Şu ay için Yazılar: Ocak, 2010


İlk iki yazımda( 1, 2) cevabını tam olarak veremediğim soruyu uzun süre boyunca kafamdan uzak tutmuştum. Ne var ki, bugün aniden yıldırım gibi düştü tepeme…
Ve ben de yıldırım hızı ile cevap verdim! Evet, cevabını verdim! Ve aslında zor değil. Başarısızlığın tanımı bence bu olmalı: vazgeçmek. Böyle söyleyince çok boş geldi, değil mi? Bir de şu hikâyeyi dinleyin o zaman.

Yazının devamı mevcut, haberin olsun »

Share on Facebook

Ön incelemesini yaptığım ve merakla beklediğim Silent Hill: Shattered Memories’i PSP’de birkaç defa bitirdim. Öninceleme yaptığım gibi, bir inceleme de yaptım ve görüşlerimi paylaşmak istedim:

===================================================
Giriş
—————————————————
Silent Hill serisinin son çıkan oyunu Shattered Memories serinin yedinci, Team Silent tarafından geliştirilmeyen üçüncü oyunu. Tanıdık ve Origins ile güvendiğimiz bir firma, yani Climax tarafından geliştirilen oyun ilk duyurulduğunda ‘Re-imagining’ tanımıyla çoğumuzu şaşkınlığa sürüklemiş, bir sürü karmaşaya yol açmıştı. Şahsen, oyunu oynayıp bitirene kadar bu ‘re-imagining’ tanımının ne anlama geldiğini ben de tam olarak anlamamıştım. Hele bir de köklü değişiklikler ile oyuna yepyeni bir soluk getirilmesi çoğu kişide önyargılara yol açmıştı. Ne yalan söyleyeyim, ben çok heyecanlanmıştım; ama ne bekleyeceğimi tam olarak kestiremediğim için, beklentiye de girememiştim. Peki, yeni oyunculara Silent Hill’i anlatamayı ve eski fanlara da yeni bir deneyim sunmayı amaçlayan bu ‘re-imagining’ amacına ulaştı mı; bundan ziyade, güzel oldu mu? Bu soruların cevabını objektif olarak vermek zor; ama kendi deneyimimi zevkle anlatmak isterim.
Yazının devamı mevcut, haberin olsun »

Share on Facebook

kayipsembolAylar önce, Kayıp Sembol’ün Lost Solomon kod adıyla Eylül’de orjinal dilinde çıkacağını şuradaki blog girdim ile duyurmuş, hatta İngilizcesini okurum diye de hava atmış(t)ım.

İngilizcesinin PDF formatı uzun süre önce elime geçti, okumaya başladım; ama eski kafalı olduğumdan elimde kâğıt hissetmeden olmayacağını anlayarak kitabı almaya karar verdim. Madem kitabı alacağım, almışken Türkçesini alayım da indirim olur, ucuza denk getiririm dedim. Yaparız, hallederizler birbirini izledi. Kitap yalan oldu. Sonunda, 2010′un ilk günlerinde bir dostum bana kitabın kendisini hediye etti; ve kitap hem 2010′un ilk hediyesi, hem de ilk kitabı oldu. Finallerim bitmeden biraz okumaya başladığım kitabı evde olduğum süre zarfında bitirdim. Gördüm ki, aylar önce bir tek “Solomon” kelimesinden yola çıkarak yürüttüğüm tahminler doğru çıktı. İster inanın, ister inanmayın, buna üzüldüm…

Yazının devamı mevcut, haberin olsun »

Share on Facebook