Tanshaydar'ın Mekânı
SOSYAL:
Kategori: Linux

openSUSE İzlenimlerim

mediumGnome yazımda openSUSE 11.2 x64’e geçiş yaptığımı belirmiştim. Yaklaşık 20 günden beri openSUSE kullanıyorum ve sanırım artık izlenimlerimi aktarma vaktim geldi.

İlk kullandığım linux dağıtımı Debian‘dı. Sonrasında sırasıyla Mandriva, 8.04’ten 9.04’e kadar Ubuntu, kısa bir süreliğine Pardus kullandım ve hangi akla hizmet gidip Kubuntu 9.10’a geçtim.

SUSE şu anda, Novell isimli bir şirketin ücretli bir linux dağıtımı ve SUSE Linux Enterprise olarak geçiyor. openSUSE ise aynı dağıtımın ücretsiz sürümü. Ubuntu gibi tamamen ücretsiz olan bir dağıtımdan sonra ücretli bir sürümün açık dağıtımına geçmek aradaki farkları daha iyi görmeme neden oldu.

openSUSE kurduğunuzda ilk karşılaşacağınız sıkıntı MP3 oynatmamasıdır. MP3 ve diğer bir çok lisanslı formatta sıkıntı yaşayacaksınız. Sitede bununla ilgili bir açıklama var. Ubuntu’daki sudo apt-get install ubuntu-restricted-extras gibi basit bir kodla da çözemiyorsunuz. Repository’lerden bazı özel kütüphaneleri teker teker seçerek indirmeniz gerekebiliyor. Bazı repository’lerdeki çakışmaları da önlemeniz gerekiyor. Elle ekleme ve silme işlemleri de gerekebiliyor.

Güzel ayrıntılar da var. Grub ekranı için bir gui var. Windows partition’larını otomatik olarak mount ediyor. Menü sistemi daha hoş ve kullanışlı.

Genel olarak, ilk sıkıntılarımı çözmek için konsolu diğer linux dağıtımlarından daha fazla kullanmak durumunda kaldım. Adını bilmediğim bir sürü kütüphane ile haşir neşir oldum. Bir sürü conflict ile uğraşmak durumunda kaldım. Ses kartımın ayarlamaları ve driverları ile defalarca uğraştım. Netbeans‘i kurarken bile JDK sorunları yaşadım. C++’ta halen kütüphane tanıma sıkıntılarım var…

ScreenshotopenSUSE, RPM paket sistemi kullandığı için kurmak istediğiniz herhangi bir dosyayı indirip çift tıklama ile kurabiliyorsunuz. Sorun, her paketin RPM kalıbı yok. Mesela şu anda linux için betasını beklediğim Opera 10.50’yi konsoldan çalıştırmak zorundayım (şu anda hiçbir kurulum paketi yok ya, neyse). RPM paketlerinin güncellenmesini beklemek durumunda kalmak can sıkıcı olabiliyor. Pidgin 2.6.6 çıktığından bu yana openSUSE repository’lerine gelmesini bir haftadan uzun süre bekledim. Tabi kodları derledikten sonra rpm paketi haline getirmek ve bir sürü prosedürden geçirmek zor bir iş; ama bu bekleyiş Windows’a göre bir dezavantaj ve ben çoğu zaman kodları derleyip kullanmak yerine sisteme entegre olmuş programı kullanmayı tercih ederim.

Bunların dışında, Windows 7‘yi bile Windows Classic teması ile kullanacak dereceye geldiğimden, görselliğe fazla önem vermiyorum. Açıkçası KDE’den Gnome’a geçişim konusunda ‘acaba kötü mü yaptım’ düşüncesine girmeye başladım. SUSE, Gnome’u oldukça iyi kullanıyor, sade ve stabil. Acaba aynı şeyleri KDE için de yapmışlar mıdır diye merak etmeden geçemiyorum. Gerçi olayın şu boyutu da var, sırf görsellik için stabiliteden vazgeçmek gerekmiyor. Daha sade KDE masaüstleri kullanan linux dağıtımları mevcut. Ama ben Gnome’dan memnunum ve şimdilik onunla devam etmeyi planlıyorum. Kaldı ki linux’un yaratıcısı Linus Torvalds’ın kendisi de Gnome kullanıyormuş.

Daha da uzun anlatılabilecek lafın kısası, openSUSE benim için zorlu bir geçiş dönemi oldu. Sonuç? Sizin buradaki linklere tıklayarak öğrendiğiniz bir sürü şey gibi; ben de linux sistemin çalışma mantalitesini çok daha iyi öğrendim. Kütüphanelerin işleyişleri, çakışmaları, yaptıkları ile ilgili bir sürü bilgi edindim. Konsolda daha pratik hale geldim. Sıkıntılarımı büyük oranda halledip optimum bir işletim sistemi elde ettiğim gibi, linux bilgimi de katladım. O yüzden açıkçası openSUSE, bilgisayarı yönettiğinizi anlamanız için diğer linux dağıtımlarından daha iyi bir seçim olabilir. Ve şu andaki haliyle benim için diğer linux dağıtımlarından çok daha iyi ve kullanışlı sayılır.

Bazı yerlerde openSUSE’un başlangıç seviyesinde kullanıcılar için iyi bir seçim olabileceği belirtiliyor. Bence yanlış bir yargı. openSUSE, linux kullanmamış birisi için ağır gelecek ve hatta onu linux dağıtımlarından soğutacaktır. Bu yazıyla birlikte linux’a ilginiz olduysa Pardus ile başlamanız doğru seçim olacaktır. Zira dökümantasyonu, forumları, ve sorunlara cevapları tamamen Türkçe olduğundan ulaşmanız daha kolay olacaktır. Linux’tan halen korkuyorsanız şu yazıya gözatmanızda bir fayda olabilir.

Bu arada, linux kullanarak artistlik yapmanız ortamlardan kız kaldırmanıza yaramayacaktır. Ona göre.

4 comments
  1. Ellerine sağlık Tansel. Yazı için teşekkür ediyorum.
    Yazıdan çıkardığım sonuç; şimdilik SUSE bir kenarda dursun, bi dolu sorunu varmış. Ubuntu paşa paşa çalışıyor. Oh mis. 🙂

    Salim on Mart 19 | Cevapla
  2. 11.3 geliyor, yolda.
    İlgili sorunlar, donanım üreticilerinin linux driver’larını güncellememelerinden kaynaklanıyor. Xorg server’ın onda biri kadar hızda güncellense böyle sorunlar olmaz.

    Ve malum dizüstü, Windows’ta bile sıkıntılı bir iş…

    Tanshaydar on Mart 19 | Cevapla
  3. Yazı yayımlanalı uzun zaman olmuş. Yine de yorum yazma gereği duydum. Bende bir süre önce bilgisayarıma OpenSUSE kurdum. Masaüstü olarak KDE’yi seçtim. Senin Gnome’u kurup bilgilerini anlatman çok iyi oldu. En azından OpenSUSE’deki Gnome ile ilgili bilgilendim sayende.
    Bu arada ben de kendi sitemde ufak bir yazı yazmıştım OpenSUSE ile ilgili. Link vermem sorun olmayacaktır umarım.

    http://www.polatbuyukarslan.com/linux/artik-opensuse-kullanicisiyim/

    Tekrar teşekkürler.

    POLAT on Kasım 3 | Cevapla
  4. Bir Linux sevdalısı daha görmek güzel bir şey 🙂
    Ben bazı talihsizliklerden dolayı Ubuntu’ya döndüm: http://blog.tanshaydar.com/?p=1851

    Ama ne yalan söyleyeyim, Suse’yi özlüyorum baya.

    Bu arada, KDE sanırım 4.5 sürümü ile stabilitenin dibine vurmuş.

    Tanshaydar on Kasım 3 | Cevapla

Söz uçar yazı kalır