Filmlerde Sürpriz Sonlar

Geçen haftalarda canımın sıkıldığı bir gece bir korku filmi açıp izlemek istedim. Arşivimi karıştırdığımda daha önce hiç bakmamış olduğum Shrooms isimli bir film buldum. Oturup izledim ve açıkçası hiç beğenmedim. Hele ki zoraki sürpriz sonu beni iyice bezdirdi. Aklıma gelen ilk soru ise, bu kadar kalitesiz işlenen hikâye örgüsünün böyle zoraki bir sürpriz sona ihtiyacı olup olmadığıydı.

ShroomsScarface, Godfather, Once Upon a Time in America, The Shawshank Redemption gibi filmler gayet lineer bir kurgu örgüsü sunarlar. İzleyiciyi etkilemek için bir sürpriz sona ihtiyaç duymazlar. Günümüzde böyle filmler pek çekilmiyor artık.

Burada bahsettiğim sürpriz son, bir polisiye filminin “katil kim?, ben o sanıyordum ama şu çıktı!” tarzındaki gibi değil, Prestige ve The Illusionist gibi filmlerdeki gibi bir sürpriz son. Sanırım 90’ların sonuna kadar sürpriz sona ihtiyaç duyan bir film yoktu, ve çekilmedi de.

Sürpriz sona sahip hatırladığım ilk film The Others’tı. Film boyunca gerilip fikir yürütürken filmin sonunda hiç tahmin etmediğim bir olayın çıkması beni tamamen ters köşeye yatırmıştı. Bunu takip eden filmlerde yine kaliteli kurgu örgüsünün hiçbir şekilde gidişatı bozmadan verdiği sürpriz sonlar ile birlikte artık “tahmin etme” olgusunun iyice gelişmeye başlaması kurguların daha akılcı, daha sıkı, daha şaşırtıcı olmaya başlaması oldukça normal. Dahası, kaliteyi arttırması ile oldukça güzel. Ama gel gelelim, bu sürpriz son olayı iyice sıktı.

Elm StreetYine geçenlerde izlediğim Elm Sokağı Kâbusu’nun 2010 yapımı, zaten son dönem remake facialarının son örneği olarak literatüre geçti. Acaba nasıl bir yenilik katmışlar diye düşünürken sürpriz son rezaletinden de öte, önce öyle sandırıp, sonra yok öyle değil böyle dedirtip, en sonunda aa bak öyleydi şeklinde verilen sürpriz ağız tadı bozmaktan başka işe yaramıyor.

İzleyicileri lineer bir kurgu ile ekrana bağlamak son dönemde oldukça zor. Graphic Whore’ların iyice türemesi ile oyunlarda grafik kalitesi, filmlerde ise özel efektler ön plana geçti. Kitaplarda ise… erm… alacasalak, pardon Alacakaranlık tarzı ile hikâye ve edebiyatın yerle bir olmuş olması gözlerden kaçmıyor.

Popüler Kültür’e taş atmaktan, sayıp sövmekten oldukça sıkıldım. Ama yapımcıların da ortaya güzel bir iş koymak değil de para kazanmak amacıyla yaptıkları kıytırık ürünlerin sindirilmeden atılan fast foodlar olarak ortaya konulması can sıkıcı. Beni gerçekten şaşırtan ve sürpriz sonu harbiden de sürpriz olan izlediğim son film The Uninvited olmuştu. Şimdi anlıyorum ki, kurgudan ve kaliteli bir senaryodan yoksun ürünleri izleyiciye satmanın geriye kalan tek yolu sürpriz son olmuş.

Sürpriz son, hiçbir hikâye için elzem değildir. Lovecraft sürpriz sonu kullanmadan şaşırtabiliyor. The Dark Night ve Gran Torino gibi filmler hiçbir sürpriz sona ihtiyaç duymuyor. Peki bu sürpriz son olayı türe mi bağlı?
The Others, The Uninvited korku, Prestige, The Illusionist ise gizem-dram türünde filmler. Gizem(Thriller) türünde olan filmlerin muhakkak ki izleyiciyi şaşırtması gerek. Bunun için de sürpriz bir sona ihtiyaç duyacakları açıktır. Ama bu türde bir ürün ortaya koymak o sürpriz sona giden tüm yolları bir şekilde muğlakta bırakmak ve yine de mantıklı bir şekilde o sona varabilmeyi gerektirir.

Shutter Islandİnsanların artık çok iyi tahminler yürütebildikleri göz önünde bulundurulduğunda, sürpriz son yazmanın oldukça zor olduğu anlaşılabilir. Ama sürpriz sonun tahmin edilebilir olması hikâye örgüsünün kaliteli olması durumunda alınan tadı bozar mı? Shutter Island (Zindan Adası) filmini henüz izlemeden bile sonunu tahmin edebiliyordum. Ama bu beni filmi izlemekten alıkoymadığı gibi olay örgüsünün ve flashback’lerin kalitesiyle birlikte atmosferi yaratıp içine çekmeyi başarmıştı. Sonunda, olayın özünü tahmin etmiş olduğum halde bile çok zevk almıştım izlemekten. Kaldı ki, film boyunca çok emin olduğum sondan şüphe etmeye başladığım yerler bile oldu. IMDB ilk 250 listesine girmesini de buna borçlu bence.

Bir filmin sürpriz sona sahip olması, tamamen bir seçim meselesidir. Çok iyi kurgulanmış bir senaryo izleyiciyi her zaman ekrana bağlar. Eğer ki Thriller türünde değilse film hele, sürpriz son ancak ekstra olarak kalır. Elbetteki arada bir farklı türdeki filmlerde sürpriz sonlar eğlenceli olur; ama bunu abartmak, zorlamak, izleyiciye satabilmek için koz olarak kullanmak çok yersiz, çok gereksiz. Özellikle de film ve senaryo boyunca bu sonu mantıklı ve gerçekten şaşırtıcı kılacak hiçbir destek yoksa konulması sadece olayı zorlar. Tamamen gereksiz.

Peki bir korku filmi veya thriller filmi sürpriz sona sahip olmadan korkutabilir, şaşırtabilir mi? Korku için Lovecraft örneğini veriyorum. Ayrıca eski uzakdoğu filmleri de bu konuya örnek olarak verilebilir. Peki thriller? Eee… Sanırım sürpriz sonu olmayan bir thriller filmi hatırlamıyorum.

Sürpriz sonu olmayan bir thriller filmi istiyorum 🙂 Ayrıca kalitesiz kurguyu sürpsiz sonla kurtarmaya çalışmasınlar.


11 Responses

Bir yorum yazın


  • cl0akw3rk on

    güzel yazmışsın her zaman ki gibi eline sağlık


  • morgalfabesi on

    bro, bu magic mushroom muhabbeti olan filmi lisedeyken izlemiştim ve günde ortalama 2 film izleyen biri olarak hayatımda izlediğim en kötü filmdi diyebilirim. çok kötüydü çok 🙂


  • Tanshaydar on

    İnan çok daha kötü filmler var 😀


  • mojo on

    (cannibal holocaust) tam yazımı bumuydu hatırlamıyorum ama filmde ki sürpriz olan şey sonu değil,gidişatıydı.


  • junmisugi84 on

    Ne bu filmi izledim, ne de izlemeyi düşünüyorum.

    Bu âlemde bir The Others vardır, bir de ‘diğerleri’…

    Haa bak Tansel, Wrong Turn’ü izle. Averajın üstünde bir teen slasher. Sürpriz sonu da yok (yanlış hatırlamıyorsam). xD


  • blogkolik on

    Bence izlemediysen ve de süpriz son bekliyorsan tabiki de : INCEPTION izlemelisin 😉


  • Tanshaydar on

    İki defa izledim, üçüncüye izleyebileceğimi sanmıyorum.


  • Freeman on

    süpriz diyince aklıma neden bir tek Fight club gelir. Birde süpriz için sona gerek yok örneğin v for vendetta. Sıradan çizgi roman filmi diye gitmiş ve filme aşık olmuştum.


  • Tanshaydar on

    Yazının konseptine uygun yorumlar yaparsak daha uygun olur sanırım 🙂 Ben her filmde sürpriz son vermeye çalışmanın gereksizliği ve yersizliğini vurguladığım gibi; sürpriz son vermek için çok iyi bir kurgu gerektiği kanısındayım.

    Fight Club bu konuda ilk göz ağrılarından olmasına rağmen Inception’ın sözde sürpriz sonu Fight Club’ın yanında cacık kalır. IMDB’deki en iyi film olan Esaretin Bedeli ve hepimizin sevdiği Scarface, Scent of Woman gibi filmlerin de sürpriz sonu olmadığı gibi böyle bir sona da ihtiyaçları yoktur.

    Benim zaten Inception hakkında bir yazım yok muydu yahu :/

    Düzenleme: Varmış işte: http://blog.tanshaydar.com/inception-baslangic.html


  • kardiyak on

    sürpriz son diyorsanız Çalgı Çengi’yi tek geçerim…


  • Tanshaydar on

    Başlığa göre yorum yapmak ile yazıya göre yorum yapmak arasında fark var ama değil mi 🙂

    Şimdi bakıyorum da, güzel yazı yazmışım lan 😀


Leave a Reply