Amnesia: The Dark Descent Türkçe

Uzun süredir beklediğim ve sürekli sağda solda reklamını yapıp kaale alınmadığım oyunun demosu sonunda geldi! Cuma günü itibariyle Amnesia: The Dark Descent demosu yayınlandı.

Demonun Türkçe gelebileceğini söylemiştim; ne var ki bu pek mümkün olmadı. Ama bu, demoyu Türkçe oynayamayacağınız anlamına gelmiyor!


  Amnesia: The Dark Descent Demo Türkçe Yama (275,7 KiB, 1.545 indirilme)


Demo hakkındaki görüşlerim

Amnesia oyununu uzun süredir bekliyorum. Blogumu takip eden arkadaşlar da zaten bunun bilincindeler. Demo çok şükür çıktı ve bir kere oynamak için, birkaç kerede yamayı test etmek için oynadım. Şunu söyleyebilirim ki, Dead Space'ten beridir korku oyunu diyebileceğim tek oyun oldu. Özellikle forumdaki görüşlerin "yanınızda yedek bir pantolon bulundurun" tarzında olması böyle düşünen tek kişinin ben olmadığımı gösteriyor.

Penumbra serisinden bu yana Frictional Games işi oldukça ilerletmiş. Bu oyunun, Penumbra serisine oranla oldukça olgunlaşmış olduğu farkediliyor. Son yıllarda çıkan tek güzel korku oyunu Dead Space olmuştu benim için. Onun dışında, yeni çıkan oyunlardan sadece Homecoming ve bir Half-Life 2 modu olan Nightmare House 2 bazı yerlerde korkutmayı başarmıştı. Ama kaliteli yapımlar değillerdi.

Amnesia ise, daha ilk başladığım andan itibaren akıl sağlığımı zorlamaya başladı. Açıkçası, Penumbra: Black Plague'den daha ürkütücü bir atmosfere sahip olmuş. Özellikle oyundaki "akıl sağlığı" özelliği ile korku hissi ve atmosfer kalitesini bir adım öteye taşımış. Kalitesiz "boo" korkutmalarından ziyade gerçek korku hissini vermeyi harikulâde bir başarmış.
Grafiksel açıdan da, Graphic Whore'ları tatmin edecek seviyede olmasa da, oldukça kaliteli olmuş. Oynanış Penumbra serisi ile aynı; ama fizik motoru oldukça gelişmiş.

Kısacası, eğer sikindirik korku oyunlarından sıkılmış ve Resident Evil 5 gibi Tomb Raider çakması oyunlardan bıkmışsanız, gerçek bir atmosfer arıyorsanız, Amnesia: The Dark Descent'in demosunu bir deneyin.

Ayrıca Türkiye'deki tek adam gibi oyun sitesi olan TrGamer'dan Oğuz Sel'in yazdığı inceleme oldukça hoş olmuş. Okumanızı öneririm.


Demo dışında birkaç ekstra not

Yazının buradan sonrası demoyu oynamayanlar için spoiler niteliğindedir, bence demoyu bitirip okuyun.

Burada, bir önceki blog girdimde celikeins kardeşimiz "canavar modellemesi ile uğraşmamak için onu görünmez yaptılar gibi geldi bana" demiş. Açıkçası güzel bir noktaya değinmiş.

Su kanalı bölümünde, sudan yirmi santim yukarıda duran bir kutunun üzerindeyken yaratık oyuncuya zarar veremiyor. Orada, görünür bir yaratığın olması ve oyuncuya zarar verememesi için cüce olması gerekir. Yani fiziksel açıdan korkutucu olmaz. Ayrıca geliştiricileri tembellikle suçlamak bence çok haksız bir suçlama. İnanmayan bakabilir.

Kaldı ki, koyu bir Lovecraft hayranı olarak "İnsanoğlunun en büyük korkusu, bilinmeyenin korkusudur" sözüne sonuna kadar inanmak gerektiği kanaatindeyim. Suyun üzerindeki ayak izlerini, ölü etleri yerken çıkan sesleri görüp duyarak oluşturulan korku, ve yaratığın görülememesi "bu ne amk!?!?!" tarzında tepkilerin verilmesine sebep olacaktır illaki; ama göremediğin bir şey her zaman daha korkutucudur. Tabi bunun ölçüsünü iyi ayarlamak, oynanan bölümün gereksinimlerini karşılamak ve eşeğin kulağına suyu kaçırmamak gerekir. Bir örnek vermem gerekirse:

Şimdiye kadar oynadığım en korkunç oyun Silent Hill 3 oldu. Özellikle bulmaca ve oyunun zorluk seviyesini yüksekte tuttuğunda "real challenge" yaşatıyor. Ama, alttaki resim, yani Silent Hill 4: The Room'da St. Jeromes Hospital'deki bir sahnenin üzerinden anlattıklarımı örneklemeye çalışacağım.

Silent Hill 4: The Room

Bu tür şeyler her zaman şekilsiz/biçimi bozulmuş bir vücut göstermekten daha sarsıcı olur. Eğer oyuncuya boşlukları doldurma imkânı verilirse, oyuncu kendi hayal gücünün derinliği neticesinde kendine göre sonuçlarla gelecek ve herkes korkacak. Günümüzdeki korku oyunlarının tamamiyle ters yaptığı bu ve Silent Hill: Homecoming de tam bu noktada sıçtı. Silent Hill 4'ün dosyalarını açıp modelleri kurcalasan bile o örtünün altında ne olduğunu göremezsin. Bu da gizemi ve tansiyonu korur.

Aynı şekilde The Strangers ve Paranormal Activity filmlerininde de gerçekten germeyi başarması villain/antagonist'in kim/ne olduğunu asla tam olarak bilememekten kaynaklandığı gün gibi ortadadır. Paranormal Activity filmindeki şeyin ne olduğunu görebilseydik zerre kadar korkacağımızı sanmıyorum. Ancak "boo" tipi korku sahneleri ile olurdu. Kaldı ki, Hz. Hamza gibi "Gözümün gördüğünden korkmam" diyen cengâverleri nasıl korkutacaksın?

Ben suyun üzerindeki şapırtıları ilk gördüğümde ürkmüştüm; ama bozuntuya vermemiştim. Sonra o şey gelip bana öyle bir çaktı ki neye uğradığımı şaşırdım.

İkinci olarak, karanlık ve ışık oyunları Frictional Games'in uzmanlık alanına giriyor. Gama ayarları ile her zaman karanlığın görülebilirliğini arttırmak mümkün; ama insanoğlunun en temel korkusu olan karanlık korkusu bu şekilde yokedilir. Oyun içerisinde bulunan kav kutuları ve gaz lambamız ile işimze yarayacak ve en önemlisi akıl sağlığımızı koruyacak kadar ışık üretebiliyoruz; ama karanlık, eksi ve gotik bir kalenin derinliklerinde ne kadar ışık bulmayı bekleyebiliriz ki?

Son olarak, demo çok kısaydı; ama bu konuda "tadı damakta bırakma" stratejisi uygulanmış demek yerinde olur. Ayrıca spoiler niteliğinde olmaması gerek. Açıkçası ben konunun geneline demoyu oynayana kadar hakim değildim, benim için biraz spoiler oldu. Ben fi tarihinde ön sipariş vermiş olduğum için 8 Eylülü beklemekten başka yaptığım bir şey yok.