Resident Evil: Damnation

Resident Evil: Degeneration hakkındaki yazımı taa 2008’de yazmışım. Aradan tam dört sene geçmiş. Ama zaten bir önceki yazımda Resident Evil ile ilgili 14 yıllık geçmişimi özet geçmiştim. Daha geçen gece “Sene 1998…” diye başlayan cümlemin “Askerlik hatırasını anlatıyor sanki .mk” şeklinde bir espri ile bölünmesiyle nostalji olayına ara vermem gerektiğini anladım. Tamam çocukluğum 90’lı yıllarda geçti; ama suyunu çıkarmaya gerek yok…

Damnation’ı çıktığı gün elde edip (!!!11birbir1) akşama ofiste küçük kurbağa ile izleme planlarım, sonrasında “ilk filmi de izleyek la” diye dallandı budaklandı ve en sonunda zombilerden pek hazetmediği halde The Walking Dead serisini oynayıp bitiren pek muhterem arkadaşımızın evinde izlememiz ile sonuçlandı.

Damnation hakkındaki ilk bilgi, Degeneration çıktıktan bir süre sonra yeni bir CGI film üzerinde çalışıldığının açıklanması ile çıkmıştı ki, sonrasında da Kasım 2010’da yayınlanan trailer ile kesinleşmişti.

En büyük sıkıntı, insanların CGI olan ve gerçek oyun evreninde yer alan Resident Evil filmleri ile Paul W. S. Anderson’ın karısı Milla için tek kişilik şov çektiği tırt Resident Evil filmlerini karıştırması. Tabi bunu sıkıntı olarak almak yersiz, zira vantilatör fanlarının bile bu filmleri ne kadar bilip takip ettiği tartışılır.

Oldukça fotojenik olan, 8 yıldan beri saçları bozulmayan ve her bulunduğu yerde günü ve kızı kurtaran kahraman Leon S. Kennedy bu filmde de başrolde. Ama bu defa Claire yok, CapCom ilk defa bir işin suyunu çıkarmamış… Onun yerine Hunnigan (Leon varken o olmazsa olmaz), ve… Ada Wong yer alıyor. Her şey ille Resident Evil 2’den gelecek ya… Jill getirseniz ölürdünüz sanki…
Diğer karakterler ise tek kullanımlık hero ve villain’lerden ibaret.

Resident Evil: Damnation, selefinin aksine bu defa zombiler yerine Ganado’ları alıyor ve Doğu Avrupa’da geçiyor. Sivil savaşta B.O.W. kullanıldığı haberi üzerine bölgeye gönderilen Leon, belli başlı birkaç bürokratik ve siyasi olay sonucunda bölgeden geri çağırılıyor, ama kendisi işin peşini bırakmamaya karar verip yola devam ediyor. Sonrasında ise Resident Evil 2’de illallah dedirten Licker’lar çıkıyor ortaya ve Resident Evil serisinin son dönemde, özellikle 4. oyundan sonra iyice geçiş yaptığı Hive Mind tarzında kraliçe host ile geri kalan yaratıkların zihinsel olarak kontrolü üzerinden devam ediyor. Filmi 4. oyunun bir flashback’i olarak da özetleyebilirim sanırım.

Ada Wong’un giriş sahnesinde kendisini bir BSAA ajanı olarak tanıtmış olması kendini o kadar çok belli etti ki, bu kadının gene 4. oyundaki gibi buradaki yeni organizmanın peşinde koşuyor, Leon ile yolları karşılaşıyor, kelek atıyor, kurtarıyor vs. rolünü oynadığını anlamak için müneccim olmaya gerek yok. Resident Evil: Damnation’ın geneli hem Ganado’lar, hem Leon & Ada, hem de siyasi olaylar dolayısıyla Resident Evil 4’ün bir kopyası kıvamında. Degeneration gibi eski Resident Evil ruhuna değil, 4. oyun ve sonrası gibi aksiyon odaklı görsel şov tadına sahip.

Degeneration 4. film ile 5. film arasında Umbrella-WilPharma-Tricell arasındaki geçişi anlatıyordu. Damnation ise 5. oyun ile 6. oyunun arasını anlatıyor. Bildiğiniz üzere 6. oyunda B.O.W.’lar savaşlarda kullanılıyor ve kitleler bunlardan etkileniyor, Racoon City gibi kısıtlı bir alanda hayatta kalma mücadelesinden ziyade ülkeler bazında yokolma tehkilesi işleniyor. Ayrıca Ada Wong, Albert Wesker’ın yerini villain olarak dolduruyor (artık ne kadar doldurabilirse). Damnation filminde işte tam bu meselelere güzel bir giriş yapılmış.

Senaryonun kendisi ağır olmasa da, sahne geçişleri ve diyalogların sığlığı biraz zorlaştırıyor takip etmeyi. Senaryonun sıkıştığı her yerde aksiyon araya giriyor, kahramanların köşeye sıkıştığı her yerde “e oha artık” dedirten olaylar oluyor, film akıp gidiyor. Tamam, CapCom’dan bir Silent Hill senaryosu beklemiyorum; ama Degeneration’da gerçekten güzel bir senaryo vermeyi başarmışlardı, Damnation’da neden böyle sığ kaldıklarını anlayamadım…

Filmde en çok beğendiğim sahne Ada’nın ‘yine’ sağlam ayarlar yemiş olması oldu. Tabi Leon’u ilk defa sakallı haliyle görmemiz güzel; ama Ada’nın cüretkâr elbisesi ile pozlar vermesi nasıl bir fanservistir onu anlamadım işte.

Şimdi bir bakalım… Leon sabit. Claire gitti, Ada geldi. Angela gitti… yerine Madam President mı geldi? Ama Leon’a yoldaşlık yapan Buddy oldu? Hmm, CapCom formülü biraz değiştirmiş gibi. Ama iri ve aptal heriften yine var bir tane? Zombiler gitti Ganado’lar geldi… Licker’lar? Nereye geliyorum? Elbetteki final boss savaşına.

Degeneration’da Curtis Miller’ın G-virus ile uğradığı değişim ve bulunduğu her sanhe muhteşemdi. Damnation’da yeni bir yaratık tasarlamak yerine yine 2. oyundan koymuşlar bir(kaç) tane… Elbetteki aksiyon güzeldi; ama bildiğimiz şeyleri görmek oldu mu güzel kardeşim? Tek güzel şey, B.O.W.’ların kendi aralarında çatışmasıydı ki, Nemesis ile Saddler kapışsa kim alır gibi muhteşem sahneler görebileceğimiz şeyler değildi onlar da…

Bol aksiyonlu, bol vurdulu kırdılı, bol yakın dövüş sahneli, bol Resident Evil soslu bir bilim kurgu animasyonu…

Hasıl-ı kelâm, Damnation, Retribution filmidnen sonra gerçek Resident Evil evrenine beni geri döndürmeyi başaran bir film oldu. İlk filmine göre kalitede biraz düşüş olsa da, yaşattığı nostalji ve yaptığı girizgâhlar ile seriye aşina insanlar tarafından kesinlikle izlenmesi gereken bir film. Hayvanlar da izleyebilir.


6 Responses

Bir yorum yazın


  • OrtamkaoS on

    Hamster’ım kucağımda izledim, o da beğendi sanırım. yazı çok iyi, içimden geçenleri okudum resmen.keşke degeneration’a göre sönük kalmasaydı da, nabarsın işte RE serisi her kapak attığı alanda, verdiği ilk müthiş meyveden sonra gelenler yavaş yavaş çürüyerek geliyor.


    • Tanshaydar on

      Damnation’dan çok büyük bir umudum yoktu zaten, arkadaşlarımla birlikte izlemiş olmam güzeldi. Ada’nın giriş sahnesinde mesela “Ada mı lan bu? Aha, valla Ada!” dediğim sahnede Ada’nın sadece kalçalarının görünüyor olması büyük espri konusu oldu. Filmden ziyade bulunduğum ortam eğelceliydi.


    • OrtamkaoS on

      Ben bu filmle birlikte Ada’ya tekrar aşık oldum orası kesin 😀 her ne kadar pasif olsada zaten herşeyde ön planda oynayacak karakter değilde, yani umut oluyor insanın içinde 🙁 yani biz RE hayranlarını ancak böyle filmlerle doyurabiliyolar, o hollywood çakmaları devam ederken, bunu devam ettirmezlerse ayıb olur ama…


    • Tanshaydar on

      6. oyunda Ada baş villain konumunda, oldukça ön planda olacak sanırım. Ayrıca Degeneration’ın 2008’de, Damnation’ın 2012’de çıktığını göz önünde bulundurursak, bir sonraki film 2016’da Deception, Deactivation, Deamination gibi isimlerle çıkacaktır.


  • MrKrt on

    Yine harika bir yazı olmuş.Eline sağlık.Peki DVD çıkmış mı ya da satışta mı? 🙂


    • Tanshaydar on

      DVD ve Blu-ray çıktı; ama Türkiye’ye ne zaman gelir hiç bilemiyorum. Degeneration’ın orjinal DVD’si elimde mevcut. Damnation’ı da yanına eklerim.


Leave a Reply