları ele almayı düşünüyorum:

  1. Türkiye’de oyun kavramına ve endüstrisine bakış
  2. Oyun yapmanın zorluğu
  3. İmkânsızlık
  4. Oyuncu kültürsüzlüğü

Genel olarak, Türkiye’deki oyun endüstrisinin geri kalmışlığının (halen elimde bir ülkedeki endüstrinin gelişmişliğini ölçecek bir kıstas yok, varsa bildirin lütfen) sebebi genel olarak bu dört problem. Eğer problemlerin gerçeği yanıstmadığını ve/veya daha fazla/az olduğunu düşünüyorsanız lütfen fikrinizi açıkça belirtin. Düşüncelerimi size açmamın bir sebebi de kendimi bu konuda geliştirebilmektir.

Bir sonraki yazımda, temel sorun olarak gördüğüm Türkiye’de oyuna ve oyun endüstrisine genel bakış konusunu genel hatlarıyla ele alıp ne gibi olumsuz etkilerin olduğunu irdeleyeceğim.

Bu arada Dead Space 2 yamasını Ağustos’un ortasından önce çıkacağını söylesem küfretmeyeceğinizi umarım.


10 Responses

Bir yorum yazın


  • Gizmoj on

    Benim bu konularda hiç bilgim yok, görmüşlüğüm geçirmişliğimde yok. Ama dışarıdan duyumlarıma gözlemlerime göre söyleyebileceğim şey; Türkiye’nin içinden çıkan bir yeteneğe Türk vatandaşlarımızın sahip çıkmaması çünkü ülkemizde büyük bir yabancı özentiliği var. Neden bilmiyorum. Çünkü bende böyle bir şey yok. Benim yabancı özentiliğinden kastım yabancı müzikler dinlemek veya üstünde ingilizce yazı yazan t-shirt almak değildir. Türkiye’de bi kafenin adı Gül Kafe olursa o kafeye girilmez. Ama Türkiye’de bir kafenin adı Cafe Rose olursa o kafe kesinlikle insanlarımızın ilgisini çeker ve Gül Kafeden daha çok iş yapar buna emin olabilirsin. Oyun sektörüde buna benziyor. Vatandaşlarımız (belki ileride bunuda diyemicez çünkü yozlaşma çok fazla) yurt dışındaki pazarlamayla o kadar çok ilgileniyor ki (bak oğlum F.E.A.R 3 çıkmış, alak mı lan?) kendi ülkesindeki pazarlamadan habersiz ve kendi ülkesinin bir yapıtını görünce de ‘kesin dandiktir bu’ diyip geçiyorlar. İşte ilk sorun bu. Vatandaşlarımızın bakış açısı. Bu kesinlikle ilk ve en büyük sorun bence.


  • kardiyak on

    Bence oyun sektörü diye bir kısıtlama yerine büyük bir ekonomik pazardaki eğlence sektörünün ufak bir kolu demek aslında oyun sektörü. bir sinema, spor, müzik sektörü gibi. Bu bağlamda pazar payı fazla olan gurup piyasanın yönünüde belirliyor. Önemli olan üretilen şeyin kalitesi değil popülaritesi ve ön görülen kar oranları olunca birileri hem üretici hemde tüketici yerine, aracı olarak karar veriyor.Son teknoloji grafiklerle ,klişe temalı oyunlar üretiliyorve üretime harcanandan çok reklamı yapılıyor. Bu sektörün ülkemizde ilerleyememesinin sebebi de bu karar veren mekanizmanın bu ülkedeki oyun üretim ve tüketim pazarında yeterince kar görememeleri. Türkiye de oyun sektörü dünya çapında değil türkiye içinde bile büyük bir başarı sağlayamaz çünkü tüketici kısım bu üretimi destekleyecek bilince vakıf değildir. Bilgisayar oyunları halkın birçok kısmı için hala çocuk oyunu, ateri yada zaman kaybı olarak görülürken medyada bilgisayarların eğlence değilde sadece zararlı yönleri vurgulanırken üretilen oyunlarda toplumun aslında küçük bir kısmına hitap etmiş oluyor. üreticiler bu küçücük pazarda dev dış piyasa şirketlerinin oyunlarıyla yarışmak durumunda kalıyorlar. Bu durum oyun geliştiricilerinin pazarlama aşamasında destek bulamamalarına sebep oluyor. bu sebeple üretilen oyuna harcanacak olan zaman ve işgücü azalıyor. Bu da üretilen oyunların çok parlak fikirler içersede kalitesiz görünmelerine sebep oluyor. Böylece ülke içindeki pazarda da kendine yer bulamayabiliyor. Oyun Sektörü ? bu kavram türkiyede hala bilinmiyor çünkü bir sektör olarak görülmüyor. Çünkü aslında dış pazar haricinde bir pazar bulunmuyor.


  • Tanshaydar on

    @Gizmoj
    Evet canım iyi bir noktaya değindin ve bu konuda oyuncu kültürsüzlüğü diye bir sebep ele almış olmam gayet haklı görünüyor. O konudaki görüşlerimi ilerleyen yazılarda daha geniş çerçevede ele alacağım.

    Yalnız işin ilginci White Night’ı haber yapan sözde oyun sitelerinin tek vurgusu Türkler tarafından yapılıyor olması. Birincisi Türkler değil, tek bir kişi; ikincisi listedeki en kaliteli yapım olmasına rağmen ürünün kalitesi değil kim tarafından yapıldığı önemli… Kendi içlerinde çelişiyorlar. Kaldı ki, benim Bulgaristan göçmeni olduğumu bilseler ne olur Allah bilir!

    @kardiyak
    Aslında tüm yazı dizisine bir özet geçmiş bulundun, bana özet geç diyen olursa sana yönlendiririm artık.
    Yalnız ben eğlence sektöründen ziyade oyun sektörünü bile kendi içinde ayırıp sadece PC ve konsollar için geliştirilen 3 bouytlu oyunlara odaklı bir argüman üzerinden ilerliyorum.
    Ayrıca eğlence sektörünün bu kadar yerel çalışması yine ufuksuzluktan kaynaklanıyr. Elin Amerikalısı bir film yaptığında tüm dünyada gösterime girerken, bizde Beyza’nın Kadınları gibi bir başyapıt tüm Türkiye tarafından bile bilinmiyor. Bunun sebebi daha geniş ölçekte bir konu ve oyun sektörüne özel bir sorun olarak ele alamam.

    Ama, üreten insana değer verilmiyor, üreten insan eziliyor, üretilen ürün değer görmüyor, herkes bir şekilde parayı vurup köşeyi dönme derdinde ve sadece Hilal Cebeci’nin sarkık göğüsleri prim yapıyor. Bunları oyun sektörü başlığı altında ele almam zor ve ele alsam bile bir bilinç yaratacağı şüpheli. En azından şu anda Türkçe yamalardan dolayı oyuncu odaklı bir ziyaretçi kitlesine sahibim ve aynı dilden konuşabildiğimize inanıyorum.


    Yani anlaşılan ilk iki yoruma bakarak tespitlerimde haklıyım ve böyle bir yazıyı içimi dökmekten ziyade bir eleştiri bazında yazabilirim. Teşekkürler.


  • Gökhan on

    Güzel bir başlangıç olmuş ancak bence hakkında ne söylesen ne etsen kolay kolay rayına girmeyecek, gelişemeyecek bir konu hakkında yazı yazdığını düşünüyorum. Şikayet edecek o kadar şey varki nereden başlanır ne denir bunun sonucunda nerelere varılır hiç kestiremedim şu anda…
    Oyunun, oyunların ciddiye alınmadığı zaman kaybı görüldüğü bir dönemde yaşıyoruz açıkcası ve böyle bir dönemde de oyun sektörünün Türkiye’de gelişmesi neredeyse imkansız gibi geliyor bana. Kaldı ki eğitim gibi daha önemli alanlarda ki yetersizlik göz önüne alındığında.
    Ben kendi adıma bir oyunda daha çok hikayeye, sonra grafiklere bakarım ancak bilemiyorum türk insanı daha çok ne tarz oyunlar seviyor ? Tabii büyük kesimin knight online metin2 tarzı oyunlar oynadığını düşünüyorum yani ne hikaye ne de grafik hiçbirine gerek duyulmadan. Kardeşim Dota oynuyor mesela ki gördüğüm kadarı ile onda da bir hikayeye ihtiyaç yok… Demek istediğim bir şekilde oyuncuya kendine aldırabilecek bir oyun yapılabilirse eğer -ancak ne şekilde olur bu bilemiyorum- bir şekilde o firmalara sponsor olacak şirketler ve o oyunları alacak kitleler yaratılabilir ve bu şekilde de en azından şimdiden iyi hale gelebiliriz.
    Yazının devamını çok merak ediyorum çok kaliteli yazıyorsun.


  • mavzer on

    Türkiyede kemikleşmiş bir oyuncu kitlesi yok kıkırdak bile yok dolayısıyla oyuna değer veren kimse de yok neyse zevkle takip edicem yazılarınızı.


  • Tanshaydar on

    @Gökhan,
    Yazı tarzımı beğendiğin için sevindim, teşekkürler.

    @mavzer,
    Bir sonraki yazım için elimde güzel argümanlar var biraz tabu yıkmaya başlayacağım 🙂


  • escape on

    bence bu oyun sektörü türkiyede gectiğimz senelerde gelişmekteydi yada su an cıkan türk oyunlarını ben takip edemiorum mesela gecetiğimz senelere örnek verilirse kabus 22 – pusu gibi oyunlar cıkıyordu ama bu oyunlar türk oyun severler tarafından beğenilmedi oyunu aldığım yerdeki abi bile satın almak istediğimde yok gülüm sana bu oyunu vermem dedğini hatırlıorum ama yinede aldım oynadım ama su an tükiyedeki oyun studyoları bunları bile yapmaz hale geldi yada ben yanlıorum ama yapılsa tekrar tekrar almak istrm aslında tüm türk oyun severler böle katkı sağlasa gelişebilceğini düsünüorum türkiyedki oyun sektörünün.. bu arada tansel abi sanada tesskür ediorum böle konular acarak bizleri bilgilendirdğin için


  • mavzer on

    @Tanshaydar
    Benim tabu zor yıkılır ama… merakla bekliyoruz 🙂


  • Erman Haskan on

    Artık konsol ve pc oyunları sadece büyük yabancı firmaların işi. Bu zamandan sonra bence Türkiye’de oyun sektörü diye bir şey olamaz. Oyunu yapan hangi ülkede olursa olsun tüm dünya için yapar, oyun sektörü evrenseldir. Türkiye’den bir geliştirici bir iphone oyunu geliştirdiğinde o oyunda tüm oyunlar gibi aynı Appstore’da yayınlanır, oyunu geliştirenin milliyetinin hiçbir önemi yoktur. Minecraft gibi bilgisayar oyunları için de geçerli bu. Türkiye benim gibi oyun geliştiricilerle dolu.


  • Tanshaydar on

    Evet arkadaşlar Türkiye içerisindeki oyun sektörünün halinin sebeplerinden biri olan zihniyeti görmek için üstteki yorumu okumanız yeterlidir.

    Türk oyun sektörü deyince Mevlüt Dinç’in yaptığı gibi sadece Türkiye içine çıkan oyunları mı, yoksa Mount & Blade gibi dünya çapında geniş yankı uyandıran, devasa yapımlar mı geliyor akla acaba…


Leave a Reply