Tanshaydar'ın Mekânı
Başka bir şey yok
Kategori: Bilgisayar Oyunları

Dead Space’in Hikayesi Bitti mi?

Red Marker on Aegis VIIBilenler bilmeyenler pek umrumda değil; ama ilk oyunu oynadığımdan beri Dead Space evreninin hikâyesi beni büyülemiştir. Fantastik Kurgu ve Bilim Kurgu her zaman en büyük tutkum olmuşken, bunların içine bir de bir başka tutkum olan korku türü eklenince, Dead Space evreninin hikâyesine ne kadar bağlı olduğum görülebilir.

Dead Space 2’nin getirdiği hayal kırıklığından, PC versiyonuna çıkmayan Severed isimli DLC’sinden sonra, Dead Space 3 hakkında görüşlerim fazlasıyla karışıktı. Özellikle ilk kitap olan Martyr‘ı okuduktan sonra, hikâyesel olarak nasıl bir ilerleme yapabileceklerini düşünürken, trailer’larında ‘Marker Home World’ (Marker Anavatanı) ibaresini duymak beni oldukça heyecanlandırmıştı.

Ne var ki, oyunu oynayınca, 2500’lü yıllara kadar uzaya yayılmaya devam eden insanoğlunun, kendinden başka hiçbir canlıya rastlamamış olması gerçeğinin kırıldığını gördüm. 3. oyunun geçtiği Tau Volantis gezegeni, antik bir uzaylı ırkının eviydi, ve bu ırk belki de, Marker’ların orjinal yaratıcısıydı!…

Oyun boyunca geçen “Turn it off!” (Onu kapat!) mantrası, ilk oyunda geçen “Makes us whole!” (Bizi bütünle!) mantrası ile benzerlik gösteriyordu ve bu beni işkillendirmişti. Sonrasında öğreniyorduk ki, Tau Volantis yerlileri de tıpkı insanoğlu gibi bir Kara Marker bulmuş, sınırsız enerji elde etme rüyasıyla onlarca Kızıl Marker üretmişti. Bizden hiçbir farkları yoktu yani…

Dead Space 3, hikâye adına daha önce Martyr hariç hiçbir Dead Space oyunu/filmi/kitabı/çizgi romanında yapılmamış bir atak yapıyor ve bu defa Convergence olayını gerçekleştiriyor. Uzaylı ırk, başlayan Convergence olayını dondurmak için tüm gezegeni donduracak bir makine inşa ediyor, gezegen donuyor, tüm uzaylılar ölüyor ve Convergence yarıda kesiliyor. Yaptıkları fedakârlık ile belki de tüm galaksi kurtuluyor.

İşte burada gelen bilgi, oldukça ilginç. Convergence olayı, orjinal Kara Marker’ın gökyüzüne çekilerek tüm organik dokuları kendine çekmesi ve Kardeş Ay’a (Brethren Moon) dönüşmesi demek.
Brethren Moon

Artık Marker’ların yaratıcılarını ve amaçlarını biliyoruz…
Brethren Moon’lar…
Bu varlıklar, akıl sahibi olduklarını oyunda gösteriyorlar. Hayatın gelişmesinin mümkün olduğu gezegenlere Kara Marker’ları gönderiyorlar. Hayat o gezegenlerde gelişiyor, yayılıyor, bir zaman geliyor Kara Marker’lar açığa çıkarılıyor. Bu türler o kadar gelişmiş oldukları için mutlaka sınırsız bir enerji kaynağına ihtiyaç duyuyor, dolayısyıla orjinal Kara Marker’ın kopyalarını üretiyorlar, bu enerjiyi hasat etmeye çalışıyorlar.

Birçok yere Marker konulduğu zaman da, olası bir Marker salgınında, karantina zorlaşıyor. En son 2. oyunun sonunda başlamış olan ve Isaac Clarke’ın Site 12 Marker’ını yok etmesi ile duran Convergence, eğer ki bir şekilde tamamlanırsa yeni bir Brethren Moon yaratıyor, bu Brethren Moon diğer Brethren Moon’lara bir sinyal göndererek yerini gösteriyor, diğer Brethren Moon’lar da gelerek o yerdeki organik dokuyu soğuruyor. Dolayısıyla sözü geçen yerde hayat tamamen yok oluyor.

Bu bilgi, Tau Volantis’teki olaylarla birleşince, uzayın ölü bir boşluk (Dead Space) olmasının sorumlusunun aslında Brethren Moon’lar olabileceği teorisine götürüyor bizi.

Dead Space 3’in ilk DLC’si olan Awakened’i oynamayı bitirdiğimde, bu teorim güçlendi. Çünkü Tau Volantis’teki Brethren Moon’un yokedilmesinden önce, diğer kardeşlerine bir sinyal göndermiş ve yerini göstermiş. Brethren Moon’ların Isaac ve Carver ile konuşabiliyor olması, “We are coming, we are hungry” (Geliyoruz, açız) demesi, Isaac’ten kendilerini Dünya’ya götürmesini istemesi oldukça ilginç ve ürkünçtü. Zekâ sahibi bu devasa varlıklar Randall isimli fanatik bir Unitologist üzerinden de konuşabiliyorlar. “You can kill the prophet, but you can’t kill the god” (Peygamberi öldürebilirsin; ama tanrıyı öldüremezsin) demeleriyle de kendilerine tanrısal bir yakıştırma yapmaları daha da korkutucu.

Dead Space 3’ün Awakened DLC’sinin sonunda, Isaac ve Carver Dünya’ya vardıklarında, Brethren Moon’ların çoktan Dünya’ya varmış olduklarını görüyorlar. Aniden karşılarına çıkan Brethren Moon’lardan birine çarpıyorlar ve oyun bitiyor.

Bitti mi?

Bilemiyoruz. Ortalıkta gezinen Dead Space 4 söylentisine bakılırsa hikâye devam edebilir; ama şöyle de bir şey var. Çok çeşitli Dead Space oyunlarında oyundaki bölümlerin isimlerinin baş harflerini bir araya getirdiğinizde oyunla alâkalı bir söylem çıkıyor.

Mesela, ilk oyun olan Dead Space’te, 12 bölüm var, ve baş harfleri bir araya gelince NICOLE IS DEAD (Nicole öldü) cümlesi oluşuyor. Oyunun sonunda öğreniyoruz ki, Nicole aslında ölmüştü.

Dead Space: Extraction oyununda ise, 10 bölüm var, ve baş harfleri bir araya gelince WARREN LIES (Warren yalan söylüyor) cümlesi oluşuyor. Oyunun sonunda anlıyoruz ki, Warren Eckhardt, yani Aegis VII’deki maden ekibinin başındaki adam, aslında Lexine Murdoch’u bulup getirmekle görevli bir Unitologist’ti.

Geçenlerde bitirdiğim Dead Space Mobile oyununda ise (2. oyunun öncesini konu almakta), 12 bölüm var, ve baş harfleri bir araya gelince HE WILL BETRAY (İhanet edecek) cümlesi oluşuyor. Oyunun sonlarına doğru, oyun boyunca bize yardımcı olan ve Unitologist olan Tyler’ın bize ihanet ederek Necormoprh salgınını başlatmamıza sebep olduğunu öğreniyoruz.

Dead Space 3’teyse 19 adet bölüm var! Bölümlerin baş harfleriyse BROTHER MOONS ARE AWAKE (Kardeş Ay’lar uyandı) cümlesi oluşuyor. Awakened DLC’sinde anlıyoruz ki, 3. oyunun sonundaki Brethren Moon’u öldürmeden önce, kalleş varlık diğer Brethren Moon’larla iletişime geçmiş.

Asıl ilginç olay ise, Dead Space 3’ün Awakened DLC’sinde. 3 bölüm var ve bölümlerin baş harfleri RIP (İngilizce’de Rest in Peace, yani Huzur İçinde Yat cümlesinin kısaltılmışı) lafzını oluşturuyor. Brethren Moon’ların Dünya’ya vardığını, Isaac ve Carver’ın kullandığı Terra Nova’nın da bu Brethren Moon’lardan birine çarptığını düşününce, belki de 3. oyunun DLC’si Awakened’ta gerçekten insanlığın sonu gelmiştir.

Kim bilir? Belki de Brethren Moon’lar kendilerine tanrı derken haklıydılar. Kıyameti onlar getirdi.

Bilinmeyenler

Brethren Moon’lar, yani Marker’ların orjinal yaratıcıları ve Necromorph salgınının son halkası hakkında neredeyse hiçbir bilgimiz yok. Anlaşıldığı üzere, bu yaşam biçimleri organik doku üzerinden besleniyor. Çekirge sürüsü gibi, geçtikleri yerlerdeki tüm yaşamı yokederek ilerliyorlar ve sürekli yeni yiyecek arayışındalar.
Deadspace3-2013-03-12-22-57-31-95

1) Şimdi, Dünya’da bulunan Black Marker’ın 65 milyon yaşında olduğu söyleniyor. Eğer öyleyse, bu yaratıklar, yani Brethren Moon’lar on milyonlarca yıl yaşında olmalılar. Belki de yüz milyonlarca. Bu yaratıkların orijini nedir? Kaç yaşındalar? Nereden geldiler? Tüm evrendeki yaşamı yok edene kadar ilerleyecekler mi? Eğer öyleyse tüm yaşamlar bitince olacak?

2) Black Marker’ın yaydığı sinyalin deşifresi ile aslında DNA bilgisi içerdiği anlaşılıyor. Eğer öyleyse, Unitologist’lerin de inandığı gibi, insanların orijini aslında Marker’a mı dayanıyor? Eğer öyleyse, çok değişik ve garip bir senaryo çıkıyor karşımıza. Brethren Moon’lar yaşama elverişli gezegenlere Marker’larını yollayarak yaşamın oluşmasına sebep oluyor, bu yaşam yeterince gelişince (65 milyon yıl mesela :D) gidip tüm yaşamı sömürüyorlar. Biraz Prometheus’u andırıyor. Gerçi Tau Volantis’teki yaşamın kaynağı hakkında Marker’la ilgili bir bağlantı yok.

3) Tau Volantis’in yerlileri Brethren Moon’u yokedebilecek bir makine yapmayı başarıyorlar, 3. oyunun sonunda bu makineyi kullanıyor ve Tau Volantis’te oluşan Brethren Moon’u öldürüyoruz. Dolayısıyla, Brethren Moon’lar aslında öldürülebilirler, bu da tanrı olmadıklarını gösteriyor. Bu canlıların orijini ne? Marker gibi çok ileri derecede gelişmiş bir teknolojiyi nasıl üretiyor, nasıl kullanıyorlar?

4) Marker’ların etrafındaki canlılarla iletişime geçebilmek için uygun bir yol aradığını zaten Catalyst‘ten biliyoruz. Isaac ile konuştukları sırada ise sürekli çoğul kişi kullanıyorlar. ‘Biz’ diyorlar hep. Dolayısıyla bir Hive Mind tarzında ortak bilince sahip oldukları düşünülebilir. Yine de, Tau Volantis’teki Brethren Moon ölmeden önce kardeşlerini çağırıyor. Tekil olarak düşünme kabiliyetine de sahipler. Bu teori, Tau Volantis’teki Marker’ın “Turn it off!” sinyali göndermesi ile anlaşılabilir. Uzaylıların makinesi gezegeni dondurmuştu ve Convergence durdurulmuştu. Makinenin kapatılmasını isteyecek kadar akıllı ve tekil bilince sahip bir yaratık bunlar aynı zamanda demek ki.

5) Awakened’ın sonunda ne oldu? Gerçekten de insan yaşamı bitti mi? Brethren Moon’lar yeryüzündeki tüm insan yaşamını yok mu etti? Bu sorunun cevabını tabi ki Visceral Games biliyor. Bir başka DLC veya 4. bir oyun çıkarsa da muhtemelen bu sorunun cevabını alacağız.

Teoriler…

Brethren_moons
Isaac ve Carver aslında öldü ve Araf’ta kapalı kaldılar… Şaka şaka 😀 bu ‘Tüm olay aslında kafandaydı’ muhabbeti buraya gitmez, absürt kaçar. Böyle ucuz bir yola gidileceğini hiç zannetmiyorum. Dolayısıyla sonun başlangıcına geldik zaten.

Şimdi, burada iki senaryo var. Dünyanın sonu geldi, insanlık yok oldu. Bir sonraki oyunda ne anlatılabilir ki o zaman?

1) Martyr’ın oyunu yapılabilir, veya benzer bir şekilde Awakened DLC’sinden önce geçen herhangi bir tarihte, on yüz milyon tane Red Marker’ın test alanından herhangi birinde geçen bir hikâye olabilir. Bunlardan sadece Martyr kitabındaki hikâye benim ilgimi çeker. Muhtemelen gidilecek bir yol olmaz.

2) Brethren Moon’ların geldiği bir başka insan kolonisinde hayatta kalmaya çalışabiliriz. Ya da Brethren Moon’lardan kaçmaya çalışabiliriz. (Mümkün olduğunu hiç sanmıyorum ya, neyse…)

3) Daha önce Brethren Moon’ların öldürülebildiği bilindiğine göre, dünyanın son direnişini oynarız. Yine muhtemelen yeniliriz…

4) Brethren Moon’ların ardındaki sırrı çözeriz, anavatanlarına gidip onları durduracak ya da en azından geri çekilmelerini sağlayacak bir şeyler yaparız.

5) Marker killer olarak Isaac yeni bir Power Up kazanır ve Brethren Moon’ları öldürür.

6) Bitti. Öldük. İnsanoğlu yokoldu. Başka oyun gelmeyecek.

Hikâyenin gidişatına baktığımızda, baya baya Lovecraft’ın Cthulhu mitosu tarzında bir yere geldiğini görüyoruz. Ulu Eskiler yıldızlardan geldiler. Her yerde delilik kol geziyor. Sonumuz yakın. Dead Space’in böyle bir yöne döneceğini daha ilk oyundan tahmin edebiliyordum; ama hikâyenin nasıl dönüşler alacağını ve elementlerini tahmin etmek elbetteki başka bir şey.

Dead Space serisinden yeni bir bilgi gelene kadar, serinin ilerleyişi hakkında hiçbir bilgi sahibi olamayacağız, söylediklerimiz de teorilerden öteye gitmeyecek. God of War serisinin geldiği noktada artık sırf para kazanmak için çıkarılan ve serinin önceki oyunlarına göre ‘meh’lik oyunlar haline gelmemesi temennimiz, o zamana kadar RIP 🙂

63 şey demişler
  1. dead space 4 te ayzek yerine başka bir karaktermi olucak

    burak 19 Şubat '16 tarihinde | Cevapla
    • Dead Space 4 namına birşey yok daha sayın Burak. Yüksek ihtimalle de yakın bir zamanda da çıkmaz belki de hiç çıkmaz. Ea in mantığı “istediği parayı kazandırmayan oyuna yol yok” biliyorsunuzdur.

      Alp 19 Şubat '16 tarihinde |
  2. Dead Space 1 de sonda kadın bize nicolün öldüğünü gösterdiği bir video atıyordu sende çılgınsın demişti bence 1. oyunda isaac marker’ı yok ettği için Seçilmiş bir kişi oldu sonrada 2.oyunda beynimize Marker kodları yükleniyor ve nicole’ün Marker’ın kandırdığı bir görüntü olduğunu anlıyoruz Sonra 3.oyunun Awakened dlc’sinde isaac çok fazla iç içe olunca brethern moon’ların dünyaya geldiğini görüyor ama ekranda garip şeyler oluyor bence Brethern moonlar Dünyaya daha gelmedi isaac ve carver hayal görüyordu bence 4.oyunda Dünyanın Topluca bir direniş sergiledeğini göreceğiz bu arada Awakened çok güzeldi Awakened oynanmıyınca Hikaye tam olarak anlaşılmıyor Ayrıca Dead Space Kitapları Hikaye açısından önemli bir etkiye sahipmi ? 😀

    Esat 12 Nisan '17 tarihinde | Cevapla
    • Esat, oyunda bazı bariz noktaları kaçırmışsın ve hikâyeyi tamamıyla karıştırmışsın. Dead Space ile ilgili diğer yazılarıma bir göz atmanı öneririm. Soruna cevap verecek olursam da, evet, kitapların, özellikle de ilk kitabın hikâyeye olan etkisi, oyunların etkisinden daha fazla.

      En baştan söyleyeyim: Marker tarafından seçilmiş olan ve Marker’dan etkilenmeyen tek kişi Michael Altman.

      Yazdığın yorumdaki birkaç hatayı düzeltiyorum ki, başka okuyan olursa yanlış yönlendirilmesin.

      Isaac USG Ishimura gemisine adım atmadan çok önce Nicole ölmüştü, koluna kalbini durduracak bir iğne yapıyordu. Isaac’in oyun boyunca gördüğü Nicole, aslında Marker tarafından yaratılan bir halüsinasyondu. İkinci oyunda yine Marker, Nicole’ün görüntüsünü kullanarak Isaac ile konuşuyor. Şimdi…

      Isaac ilk oyunun sonunda Marker’ı doğrudan yok etmedi. Gezegenden (Aegis VII) koparılan parça, gezegene çarptığında Marker bile dayanamadı o çarpışmaya, ve parçalandı. Hâliyle, Isaac’in ilk oyunda Marker’ı yok etmesinin Isaac’e tek etkisi, Marker’a tapanların Isaac’ten ölesiye nefret etmeleri. İkinci filmde zaten o Marker’ın parçalarını topluyorlar başta.

      Marker kodları Isaac’in beynine 2. oyunda yüklenmiyor. Isaac, Marker ile yakından temas kuran diğer birkaç kişi gibi, bir çeşit senkronizasyon yaşıyor (Isaac zaten ilk oyunda yaşadı bunu). Dead Space’in ikinci filmi ve ikinci oyununda zaten tek “Marker Killer” denilen kişinin Isaac olmadığını görmüş olman gerekir.

      3. oyunun DLC’si olan Awakened’ta Brethern Moon’lar sürekli halüsinasyonlar ile Isaac ile Carver’ı kandırmaya çalışıyordu (muhtemelen Dünyanın yerini öğrenmek için). Ama DLC’nin son sahnesinde Brethern Moon’ların Dünyaya çoktan varmış olduğunu görüyoruz zaten. Demek ki, tüm bu zaman boyunca zaten Dünyanın yerini biliyorlardı; ama Isaac ile Carver’ı yavaşlatmaya çalışıyorlardı.

      Bence önümüzdeki dönemde, ilk filmden başlayarak seriyi bir daha gözden geçir. Çok fazla şeyi kaçırmış veya yanlış anlamışsın. 4. oyunun çıkacağını zannetmiyorum, Mass Effect değil bu, epic stunt ile reaper’lara galebe çalalım. Ama çıkarsa ne olacağına dair pek fikrim yok.

      Tanshaydar 13 Nisan '17 tarihinde |
  3. Çok güzel bir bilgi sitesi.Ben seriye ilk önce dead space ve daha sonra dead space 2 ile başladım.Üçüncü oyunu pek beğenmedim.Ama beni ilgilendiren oyunların altında yatan hikayesi az çok araştırmalarım sonucunda bu siteden bilgi aldım bunun için teşekkürler.Aslında pek bir bilgim yok dead space hikayesi hakkında sadece iki oyundan edindiğim bilgiler dahilinde.Dead space 3’ü oynadım beğenmedim hem hikayesel hem oyun olarak kötüydü.Umarım dead space 4 çıkar.Gerçi EA açıklama yapmıştı Dead Space 4 Mümkün diye ama belli olmaz.Zaten dead space’i geliştiren stüdyo başka bir battlefield oyunun yaptı ve onun şuan dlcleri ile ilgileniyorlar.Umarım dead space 4 gelir.Gerçekten de güzel bir son olur.

    Hakan Mert 18 Nisan '17 tarihinde | Cevapla
  4. Tanshaydar Bilgi için teşekkürler seriyi birkere daha bitirdim gerçekten kaçırdığım baya yer varmış :/ ama iyi yönden bakarsak hikayeyi senin ssayende tam olarak anlayabildim anlayamadığım tek kısım şu Dead Space 3’de Carver neden Halüsinasyon görüyor yoksa oda isaac gibi marker killermı ve Neden unitologist Danik Machine’i kapatmaya çalışıyor

    Esat 3 Haziran '17 tarihinde | Cevapla
    • Rica ederim 🙂

      Filmleri izlemediysen mutlaka izle, Dead Space: Downfall ve Dead Space: Aftermath
      Filmleri izledikten sonra Marker ile bir şekilde iletişime geçen herkesin aslında halüsinasyon gördüğünü anlayacaksın. Bu konu kitaplarda daha güzel anlatılıyor tabii.

      Marker Killer olmak için Marker ile doğrudan ve derin düzeyde iletişime geçmiş olmak gerekiyor. Bunu yapan bir Isaac var, bir de 2. oyunda Nolan Stross vardı, o da Marker Killer. Stross’un hikâyesini Dead Space Aftermath’da görebilirsin.

      Son sorduğun soruya gelince, 3. oyunu hiç anlamamışsın demektir, burada spoil etmek istemiyorum 🙂

      Tanshaydar 5 Haziran '17 tarihinde |
  5. Öncelikle Dead Space 1 & 2 & 3 oynamışlığım var. İmkanım olmadığı için Dead Space 2 Severed, Dead Space Mobile ve Dead Space Extraction oynayamadım ve aynı sebeple, biraz da ingilizce yetersizliğim olduğundan kitaplarını da okuyamadım. Yakın bir zamanda tekrar Dead Space 3 oynamaya karar verdim. Awakened adında ek paketi olduğunu öğrendim ve Origin Access ile uygun bir fiyata kısa süreliğine erişebilmek, Co-Op Side Missions içeriğini de öğrenmemi sağlayacaktı, tabi oynayacak birini bulabilirsem artıkın, arıyorum. Tabi bu bir aylık kullanımda ayrıyeten Awakened ek paketini de satın almam lazım. Dead Space 3 oyununu tekrar oynamaya karar verdiğim de bilgilerimi tazelemek için yaptığım araştırma da sitenize denk geldim ve bu muazzam içeriğe bir yorum bırakıp teşekkür etmek, biraz da hikayesine hem meraklı hem de daha bilgili biri ile karşılaşmanın mutluluğunu paylaşmak istedim.

    Oyunun konusunu yarım yamalak ingilizcem ile az buçuk kavramıştım. Evrimin bir sonraki aşaması, gizemli uzaylı yapıları, insanlığı yaratan üst varlık (Siyah Marker’ın “insan dna sinyali” gönderdiğini bahsettiğiniz de direkmen aklıma “İnsanları yaratan Marker ve onu yok etmeye çalışan da mı Marker?” diye düşünürken Prometheus filmini anımsatması, bir kaç cümle sonra da sizinde Prometheus filmini anımsattığını söylemeniz, gülümsetti 😀 ) ve bunu inanç üzerinden anlatmak acaip ilgi çekici ve heyecanlandırıcı. Tabi ilk oyun fazla bir şey anlatamıyor, son anına gelene kadar. Gemiyi tamir etmek ile vakit geçirip son kısımlar da ansızın gerçekleri öğrenmek, hızlıca gelişmesine rağmen çoğu şeyi yeteri kadar aktarıyor, Marker’ın ne olduğu ve Bütünselcilerin amacını dahi öğrenmek benim için yeterli bir başlangıçtı. Uzay temasını hiç sevmesemde oyunun atmosferi ve tasarımları ayrı bir kalite aktığından ne kadar karşı koysamda delicesine sevdim.

    Dead Space 2 ‘nin hikaye bazında çok kötü ilerlediğinden bahsetmişsiniz. Dead Space 2 bana göre, genel evreni ilerletmek yerine daha bir karakterlere odaklı bir hikaye yapmaya çalıştıklarını gösteriyor. Dediğiniz gibi Isaac’in iç hesaplaşmasını tamamlaması, oyunun asıl kısmı şahsen. İlk oyunda da Dead Space evreni üzerine sadece temelleri ve Isaac’in olaylara adım atışını içeriyor. Dead Space 2’de 3 senedir kullanılan Isaac’in nasıl kullanıldığı, Ishamura’da ki yaşadıkları, Marker’in hem normal hem de Nicole’u içeren zihin oyunlarını da ekleyince, yaşadığı travma çok ağır oluyor, bu durumda Isaac ilk önce toparlanması ve buna göre ilk oyunda eksik olan karakterini yaratmaları lazımdı. Dikkatini de çekerim, Isaac asla kahramanlık yapmadı. Isaac, hayatta kalmak için kaçan ve güvenli bir yer arayan bir karakterdi, çünkü o bir savaçı değil, makine mühendisi olan normal bir adamdı. “Bir seçimim varmış gibi görünmüyor. – Isaac”. Bir de diğer yandan bakmak gerek tabi, Dead Space evrenine ekledikleri bilgiler olarak, oyunu pek hatırladığım diyemem ama Bütünselcilerin Kilisesine girdiğimiz de, orada ki tasarımlara hayran kalmıştım ve yanlış hatırlamıyorsam o bölümler de ve oyunun genel hatlarında bolca Bütünselciler hakkında yazılar olmalıydı. Şuan pek hatırlamıyorum doğrusu Dead Space 2’yi, birinci oyuna göre daha yüksek aksiyonu ve gerilimi olan bir oyundu, kocaman gezegen vari bir uzay aracında olduğumuz için çok daha fazla düşmanın gelmesini normal görüyordum. Aksiyonu da tatlıydı şimdi, fazlasıyla heyecanlı. 😀 Son olarakta Isaac’in dışında Marker’lar ile temasa geçen başka insanlar olduğunu bilmekte güzel oldu. Ana karakterimiz normalden özel bir duruma geçiş yapsa da bunu “tek” olarak kalmaması iyi oldu.

    Biraz fazla bahsettim gibi oldu ilk iki oyundan ama sizin aracılığınız ile öğrendiğim ve size asıl teşekkür etmek istediğim kısımlar şurası;
    İlk olarak Michael Altman’ın neden “peygamber” seçildiğinin sebebi beni pek tatmin etmemişti. Siyah Marker’ı bulmuştu ama o Marker ile herhangi bir şey yapmamıştı, Bütünselcileri de o kurmamıştı, sadece onun keşfini yapması “peygamberlik” sıfatı için yetersiz kalıyordu, en azından yarım yamalak ingilizce bilgim ile oyun içerisinde adam akıllı bir bilgi edinemiyordum, adam benim için tam bir gizemdi ama ilk kitap “Martyr” ile ilgili yazdığınız yazıda adamın kim olduğu, Siyah Marker ile arasında ki bağlantı, Bütünselciler ile arasında ki bağlantı ve fedakarlıklarını öğrenince, tüm gizemi ortadan kalktı, tatmin oldum ve diğer yandan adama hayranlık beslemeye başladım her ne kadar ölümü biraz basitte olsa, tabi şikayette etmemek gerek, sonuçta insan, sırf önemli biri diye muazzam bir son yaratmak şart değil. Yanlış değilsem Bütünselcileri yaratan şirket sadece kitapta geçiyor değil mi? Oyunlar da öyle bir şey hatırlamıyorum.

    İngilizce yetersizliğimden Dead Space 3 bana absürt gelmişti çünkü olayların nasıl geliştiğini tam anlamamıştım. Tamam, Dead Space evreninin genel teması ve atmosferi hoşuma gidiyordu ama 3. oyunun sonunda ki yaratık Brethern Moon ne? (ki adının o olduğunu bile anlamamıştım), Tau Volantis kim?, Convergence olayı ne? gibi şeyleri bilmiyordum ama sayenizde açıklığa kavuştular. Bu da beraberinde Marker’ların bir “yapı” olmalarına rağmen kendi bilinçleri ile amaçları oluşu, bir şeyleri yeniden inşa edebilmeleri gibi yetenekleri ile birleşince, olayların sadece basit bir “salgından”, başka bir boyuta çıkarıyordu. Özellikle bu yazınız da şu kısmı okurken nefesim kesildi; “Brethren Moon’ların Isaac ve Carver ile konuşabiliyor olması, “We are coming, we are hungry” (Geliyoruz, açız) demesi, Isaac’ten kendilerini Dünya’ya götürmesini istemesi oldukça ilginç ve ürkünçtü. Zekâ sahibi bu devasa varlıklar Randall isimli fanatik bir Unitologist üzerinden de konuşabiliyorlar. “You can kill the prophet, but you can’t kill the god” (Peygamberi öldürebilirsin; ama tanrıyı öldüremezsin) demeleriyle de kendilerine tanrısal bir yakıştırma yapmaları daha da korkutucu.”

    Yaratıcı ile tanışma fikri ve karşı konulamaz devasa bir güç ile yüzleşme fikri, hem korkutucu hem de heyecanlandıran içerikler. Dead Space’in beni en başta bağlamasının sebebi buydu ki en başta da belirtmiştim. Dead Space 3 de tam olarak bunu veriyormuş ve gerçekten bu oyunu tekrar oynamalıyım.

    Awakened ek paketini oynamadım, şuan okuduklarımın hepsi spoiler içeriyor ama zerre umrumda değil, aksine heyecanımı daha da arttırdı desem doğru olur. Özellikle, yorumlar da başkasıyla tartıştığınız “Brethern Moon’lar Isaac’i yavaşlatmak için mi onu korkuttular yoksa Dünya’nın yerini öğrenmek için mi Isaac’i kullandılar?” sorusunun cevabını bende oynayarak keşfetmek istiyorum. Oyunun o son kısmı, buradaki okuduklarım ile bana da hayalmiş gibi geliyor. Çünkü Marker, Isaac’in zihnine halüsinasyon gönderebiliyorken, Marker’in bir sonraki aşaması olan Brethern Moon, Marker’dan daha kuvvetli halüsinasyonlar gönderebilmeli diye düşünüyorum. Bu, Brethern Moon’ların dünyanın nerede olduğunu bulmak için Isaac’ı kullandıkları ve Isaac’in korkusunu, daha fazla Brethern Moon ile çaresizlik durumuna sokarak durdurmayı planladıklarını düşünüyorum, tekrardan aynı yazının bir kısmını atacağım ama “…kendilerine tanrısal bir yakıştırma yapmaları daha da korkutucu.” , şu kısmın verdiği umutsuzluğun nasıl bir his olduğunu oynarken biraz da olsa yaşamışsınızdır.

    Sonra ki oyun nasıl olur ihtimalleriniz çok yerinde ama eğer ki bir sonraki oyunda yine ana karakterimiz Isaac olacak ise bu kesinlikle bir “son direniş” olur. Bu içeriği ise tahminim, diğer gelen Brethern Moon’lar ile birlikte bir anda iletişime geçecek, bir şekilde hayatta kalmış onlarca uzaylı ırkın, hatta belki de Brethern Moon’lardan bile üstün bir varlığın, Brethern Moon’ların yıkımına karşı, hatta Brethern Moon’ların üstlerinde daha yetkili bir varlığa karşı koyuş olabilecektir. Dead Space 3, yıkım ve değişim üzerine hat safhayı oynadı. Dead Space 4 ise Isaac ile devam ederse, tam bir kaos ve korkunun hakim olacağı, Dead Space evreninde köklü değişim yapacak bir olay olabilecektir. Hatta direk son sahneyi şöyle hayal ediyorum; Güneş solmuş, Dünya parçalanmış, diğer gezegenler yörüngelerinden ayrılmış bambaşka yönlere yol alıyor, insanlık ile birlikte diğer varlıklar yok olmanın bir tık gerisinde son kaçış planlarını yapıyor ve o sıra kamera, uzayın apayrı bir noktasında, yeni oluşan bir gezegen de, Aegis VII’de parçalanan Red Marker A3’ün bir parçasını, üzerinde açmış bir çiçek ile göstererek sonlanıyor. Biraz abartı gibi oldu ama bundan sonrası artık sizin hayal gücünüze kalmış ama şimdi kabul edelim, heyecan vericiydi. 😀

    Fazlasıyla uzun oldu ama Dead Space hakkında bu denli derin içerikleri Türkçe paylaştığınız için çok teşekür ediyorum ve umarım yazımı okurken keyif almışsınızdır. 🙂

    citasan 11 Ekim '17 tarihinde | Cevapla
    • Güzel kardeşim, eline sağlık, blog yazısı gibi olmuş. Okuduktan sonra gidip oyunları tekrar oynayasım geldi. Bitirdiğim kitapları memlekete gönderdiğim için kitaplar yanımda değil tabii 🙂

      Mass Effect serisinde de, 3. oyun gayet imkânsız ve umutsuz bir durumda başlıyordu; ama sonunda Reaper’lara karşı direniş başarıyla (tartışılır) sonuçlandı. Yani böyle umutsuz bir savaştan canlı çıkabilmek sadece Mass Effect serisine özel olmasa gerek. Bilemiyorum tabii, bu yazıyı 2013’ün Haziran ayında yazmışım. 2017 Haziran’ı geçtik, ve Dead Space 4 için hâlen bir haber yok.

      Yeni bir oyun gelmeyecek olabilir, ihtimal olarak kabul etmek gerekiyor. Ne var ki, seriyi yaraşır bir sona vardırmak gerekiyor bence. Mesela önerdiğiniz “hayatta kalmış bir başka uzaylı ırkın yardımı” harika bir hikâye ve oynanışa gidebilir. Son direniş zaten az çok belli.

      Ama bence oynamadığın iki oyundan, yani Extraction ve Severed’ten gelen bilgileri de düşünmek gerekiyor. Lexine Murdoch, Marker sinyallerine karşı bağışıklığa sahip, ve şu aralar çoktan doğmuş olan çocuğu da öyle. Hâliyle bu karakterin direnişte nasıl bir rol oynayacağını hayal etmekte bile zorlanıyorum.

      Uzun süre sonra bu muhabbete dönmek güzel oldu. Ankara’ya yolunuz düşerse bir bira ısmarlamak isterim.

      Tanshaydar 12 Ekim '17 tarihinde |
    • Ov, Lexine Murdoch karakterini oyun içinde duymuş olsam da öyle bir yeteneği olduğunu ve yaşadığını hiç bilmiyordum. Karakteri hikayeye güzelce yedirirlerse harika olur. Heyecan verici doğrusu, Marker’lara karşı durabilecek Marker Killers dışında başka bir şeylerin olması.
      Dead Space 3’ün çıkışının üzerinden 4 sene geçipte herhangi bir şey duyurmamaları üzücü. Belki kitaplarını devam ettiriyorlardır diye düşünüyordum ama kontrol ettiğimde Marty (2010) ve Catalyst (2012) dışında Salvage (2010) ve son çıkan Liberation (2013) kitapları var ama Dead Space 3 çıkış yılı ile aynılar. Bu da yeni bir Dead Space oyunu ihtimalini bir hayli düşürüyor doğrusu. 🙁

      Dead Space’in hikaye ve atmosferi dışında diğer hoşuma giden tarafı, ne kadar psikolojik korku ögeleri olsa da bunları “gerçekliği” fazla çarpıtmadan sunması. Biz, bir obje ile etkileşime girip onunla ilgili bir şey yaptığımız da “aaa aslında o öyle değilmiş/yapmamışız” gibi bir zırvalığa girişmiyor. Çünkü karşı koyabilmek çoğu korku (ve psikolojik korku) oyunun da olmayan bir durum, sanki hep zihnimizin esiriyiz ve çaresiz bırakılıyoruz. Mesela Dead Space 2’de Nicole kimi zaman karşımıza çıksa da sadece “kışkırtma” yapabiliyor ve bunu kendisini direkmen göstere göstere yapsa da bizi sağa sola savurma gibi fiziksel etkileşimlere geçemiyor veya da bizi abidik gubidik alemlere gönderemiyordu. Bir kaç kez yapmışlığı var ama “karşı koymak” gibi bir durum söz konusu olunca bunu değiştirebilme imkanınıda elde ediyoruz, korku ögesinin yani düşmanımızın sınırları vardı. Oyunun sonu hariç tabi, son Boss’u sevdiğim diyemem. Dead Space’te yüzleştiğimiz fiziksel düşman olarak Necromorph’lara karşı koyduğumuz kadar zihinsel düşman olarak Marker’a karşı koyabilme imkanını sunduğu içinde Dead Space’in yeri ayrı şahsen.

      Bu korku olayına başka bir oyundan örnek vermek gerekirse Evil Within’de bir tür psikolojik korku oyunu. Dead Space’de olduğu gibi Evil Within’de çoğu zaman yaratıklar ile mücadele ediyoruz. Her bir yaratığın temsil ettiği duygu farklı ve onlarla yüzleşebilmek güzel, tasarımları ayrı bir güzel. Bir de zihinsel güçlere sahip düşmanımız var. Oyunun tamamı zihinlerin, ortak bir beyine bağlı olduğu bir makinenin içinde, sanal bir dünyada geçiyor. Bu yüzden orada yaşanan doğaüstü olaylar, mekan geçişleri, yaratıklar, karakterlerin birbiri ile yaşadıkları felan bunlar kabul edilebilir durumlar. Benim Evil Within’de sorunlu gördüğüm kısım, zihinsel olarak bizi alt etmeye çalışan ana düşmanımız Ruben/Ruvik artık adı her ne ise bizi istediği zaman bir mekandan diğerine gönderebildiğini, istediği zaman bizi durdurmak için yaratıklar yaratabildiğini, bizi dostlarımıza karşı düşman veya dostlarımıza saldırmamıza sebep olduğunu, hatta bizi avucunun içinde tuttuğunu, yani karşı koyamayacağımızı gösterebildiği halde bizi alt etmemesi ve bunun bir sebebinin olmaması idi. Karşımızda sınırları olmayan zihinsel ve fiziksel güçleri olan bir düşman var ama bizi yok etmiyor. Yok etmemesi içinde hiç bir sebebi yok, bize ne herhangi bir gizemli veya önemli bir bilgi veriyor ne de kendi emelleri için kullanıyor. Onun için tamamen zararlıyız. İlk zamanlarda normal bir vücuda sahipken yapmadığı şeyi farklı bir forma girdiği halde yapmaya çalışıyor ve yapamıyor. Hem absürt ve tatmin edici olmayan bir sona sebep oluyor, hem de karşı koyabilme hissi ile zafer hissini mahveden, güzelim kötü karakteri harcanmış bir oyun oluyor. Oyun genel olarak iyi olsa da hikaye ve kötü karakterin güçlerini herhangi bir sınırlar içinde tutturamadıkları için absürt bir gidişat ortaya çıkmış. Her iki oyunda üzerinize gelen düşmanlar ile korku ve gerilim yaratıyor fakat Dead Space’de düşmanların yapabilecekleri sınırlı, Evil Within’de sınırsız iken bu sınırsız güçlerini kullanmadıkları için alt ediliyor, kullanmamaları için herhangi bir sebepleride yok. Bu durum F.E.A.R.’da da var ama Alma’nın kendince sebepleri var. Bizi öldürmemesinin bir sebebi bizim onun çocuğu olmamız ve diğer sebebi ise onun, ana karakterimiz sayesinde bağlı olduğu makineden kurtulabilme ihtimali olması.

      Dead Space övgülü bir yazı oldu gibi ahah 😀 Eğer yeni bir Dead Space oyunu gelecek olursa bu sınırları aşmadan, oturaklı şeyler üzerine gitmelerini umut ediyorum. Dead Space’in atmosferi, hikayesi ve tasarımları dışında bir önemli etkilerinden biride buydu şahsen. Eğer ki Dead Space 3 oynacak iseniz beklerim. Şuan Chapter 14’deyim ama Chapter 4 & 11 & 14 ‘de yapılması gereken Co-op Side Missions var. Oynayan oyuncu sayısı çok az. Sadece bir kişiye bağlanabildim, ilk defa denediğim ve ekipmanlarım iyi olmadığından haşat oldum habire. Benim oyunuma ise sadece 3 farklı oyuncu bağlanabildi şu ana dek ama onlar da ana görevde iken denk geldiklerinden Co-op Side Missons giremedim hiç. Carver ile de oynamak istiyorum, şimdi kabul edelim, adamın zırhı Isaac’in zırhından daha cool 😀 Mesajları 2 gün önce iletmeye çalıştığımda sorun yaşadım nedense, iletilmemiş hiç biri. Yan görevleri bitirdim, hele ki Carver ile ve muazzamdı ama tekrar oynamak isterim oynayacak olursanız. Biraz hızlı ilerledikte, biraz daha yavaş oynamak daha iyi olur.

      Mass Effect ile Dead Space’i oynanış (silah kullanımı ve tasarımı olarak) ve hikaye olarak benzetiyorlar imiş. Oynamadığım için bilmiyorum ama gördüğüm kadarıyla biraz uzaklar birbirlerinden. Denemeden tam bir şey diyemiyorum. Biraz da sizden spoiler yemiş oldum gibi ama Mass Effect 3’e gelene kadar unuturum. 😀

      Eğer Ankara’ya yolum düşer ise biranızı keyifle içerim. 🙂

      citasan 15 Ekim '17 tarihinde |
    • oyundan konuştuk, bir hevesle sardım kendimi tekrardan dead space evrenine derken, visceral games kapatılıyormuş… elveda dead space 4… elveda dead space evreni 🙁

      citasan 19 Ekim '17 tarihinde |
    • Oyunun hakları Ea şirketinde zaten. Visceral Games in kapatılmasının herhangi bir değeri yok. Belki sadece nostaljik bir değer. Eğer olur da Dead Space 4 yapılacak olursa, bu oyunun hakkını verecek firmanın önemi yok. Tabiii herşeyden önce Ea nın bundan iyi bir kar sağlayacağını düşünmesi gerek. Bakalım belki hayaller bir gün gerçek olur da hikayenin sonunu görebiliriz.

      Alp 19 Ekim '17 tarihinde |
    • @Alp

      EA Games bunu yıllardır yapıyor. Küçük ve orta düzeyde oyun stüdyolarını satın alıp, onlara aynı oyundan bir tane daha yaptırıyor. Oyunun bitmesine izin veriyor veya projeyi yarıda iptal edip ekibi farklı projelere dağıtıyor. Önünde sonunda olacağı buydu, çok yazık oldu, zira Visceral Games ekibi başarılydı.

      İsim hakları EA’nın elinde; ama Dead Space’in lore’una ve atmosferine sadık olabilecek yeni bir oyunu benzer bütçe ile yapmaya yaklaşırlar mı? Emin değilim. Altın Bok ödülünü her sene boşuna almıyor bu firma.

      @Citasan

      Hakikaten, kendimi çok şom ağızlı hissettim. Resmen muhabbeti çevirdik iki keyif aldık ve firma kapandı. Çok üzücü bir durum, sanırım bu konuda yolun sonuna geldik.

      Bir arkadaşım The Evil Within 2 hediye etti geçenlerde, ilk oyunu çok sevmiştim (e başında Shinji Mikami var tabii ki güzel olacak), bir de buna bakıp herhalde TPS korku oyunlarını yâd edeceğim…

      Tanshaydar 28 Ekim '17 tarihinde |
  6. BENİM KARAKTER NİŞAN ALMIŞ POZİSYONDA KALDI MERDİVENDEN ÇIKAMIYORUM BUNDAN NASIL ÇIKACAM SAĞ MAUSA BASILI KALMIŞ GİBİ DURUYOR Bİ YARDIM EDİN

    emre 12 Aralık '17 tarihinde | Cevapla
    • Caps-Lock veya Tab Tuşu açık kalmıştır oyun içinde bunlardan birisine bas Tam hatırlamıyoruz. Bunlardan birisi sürekli nişan alma pozisyonuna getiriyor.

      Alp 12 Aralık '17 tarihinde |
  7. Sanrım oyun artık RİP 🙁 Hiçbir şekilde artık oyun gelmez sanırım değil mi?

    Eren 16 Mayıs '20 tarihinde | Cevapla
    • EA Games maalesef yapımcı stüdyo Visceral Games’i lağvetti. Dolayısıyla olası görünmüyor.
      Asıl yapımcılar bu konuda umutlu değiller. Hikâye için ellerindeki fikirleri de paylaşmak istemiyorlar, hani olmaz da, olur da EA Games Dead Space 4’ü yapar diye.

      Muhtemelen Ellie karakteri ile oynayıp galaksiye yayılan Necromorph salgınını durdurmaya çalışacağımız bir oyun olacaktı. Mass Effect’in en sonudna Reaper’ların gelişi ve imkânsız savaşı gibi. Brethern Moon’ları yok edip, biraz da X-Files gibi insanın evrendeki var oluşunu sorgulayan ve bunun orijinine giden bir hikâye varmış kafalarında.

      Kitaplarla beraber çizgi romanları da (özellikle de Carver’ın hikâyesini anlatan çizgi roman) elden geçirince insan baya bir doyuma eriyor; ama bir kapanış görmeyi hepimiz hak etmiştik. Kısmet değilmiş.

      Tanshaydar 21 Mayıs '20 tarihinde |

Söz uçar yazı kalır