Scratches – Director’s Cut

İşi gücü bırakıp korku oyunları için bir site açsam daha iyi olacak sanki. Diyeceğimi zannediyorsanız yanılıyorsunuz.

Bu kadar sululuktan sonra neden bu oyunu bloguma taşıdığımı merak edenlere cevap vereyim. Daha önce blogumda ele aldığım Asylum(Tımarhane) isimli yapım aşamasındaki oyunun debut trailer’ını izleyeniniz varsa, videoda “From the Designer of the Award-Wining Scratches” yazısını görmüşsünüzdür. ‘Ödüllü Scratches oyununun yapımcılarından‘ anlamına geliyor. Dolayısıyla ben de, Asylum oyununu beklerken, şu ödüllü oyunu, yapımcıların tarzını ve becerisini test etmek amacıyla denemek istedim. Çok da iyi yapmışım.

Scratches

Oyunu mâlum yollardan edinip kurdum hemen. Tabi ben oyundan haberdar olup oynayana kadar Director’s Cut şeklinde bir sürüm yapmış bile. Bu sürümde, geliştirilmiş grafikler ve Last Visit isimli kısa bir bölüm eklenmiş. Oyun bittikten sonrasını konu alıyor.

Point & Click oyunlarının milâdının dolduğu bir gerçek. Ama 2006’da çıkan bu türde bir oyun ne tür bir yenilik sunabilir? Şöyle bir yenilik sunmuşlar, 3D ortamlar pre-rendered şekilde önümüze sunulmuş. Penumbra gibi FPS bir korku oyunu oynayacağımı düşünürken, her tıklamam ile bir sahnenin değiştiği, kare kare ilerleyen; ama buna rağmen etrafa serbestçe panaromik bir şekilde bakabildiğim bir point & click oyunu ile karşılaşmak beni oldukça şaşırttı. Grafik yamasından sonra eski bir oyun olarak göze batmayan çizimler, yine daha kaliteli bir şekilde pre-render edilmiş kapı geçişleri ve kısa animasyonlar ile göze oldukça hoş görünüyor.

Slayt modu açık gelen oyunu en başta kaldırmayı düşündüm; ama ayarlarda slayt modunu kapatınca etrafa rahatça bakabildiğimi gördüm (Slyat modunda oyun, resim resim ilerliyor). Ama bu defa da farenin hızının gözlerimi çok yoracak şekilde olması canımı sıktı. Oyunun başlarının çok zor olması da beni iyice soğuttu. Ama kafaya koymuştum, bu oyunu bitirecektim.

Şunu söyleyeyim, eğer bu oyunu oynamayı düşünüyorsanız ve İngilizceniz yoksa vazgeçin. Point&Click oyunlarında bu kadar tecrübeli olmama rağmen ne yapacağımı, ne yaptığımı, yaptığım şeyin ne işe yaradığını, sonrasında ne yapacağımı anlamam bana imkânsızmış gibi geldi. Oyun içerisinde bu konuda çok az ipucu verilmiş, bu da sabırsız oyuncuları(günümüz oyuncuları) kesinlikle oyundan uzak tutacaktır. İtiraf etmeliyim ki oynarken tam çözüme bakmak ‘zorunda kaldığım’ birkaç oyundan biri oldu. Tüm evi saatlerce gezip, envanterinizi doldurup, envanterde oynamalar yapıp, bir süreden sonra sinir bozucu hale gelen kapı geçişlerini bekleyip oyunun hikâyesine odaklanmak oldukça zor. Bu haliyle, okuması zor bir kitaba benzemiş.

Menor

Oyun, hikâye olarak üç günden ibaret. Cumartesi, Pazar ve Pazartesi. Eğer Cumartesi gününü atlatırsanız, hem oyun sistemine, hem de genel mantığa aşina olmaya başladığınız için oynayış kolaylaşıyor. Ayrıca hikâye de açılmaya, çözülmeye başlıyor. İlk gün bittikten sonra “hani bunun neresi korku?” derken oyunun adını veren scratch(tırmalama) sesleri yavaş yavaş tansiyonu arttırmaya başlıyor. Öyle bir yer geldi ki, yerimden zıpladım. Hikâye, yeni kitabı için bir son yazmaya çalışan Michael isimli bir yazarın ilham almak için eski bir konağa gelmesi ile başlıyor. Konakta elektriklerin kesik olması ile etrafı incelemeye başlayan karakter (eğer incelemezseniz, mum aramak için incelemek zorunda kalıyorsunuz) zamanla evin eski sahibinin Afrika’ya demiryolu projesi için gittiğini ve orada sadece demiryolu yapmadığını öğreniyor. Bulduğumuz günlükler ve notlar iler birlikte çözülememiş bir cinayet davasının da işin içine karışmasıyla bir korku oyunundan çok bir bulmaca/polisiye oyununa dönüyor. Tabi, siz öyle zannediyorsunuz ve öyle bir an geliyor ki, oyun sizi “hiçbir şey” ile çok iyi korkutmayı başlıyor. Oyunda iki defa oldukça korktum.

Bittikten sonra, yine oyunu bitiren ecnebi bir arkadaşımla oyun üzerine muhabbet ettik biraz. O da oyunun Lovecraft temasına sahip olduğunu kabul etti. Özellikle oyunun muhteşem sonunun beni hem korkutup hem şaşırttığını da ele alırsak, Michael’ın son sözlerinin tam bir Lovecraft hikâyesi sonuna benzediğini görmek zor değil.
Oyuna sonradan eklenen Last Visit ise ana senaryo bittikten sonra oynayabileceğiniz kısa bir bölüm. Ama o mekânı ve tüm olanları bilmek, buna rağmen tekrar orada bulunmak oldukça gericiydi. Yine de hikâyenin tamamını anlamak ve bir bölümlük daha Scratches keyfi yaşamak oldukça güzeldi.

Bu oynanışı zor, ilerlemesi zor, temposu düşük; ama hiçbir şey ile korkutmayı başaran ve bir şekilde eğlenceli kılan geliştiricilerin bir sonraki oyun ile neyi başaracağını görmek isterim. Ama lütfen, lütfen point&click olmasın!


5 Responses

Bir yorum yazın


  • kratoselo on

    Gerçekten Tanshaydar Abi Point&Click oyun olunca insanın heyecanı kaçıyor firstperson olarak herşeyi kendimiz yaptığımız gibi olsa en iyisi olur Teşekkürler Yazı için.


  • cl0akw3rk on

    güzelmiş.. point click sevmem fazla. timarhane ciksin oynariz.


  • Tanshaydar on

    Asylum bu sene çıkmaz. Mart veya Mayıs gibi çıkar. Daha Hanwell Enstitüsü’nün modellemesi yeni bitmiş.


  • Gökhan on

    Scratches… Eğer edinebilirsem oynamayı düşünüyorum, hatta belki kız arkadaşıma da oynatırım belki… Phantasmagoria oynadın mı bu arada ?


  • Magneto on

    Ben oynadım dostum, Phantasmagoria.. zamanında gerçek grafiklerle oynanan bu oyun süper geliyodu ama şimdilerde olsa düşük çözünürlük vs.. oynanmaz gibi gelsede bu tür oyunlarda önemli olan konu,atmosfer,sürükleyicilik ve kurgusu dolayısıyla halaa oynanabilir gibi…


Leave a Reply